Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '10

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
242
 

Dakikalara sığan bir hayat !

Dakikalara sığan bir hayat !
 

Dünya Hayatı Çok Kısadır, Sonsuz Hayat Ahirettedir...


Dünya hayatı çok kısa... Her geçen gün yaşlanıyoruz, ve zaman çok hızlı geçiyor. Çocukken düşünürdüm, haftasonları bir türlü gelmek bilmezdi. Zaman çok yavaş geçiyor gibi gelirdi. Her haftasonu bir ay sonra geliyormuş gibi gelirdi. Fakat şimdi bakıyorum da "günler su gibi geçiyor" sözünün tam karşılığı yaşanıyor. Göz açıp kapayıncaya kadar haftasonu geliyor, bir de bakmışsınız aylar geçmiş. Şu an 26 yaşındayım ve çocukluğumu düşündüğümde hafızamda oluşan birkaç kareden fazlasını hatırlamak için bayagı bir yoğunlaşmam gerekiyor. Zaman çok çabuk tükenen ve geçtikçe de, yıpratıcı etkisi olan bir kavram.

Zamanın yıpratıcı etkisi her şeyde gözle görülür biçimde fark edilir. En son model diye alınan bir araba birkaç sene içinde kaçınılmaz olarak eskir. Çok beğenilen bir ev, 5-10 sene sonra eğer bakım yapılmazsa eski görünümlü bir yere dönüşür. Ancak tüm bunların yanında insan en büyük yıpranmaya kendi bedeninde şahit olur; geçen yıllarla birlikte insanın çok değer verdiği bedeni, geri dönülemez bir biçimde hasar görür.

Yaşlılık çoğu zaman, düşünülmek istenmeyen, hayata dair planlara dahil edilmeyen bir dönemdir. İnsanlar fiziksel birtakım acizlikler içinde geçirecekleri yaşlılık dönemini mümkün olduğu kadar akıllarına getirmemeye çalışırlar. Ancak ne kadar akıllarına getirmemeye çalışsalar da hızla geçen zamanla birlikte insan bedeninde, gitgide daha da dikkat çeken bir değişim gözlenir. İnsanın belirli bir zaman içerisinde geçirdiği bu değişiklik Kuran’da şöyle bildirilmiştir:

“Allah sizi bir za’ftan yarattı, sonra (bu) za’fın ardından bir kuvvet kıldı, sonra bu kuvvetin ardından da bir za’f ve yaşlılık verdi. Dilediğini yaratır. O, bilendir, güç yetirendir.” (Rum Suresi, 54)

Bazı insanlar, Kuran’da bildirilen yaşlılık gerçeğinin zaman zaman konusu açıldığında korku ve endişeye kapılırlar, ama kısa bir süre içinde hiçbir şey yokmuş gibi günlük yaşamlarına devam ederler. Yaşlanacaklarını akıllarına getirmek istemeyişlerinin en büyük nedenlerinden biri, bu düşüncenin dünyada sonsuza dek var olamayacaklarını kendilerine hatırlatıyor olmasıdır. Bu yüzden geç de olsa karşılaşacakları bu dönemi çok az düşünürler. Önlerinde uzun seneler olduğunu, yaşlanmanın ve ölümün çok ileride olacağını varsayarlar. Kuran’da bu gibi insanların içerisine düştüğü bu yanılgı şöyle bildirilmiştir:

“Evet, Biz onları ve atalarını yararlandırdık; öyle ki ömür onlara (hiç bitmeyecekmiş gibi) uzun geldi…” (Enbiya Suresi, 44)

Dakikalara Sığan Bir Hayat…

Yaşlılık gerçeğini gözardı eden insanların düştüğü yanılgı çok büyüktür. Çünkü kaç yaşında olursa olsun yetişkin her insan, dönüp geride kalan hayatına baktığında aklında belli-belirsiz hatıraların kaldığını görür. Çocukluk ve gençlik dönemlerinde başından geçen iyi ve kötü olayları, onu heyecanlandıran şeyleri, aldığı önemli kararları, ulaşmak için hırsını yaptığı ve yıllarını verdiği amaçları, daha sonra zorlukla hatırladığında, hepsinin geçmişte kalan birer anıdan ibaret olduğunu görür. Bu nedenle çoğu zaman “koca bir hayatı” anlatmak, en fazla birkaç saat alır.

Sadece birkaç saniye düşünerek kavranabilecek bu gerçek, insanı hayatının hangi döneminde olursa olsun durup bir karar almaya sevk etmelidir. Örneğin, 40 yaşında olan bir insan 65 yaşına kadar yaşamayı umuyorsa bilmelidir ki önünde kalan 25 sene, geçirdiği 40 sene kadar çabuk geçecektir. Aynı kişi 90 yaşına kadar da yaşayacak olsa, değişen hiçbir şey yoktur. Çünkü önünde kalan yıllar uzun da olsa, kısa da olsa eninde sonunda tükenip sona erecektir. İşte bu noktada insanın yaşlanması, dünyanın geçici bir mekan olduğunun en keskin hatırlatıcılarındandır. İnsan ne yaparsa yapsın, bu dünyadan bir daha geri dönmemek üzere ayrılacaktır.

O halde her insan, ön yargılarını bir kenara bırakıp kendi hayatı hakkında daha gerçekçi düşünmelidir. Öncelikle zaman çok hızlı geçmekte ve geçen her gün insanı daha genç ve dinamik bir yapıya değil, aksine ayette bildirildiği gibi “bir za’fa” düşürmektedir. Kısacası yaşlanmak, insanın acizliğinin önemli bir göstergesidir. İlerleyen zamanın insan bedeni ve zihni üzerinde yarattığı tahrip edici etki apaçık bir gerçektir. Kuran’da insanın yaşlılıkla birlikte içine düştüğü acizlik şöyle bildirilmiştir:

“Allah sizi yarattı, sonra sizi öldürüyor, sizden kimi de, bildikten sonra bir şey bilmesin diye, ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilir. Şüphesiz Allah bilendir, herşeye güç yetirendir.” (Nahl Suresi, 70)

(www.dunyahayati.com)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2830
Kayıt tarihi
: 01.11.09
 
 

Özel bir şirkette dış ticaret yetkilisiyim. İnternet üzerinden toplamış olduğum bilgileri, başkal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster