Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1286
 

Daha ne olsun?

Daha ne olsun?
 

Yürüyoruz,lakin omzumuzdaki yükü nerede indireceğimizi bilmiyoruz.


Benekli, lekeli yürekler, miyoplu gözler, kirli eller, yaralı vicdanlar, düzensiz zihin ve duygular, teraziyi hak dengesinde tutamazlar. Hakkı, hukuku hakkaniyete uygun tartıp dağıtamazlar.

Hz. Ömer’in adaleti tek yüzlü keskin bir kılıçtı. Hz. Ali’nin Zülfikar’ı ağzı çatallı keskindi ve adaleti sembolize ederdi, oda tek yüzlü keskin bir kılıçtı.

O kılıçları maneviyatın Yüce makam ve mevkilerinde bulunan sağlam yürekli, muhkem vicdanlı, uzağı gören gözlerin, düzenli zihin ve duyguların sahipleri kullanırlardı da ondan Hakkı, hukuku adaleti her kes için eşit tartıp dağıtırlardı.

Günümüzde ise ister makam ve mevkilerde olsun, ister sıradan bazı insanlar olsun zaman, zaman birden fazla değişik yüzle, birden çok dille, konuşurlar. Söyledikleri anlaşılmaz, esas kimlikleri tanınmaz. Çift  yüzlü kılıçların açtığı yaralar darbeli ve ezik olur. Tek yüzlü keskin kılıçların yaraları da keskin olur.

Zaten bizde Osmanlıdan kalan kılıçlar özelliklerini kaybetti, onlar artık sadece törenlerde kullanılır ve müzelerde süs eşyası olarak sergilenir.

İnsana demezler mi  geç kaldın,mahfi yüzlüm geç kaldın, Güneş Yüce tepeleri aştı, vadilerde hava karardı, gün soldu, akşam karanlığı başladı. Haklı açıklamalar olsa dahi, zamansız vakitte söylenen bu açıklamalar sizi maki yüzlü olduğunuzu göstermez. Yıllar geçti nerelerdeydiniz. Sizin söyledikleriniz vakitsiz, tek dilli değil, birçok dilli. Tek yüzlü değil, birden ziyade yüzlü olduğu için muteber sayılmaz.

Sorarlar insana bu açıklamaları neden beş on yıl önce yani vakti zamanında yapmadınız da durdunuz Mevsimin Sonbaharında, Sarı hazanda söylediniz. Bilirsiniz ki özenle yaratılan ve şerefli kılınan insanlarda var olan diğer azalarla birlikte söyledikleri anlaşılsın, kimliği ortaya çıksın ve tanınsın diye tek yüzlü, tek dilli olarak yaratılmışlardır.

Birden ziyade yüzlülerin gerçek yüzü tanınmaz, kimlikleri ortaya çıkmaz, birden ziyade dilli insanların söz ve söylemlerinin meali anlaşılmaz. Ne çare ki insanoğlu yaradılışın aksine yeryüzünde birden çok yüzlü, birden çok dilli olmayı arzuladı.

******

Abeceli (AB ) olacağız, medeniyeti yakalayacağız  elin gözüne gireceğiz diye ülkemizde idam cezasının kaldırılması ile birlikte içimizde binlerce canavar yetişti. Günahsız çocukların, kadınların ve sair insanların yaşam hakları ellerinden alındı. Öldürülenler toprağa katiller ise cezaevinde has ekmek yemeğe gönderiliyor.

Daha dün Adana’da meydana gelen ve canavarca işlenen vahşet cinayetinde, küçük yaşta Gizem kız çocuğu toprağa verildi yürekler dağlandı. İnsana sormazlar mı? Böyle olacağını bilseydiniz idam cezasını kaldırır mıydınız?

Çocuğun Yaşam Hakkı raporuna göre 2013 yılında ülkemizde 633 çocuk yaşam hakkını kaybetmiş. Ayda ortalama 2 bin 500, 3 bin çocuk kayboluyor.

Toplam kayıp ve arananların sayısı ( mevcut )  yazmak istemiyorum. Sorarlar insana bunca kayıp çocuk karanlık ve derin kuyulara, Mavi renkli havuzun ölçülü sularına mı düşüp kayboldu!

İşte bilmeden, sonucu düşünmeden sözde medeniyete giden yolda bu acılar, bu hüzünler, bu çileler, bu yokuşlar, bu inişler, bu yarlı, uçurumlar olur.

Dert bir değil, Elvan, Elvan,

Dayan yüreğim dayan, dayan.

İşte haklı ama vakitsiz ve zamansız yapılan açıklamalar başkaları tarafından” camia ve paralel'e ait söz ve söylemler olarak kabul edilir.

Yürüyoruz ama nereye gideceğimizi, Omzumuzdaki yükü nerede indereceğimizi bilmiyoruz. Mola üstüne mola veriyoruz. Yolun sonunu göremiyoruz.

İşte Yüce Yaradan’ın verdiği tek yüz, tek dil haricinde birden ziyade yüzlü, birden çok dilli, benekli, lekeli yürekli, miyoplu gözlerin, kirli ellerin, yaralı vicdanların, düzensiz zihin ve duyguların sahibi olmakla Hak, hukuk ve adalet terazisini bir dengede tutamıyoruz.

Hâlâ bir şey olmamış diyoruz. Daha ne olsun?

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN      

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Mehmet Bey. Ağaç ne güzel söylemiş! Tıpkı bizim toplum gibi... Selamlar..

Mesut KARİP 
 15.05.2014 12:13
Cevap :
Kıymetli Mesut KARİP : Yani AYM Başkanı bu haklı sözleri baharda, yazda neden söylemiyordu da durdu, durdu bu sarı hazanda söyledi ona aklım ermiyor.Saygılar sunuyorum..  15.05.2014 16:29
 

Mehmet Bey, Ateş düştüğü yeri yakıyor maalesef. Eğer bu vahşetler bu ülkeyi yönetenlerden birinin yüreği yansa idi kitabına uydurulurdu... O masum yavrucukların Allah anacığına sabır versin. Rabbim kimseye de evlat acısını tattırmasın. Emeğinize yüreğinize sağlık. Selam ve saygılarımla.

Hanife MERT 
 02.05.2014 23:26
Cevap :
Kıymetli yazarımız,Sayın Hanife MERT: İşte duyduk büyüklerimiz zehirli, vicdansız yarattıkların sayısını kurutmak yerine çocuklarımıza çığlık öğretilmesini öneriyorlar.Ne yapalım onlar daha iyi bilirler.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   03.05.2014 10:32
 

Gördükleri ve duydukları halde o sağır ve körler ki çok dillidirler.Dilleri,ayıplarını ve günahlarını örtüp kapatmak için konuşur durmadan.Onlar ki yarasalar gibi aydınlıktan kaçıp faraler gibi karanlığa otururlar ve kendilerini bedava mal peşinde koşmaya programlarlar.Hak,hukuk ve adeletin ayaklarına dolaşmasını asla istemezler.Tek dertleri bu.Ülkenin kadınları öldürülüyormuş,çocukları kaçırılıp tecavüz ediliyormuş...Yeni nesiller sıkıntı içindeymiş,eğitimmiş-öğretimmiş,güzel âhlakmış,sevgi-saygıymış,değerlermiş,Yoksullukmuş,yok sınırlarmış hiç biri de ilgilendirmiyor düzenin gidişatından nemalananları...Ah,Mehmet bey dostum,ah!Dert çok...Bunca dertlerimizle mezarlarımıza nasıl sığarız ki?..Elinize,yüreğiniz sağlık.Selam ve saygılarımla sağlıcakla kalınız.Anlamlıydı oldukça!

Abbas Oğuz 
 01.05.2014 17:26
Cevap :
Kıymetli Öğretmenimiz,Sayın Abbas Oğuz : Aynen yorumunuzda anlattıklarınız gibi dert çok, derman yok.Hele " Bunca dertlerimizi mezara nasıl götüreceğiz" Sözleri yeter de artar bile.Çok teşekkür ediyorum.Sizin yorumlarınız sadece ben biçarenin yazılarına değil tüm yazarlarımızın yazılarını süslüyor.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.  03.05.2014 10:30
 

Sevdanın, aşkın akıl, kültür ve çağdaş yaşam pratiklerindeki eksikliklere dayalı olarak psikopatça yaşandığı mekan ve (zam)anlar ülkemizde maalesef giderek çoğalmakta kıymetli yazarım. Bu türden durumların varoş egemen, ataerkil, maço kültürle pekiştirildiği günlerdeyiz!Artık M. Kemal'in bizlere armağanı olan çağdaş yaşam biçiminin unutulup metafizik hayallerin egemenliğinde bir Orta-Doğu ülkesi olma yolundayız. İstisna gibi görünen bu türden psiko-patolojik vakalar da muhtemelen bu bataklıktan daha da besleneceklerdir. Tanrı Türkiye'min çağdaş yüzünü korusun! İçtenlikli saygı ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 01.05.2014 13:53
Cevap :
Kıymetli dost kardeşim, Sayın Ersin Kabaoglu: Aynen dileklerinize katılıyorum.Yüce Allah ülkemizin sevk ve idaresini,kendi kudretiyle, yardımıyla idare ettirsin.Birden çok yüzlü, kirli eller sahibi,yaralı, benekli vicdan sahiplerinden bizi korusun. Ülkemizde canavarlar yetişiyor.Canlar nedensiz ve sebepsiz toprağa,katiller Ceza-evine has ekmek yemeye gidiyor.Selam ve saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   01.05.2014 15:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 608
Toplam yorum
: 7071
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2114
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster