Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1962
 

Dalaman, İncebel Mevkii, Tersakan Çayı...

Dalaman, İncebel Mevkii, Tersakan Çayı...
 


Bıraktık orda, ne var ne yoksa, içimizdeki derdi ve tasayı.


Hava durumu bültenlerinin, bayramın birinci gününe dair, İzmir için bile sekiz-dokuz derecelerden bahsettiği günlerde –ki bu ısı değerleri, İzmir ‘lilerin kara kışı anlamına gelir- otel rezervasyonumu yapan Zeynep Hanım’ın, “<ı>efendim, bayramın birinci günü, Dalaman ‘da tahmin edilen hava sıcaklığı 18-19 derece, açık havuzlarımızdan bile istifade edebilir, rahatlıkla güneşlenebilirsiniz” sözleri, ne yalan söyleyeyim hiç de inandırıcı gelmemişti.


Dalaman ThermeMaris Otel ‘e ulaştığımız gün, arabadan dışarı çıktığımda yüzüme çarpan ılık hava ve resmen yakan güneş, başka bir ülkeye geldiğim izlenimini verdi bana. Daha sonraki zamanlarda özellikle nereden geldiklerine dikkat ettiğim müşterilerden Ankara ‘lı ve İstanbul ‘lu olanları, -belli ki tedarikli gelmişler- aralık ayında, askılı, kolsuz ya da en hafifinden kısa kollu bluzlarla, tişörtlerle, şort ya da bermudalarla dolaştılar ortalıkta, tüm tatilleri boyunca.


Hemen otelin önünde bulunan termal göl, çok hafif, çürük yumurta gibi kokmaktaydı. Pek tabi ki bunun nedeni; suyun içerdiği, özellikle bu kokuya neden olan kükürt olmak üzere yoğun mineral oranlarıydı. Ve kesinlikle rahatsız edici değildi.


Termal gölü, kendilerine doğal yaşam alanı seçmiş olan Nil Kaplumbağaları ‘nın büyüklüğü ve sevimliliği karşısında hayrete düştüm. Bu nadide canlıların, burada yaşadıklarını biliyordum ama nedense bu şekilde canlandırmamıştım zihnimde. Yemeklerden sonra yanımıza aldığımız ekmeklerle, kaplumbağaları bol bol besledik. Onlara, Kleopatra ‘nın kendilerini getirmiş olduğu Mısır ‘a, Nil Nehri ‘ne neden geri dönmediklerini, bu sevimlilik, güzellik ve uzun yaşam sırlarının, yaşadıkları şifalı sular mı olduğunu sorduk, bol bol sohbet ettik.


Tesiste bulunan; kapalı yüzme havuzundan ve termal jakuzilerden, özellikle de yaptığım harika doğa yürüyüş ve koşularından sonra faydalanmak, adeta insanın ömrüne ömür katar nitelikteydi.


Otel restoranının açık büfesi, çeşit olarak abartılı zenginlikte değil ama oldukça kaliteliydi. Bol miktarda balık çıktığı, sağlıklı salatalara fazlaca yer verildiği, özellikle bazı tatlılarda çok başarılı oldukları dikkatimi çeken hususlardı. Ancak, Dalaman-Köyceğiz-Ortaca bölgesi gibi, özellikle mevsim meyvelerinin en kalitelilerinin bolca yetiştiği bir coğrafi alanda olmalarına rağmen, neden meyve grupları yetersiz, çeşitsiz ve doyurucu değildi anlam veremedim.


Tüm tatil boyunca, akşam yemeklerinde, sürekli canlı müzik icra edildi. Bir piyanist şantör, bir kemani, bir de ritim sazdan oluşan grup, vasatın üzerinde bir performansla, en nadide Türk Sanat Müziği eserlerini, layıkıyla sergilemeye çalıştılar. Böyle bir sağlıklı yaşam merkezinde kalan müşterilerin, Türk musikisi eşliğinde yedikleri akşam yemeklerinde, bol miktarda alkol ve sigara tüketmeleri ise takdire şayandı.


E ben de yemeklerin dozunu biraz fazla kaçırınca, en azından sporumu ihmal etmemek adına yüzme ve yürüyüş-koşu programlarımı sıkı bir şekilde uygulamaya çalıştım.


ThermeMaris Otel ‘den denize olan mesafe iki kilometre civarında. Bir yanınıza Tersakan Çayı ‘nı diğer yanınıza da Dalaman Havaalanı ‘nın sınır tellerini alarak takip ettiğiniz dar ama bozuk da olsa asfalt yol, sizi doğrudan Akdeniz ‘in engin ve dingin maviliğine ulaştırıyor.


Bu harikulade parkurda, her gün kat ettiğim toplam dört kilometrenin her bir metresini, içime sindirerek hazmetmeye çalıştım. Çevrede duyabildiğim bir tek yapay, insan icadı ses yoktu. Havaalanına, bu mevsimde günde bir ya da iki kez inip-kalkan münasebetsiz bir uçak olmazsa şayet.


Hemen yanı başından seyrettiğim derenin içinden havalanan o iki yaban ördeğini gördüğümde, açık kalan ağzımı kapatmak on dakika sonra aklıma geldi. Ya o suyun yüzünden kıvrılıveren su yılanı? Kurbağaların senfonisi ise müthiş bir fon müziği oluşturuyordu.


Plajda ise kimsecikler yoktu. “<ı>Sen bir de beni yazın görseydin” der gibi hüzünlü ve hasret doluydu Akdeniz.


@Geçen sene bugün “Teneşir Cumhuriyeti –14-“: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=19193


@Geçen sene bugün “Yosun Tutmuş Gözlerin”: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=19245

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

oel iyi imiş anlaşılan, fiyatlar nasıldı kış için

stilwater 
 29.12.2007 12:13
Cevap :
"Sudan ucuz" ile "ateş pahası" arasında bir yerlerde, Sevgili Stilwater. Çok teşekkür ederim.  29.12.2007 13:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 903
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3717
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster