Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
20
 

Daha yüksek!.. Daha yüksek!

Daha yüksek!.. Daha yüksek!
 

Siyaseti kişisel beklentileriniz için yapıyorsanız, sesiniz çıkmaz; mabadınızın üstüne çöreklenir, oturursunuz.
 
Her sözünüz, her seçiminiz gelecekteki çıkar umudunuz tarafından akort edilerek belirlenir.
 
Ölçülür, biçilir ve beklentilerinizin bohçasına istif edilir.
 
Düşünce özgürlüğünün içsel-sansürü [sanki] kendiliğinden, işte böyle oluşur.
 
Ortada sizi kısıtlayan bir nesnel/maddi/görünür bir ölçü yoktur, bir baskı ya da diktatörce bir dayatma filan yoktur.
 
Çıkarlarınız sanki kendiliğinden oluşturur aklınızı; tökezletir... Dizayn eder, biçimlendirir ve iğdiş eder yine sanki "kendiliğinden...".
 
Kölelik işte budur!
 
Oysa karşınızda başınızı uzattığınız bir celep de yoktur...
 
Siz sadece -kendi- iç celebinizin mahkûmu ve hem de celladısınızdır.
 
Evet sadece... Kendi, bireysel çıkarlarınız ve bu çıkarlara teslim olmuş aşağılık kişiliğiniz vardır size dur diyen; sus diyen; el-etek öp, belini bük, omurganı yok et; otur oturduğun yerde; kır belini Ali dayı, kır belini, diyen: Hop hop hop!..
 
Sinip kalırsınız oturup oturduğunuz yerde...
 
İşte en acı, en trajik ve en dayanılmaz hal ve gidiş budur. Üstelik borç/haciz/iç-gebelik falan değil, düpe-düz kimliğiniz ipotek altındadır…
 
Ettiğiniz sözün doğru-yanlış, haklı-haksız, sahici-yalancı kıstası önemli değildir.
 
Ağzınızdan dökülecek söz, eğer çıkarınızın vizesini elinde tutan "büyüklerden birilerine" uygunsa tamamdır.
 
Bu büyüklerden birisi müdürünüz olabilir, parti başkanı olabilir, koltuk sahibi sair kodamanlar olabilir, hiç fark etmez.
 
Önemli olan kişisel beklentilerinizin geleceğidir...
 
O geleceğin size ulaşmasını sağlayacak vizenin mührüdür.
 
Mühür kimin elinde ise, haklı olan o'dur...
 
Sizin işiniz O'na hak vermekten ibarettir.
 
İşte ancak o zaman o da size hakkınızı verecektir.
 
Evet... Şöyle bir bakın etrafınıza; yukarı tarafa, aşağı tarafa; sağınıza, solunuza...
 
Ne görüyorsunuz.
 
Gördüklerinizi farkında mısınız?
 
Bizce___ Bizler, maalesef, sözünü ettiğimiz umudun altında ezilen bir kalabalık halinde yaşıyoruz, bunu bilin.
 
Bildiğinizi ben de biliyorum, ama... Yetmez!
 
- Bildiğinizi yüksek sesle seslendirin: Mesele budur!
 
Sorun yüksek sesle, kısılmış ve kıstırılmış ses arasındaki farktır, ilişkidir, mücadeledir...
 
Farkındalık işte bu farkın bilincine varmalı ve sesini yükseltmelidir.
 
Daha yüksek!
 
Daha yüksek!...
 
 
 
@farukhaksal42
 
www.soruyusormak.com
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 911
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 465
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster