Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '11

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
529
 

Daha ne kadar kadın cinayeti işlenecek?

Daha ne kadar kadın cinayeti işlenecek?
 

Kadınların kolayca feda edildiği bir ülke burası. Kadın cinayetlerinde dur durak yok. Eline bıçağı alan saldırıyor.

Bu hafta medyaya yansıyan 5 tane kadına şiddet vakası var, 3’ü cinayetle sonuçlanmış!

Nedir kadınlarla alıp veremediğiniz? Hasbel kader iki ayağının üzerinde durabiliyor diye “insan” olduğunu sananlara sesleniyorum.

Zillet içindeki güçsüz, sefil, korkak yaratıklara…

Bir yerlerde kadınlar kapalı kapılar ardında suratlarına savrulan tokat ve yumruklardan kendilerini korumaya çalışıyor, koruyamazsa ölüyor. Ve devlet bu kadınları koruyamıyor! Önlemleri alamıyor!

Kadın “hayır” dedi, “ben varım” dedi, çalışmak istedi, camdan dışarı baktı, yemeği tuzlu yaptı, ütüyü iyi yapamadı, kapıyı geç açtı, kadın hasta, kadın cinsel ilişkiye girmek istemiyor, maaşını kocasına vermiyor, adamın alkolüne kumarına dayanamıyor…zillet içindek erkek için tüm bunlar vb. öldürme nedeni!

Yaratık geliyor, kadına pat küt girişiyor, hızını alamıyor 30 yerinden bıçaklıyor…bu nasıl bir zihniyet, nasıl bir aşağılık duygusudur.

Yani erkek diyor ki; “sana tanınmış olan bir kadınlık rolü var, bunun dışına çıkmamalısın, çıkamazsın”.

Bu ülkede onca kadını koruduğu iddia edilen kanunlara rağmen, kadınlar bir leş parçası gibi diri diri toprağa gömüldü. Medine Memi’yi hatırlatırım. Elalemin namusundan bize ne diyen bir otorite ve töre cinayetlerinin tüm sınırlarını zorlayan bir örneğidir bu.

Biz buyuz…kadınlarımızın, çocuklarımızın durumu da budur, bu kadar kolay feda edilebilirler, bu kadar hunharca her an öldürülebilir, şiddet görebilirler.

Halen kız çocuklarının anne sütü almasına değer görülmez, okula gönderilmez, erken yaşta ya da zorla evlendirilir, kaçırılır, tecavüz uğrar, hamile kadınlar kocaları tarafından dövülür, karanlıkta aç hapsedilir, genç kızlar ensest girdabında boğulur, ya da öldürüp parçaladıktan sonra şehir çöplüklerine atılır. Tüm bunlar, modern Türkiye’nin kadına şiddet gündeminin başlıklarından!

Türkiye’de her 3 kadından biri fiziksel şiddet görüyor. Duygusal şiddete maruz kalanların sayısı ise belirlenemiyor. Türkiye, kadına yönelik ayrımcılık ve şiddet açısından dünyada ilk sıralarda yer almaya devam ediyor. Üstelik Türkiye, kadın hakları konusunda bilimum sözleşmeleri en baş sırada imazalayan bir ülke. Ama ne var ki bizim kadına bakış zihniyetimiz bozuk, asıl değişmesi gereken de budur.

Kadına sadece doğurganlık ve bakıcılık işlevi yükleyen, kadının yaşamını kocası ve aile büyükleri tarafından sorgusuz sualsiz ipotek altına alarak maruz kaldığı veya kalacağı baskıyı ve şiddeti pekiştiren, meşru kılan bu zihniyetin değişmesi gerekmiyor mu?

Erkekler biliçaltına bir sorsunlar bakalım, bir yanlarında “kadın haketmiştir” zihniyeti var mı yok mu?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ama kahveperisi isimli arkadaşımıza verilen cevabı okuyunca bir konunun daha altının çizilmesi gerektiğini fark ettim. Orada "Aslında iyileştirilmesi gereken bireyin kendisi ama bu da yeni nesillerin eğitimi ile olabilecek" demişsin. Bu düşünce bence bir kısır döngüdür. Yeni nesiller kendi kendilerini eğitecek değiller. O eğitim yine eski nesiller tarafından verilmeyecek mi? Bu nedenle de armudun hep dibine düşmesi geleneğinin kırılması gerekiyor. Bu nedenle de "yeni nesillerin eğitimi" diyerek sorunu çözümsüzlüğe mahkum etmeyelim. Eğer samimi olarak soruna çare üretmek istiyorsak gelecek bir zamanda değil, şimdi, bugün, hemen KENDİ zihniyetlerimizi değiştirelim ki, gelecek nesiller bizden daha iyi bir nesil olabilsin. Aksi takdirde biz nasıl "birileri buyurdu öyle olduk" diyorsak, aynı şeyi gelecek nesillerde tekrarlayıp duracaklar demektir. Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 04.09.2011 9:33
 

Dünya genelinde şiddet sorunu yıldan yıla artış göstermektedir ve bu soruna mutlaka bilimsel yöntemlerle çözüm bulunması gerektiğine inanıyorum. Ancak son zamanlarda sık sık olduğu gibi eli kalem tutanların kendilerine rant sağlarcasına şiddet konulu hamasi yazılar yazmasıyla da bir çözüm bulunacağını düşünemiyorum. Ülkede her gün ortalama 5 kadın öldürülüyor ama günde kaç erkeğin öldürüldüğünü kimse merak bile etmiyor. Gerçek olan şu herkes kendisinden zayıf olana şiddet uyguluyor. Bilimsel araştırmalar ilkokul çocuklarının % 54 oranında annelerinden % 46 oranında da babalarından dayak yediğini ve dayak yiyenlerin de çoğunlukla erkek çocuklar olduğunu gösteriyor. (Anadolu Psikiyatri Dergisi: 2007 - 8:206-214). Kimse şiddet mağduru olmayı hak etmiyor ama ben şahsen kadınların da şiddetin yaygınlaşması konusunda sütten çıkmış ak kaşık olmadıklarını düşünüyorum. Hamasi söylemlerden önce kadınların kendi büyüttükleri erkekler tarafından öldürüldüklerini bilmelerinde de fayda var. Selamlr

Matilla 
 03.09.2011 22:31
Cevap :
Yorum için teşekkürler...  04.09.2011 8:26
 

istisna varsa, o da kaideyi bozamamanın utancını taşıyordur.. bu "hak etme" konusunda kadınların da söyleyecek sözü olmalı.. onca yanlış, onca acı, kadınların pekiştirmesi olmadan nasıl bir daha bir daha üretilecek ki? "kutsal annelik" müessesine dört elle sarılan kadınların da (tabiri caiz ise) bi titreyip kendilerine gelmeleri gerekiyor sanki.. erkeğin değişmesi dönüşmesi kadına göre çok daha zor sevgili arkadaşım, ne olacaksa yine kadınla olacak.. en azından yine kadınla başlayacak.. (yalnız bu yorum böyle sanki bildiri gibi bi şeye evriliyor, çok fena:)) eline aklına sağlık, selam ve sevgilerimle..

kahveperisi 
 03.09.2011 22:28
Cevap :
şiddet hiç bir zaman hak edilmez, bu kadın veya erkek için farketmez, aynıdır...kadın "ihanet etti" diye 30 yerinden bıçaklanıyorsa ve toplumun büyük çoğunlu halen "ama bak o da ihanet etmiş" mantığıyla cinayeti kutsuyorsa burada bir zihniyet bozukluğu, sosyal bir zaafiyet var demektir. Zillet içine düşümüş erkek için o aşamada şiddet ya da cinayet farketmiyor artık, ruhsal bozukluğuna şiddetle çözüm bulma aşamasına geldiğinde hiç bir şey ona engel olamıyor. Aslında iyileştirilmesi gereken bireyin kendisi ama bu da yeni nesillerin eğitimi ile olabilecek...teşekkürler, sevgiler  04.09.2011 8:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 476
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2321
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster