Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '13

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
3948
 

Dante Alighieri - La Divina Commedia

Dante Alighieri -  La Divina Commedia
 

İlahi Komedya - Cehennem


Kitabı hala okumamışlar için baştan söylemek gerekir ki; sözkonusu olan dini bir kitap değildir. İnsanlara doğru ya da yanlış olanı öğretmek amacıyla yazılmamıştır. Edebi anlatımdaki becerisinden dolayı Hristiyanlık’taki Cehennem anlayışının çoğu zaman İncil yerine Dante’nin tasvirlerinden beslenmesine bakarak, Dante'nin amacına ulaştığı anlamını çıkartmamak gerekir. Yazarın, İslamiyet dahil olmak üzere öteki dünya inancı olan dinler konusunda uzun araştırmalar yaptığı ve geniş bir teolojik bilgiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Kitapta adı geçen isimler; Dante’nin gerçek hayatından, İncil’den, tarihten ve mitolojiden alınmıştır. Kitapta anlatılan hikayenin ana temasının, Tanrı’yı bulmak için gereken ahlaki değerleri yüceltmek olduğu söylenebilir. 

Elimde İlahi Komedya’nın iki farklı çevirisi var. Feridun Timur düzyazı şeklinde, Nurseren Bedirgil Yurtman ise orijinalinde olduğu gibi epik şiir olarak yapmışlar çevirilerini. Feridun Timur'un önsözü imla hataları ve çelişkili ifadeler içerse de, eserin ruhunu iyi anladığı ve okuyucularına yansıtmak için ciddi çaba harcadığını hissetmek mümkün.

İnançlı bir Hıristiyan olan Dante'nin İlahi Komedya (asıl adı Komedya'dır, "İlahi" kısmı 1555 yılında eklenmiştir) adlı eserinde yaptığı “öteki dünya” tasvirinden, insanların ölümden sonra çıktıkları yolculuğun edebi bi şekilde anlatımından rahatsız olacaksanız, bu konuda önyargılarınız varsa hiç okumamak isabetli bir karar olabilir. Öyle ki, İlahi Komedya’yı İtalyanca aslında çeviren Nurseren Bedirgil Yurtman, yazdığı önsözünde karşılaştığı hayal kırıklığını şu şekilde belirtiyor;

Öteden beri şiirle uğraştığımdan, Dante’nin büyülü dizelerini Türkçe söylemek dürtüsü giderek sarıp sarmalıyordu beni. Dante’yle çalışmam boyunca, kitabı bulmamdakine benzer rastlantılar, on üç yıl boyunca, değişik kılıklara girerek, bana yardımcı oldu. Bir Orta Çağ eserinin çevirisinde, gizemli yardımlarla ve severek ilerliyordum.

Ne yazık ki, birinci kitabın yirmi yedinci ezgisini bitirip yirmi sekizinciye geldiğimde, başıma geleceklerden habersizdim.

İslam dininin en yüceltici öğretilerinden biri, hiç bir kutsal inancı aşağılamamaktır. Biz bu duyguyla büyür ve çocuklarımızı böylesi tembihlerle büyütürüz. Bunu düstur edinen bir dinin mensuplarının diğerlerinden en az bu kadarını beklemek hakkıyken, yalın bir nesnellikle bakıldığında, Hazreti Muhammet’in ve Hazreti Ali’nin, bu ezgide karşılaştıkları, en hafif deyimle “kötücül” ve onlara inananların kaldıramayacağı kadar ağırdı. Çeviriyi, öfke, üzüntü ve düş kırıklığıyla bıraktım. Karşılaştığım durumu, çözümleyemezsem, çeviriyi tamamen bırakacaktım. Sorunu, kimseyle paylaşmadan çözümlemeliydim. Bu sarsıntıyı karşılayıp atlatmam uzun bir zaman aldı. Kendime sorduğum ilk soru, İslam dünyasının bunu nasıl karşıladığıydı. Görünüşe göre, Türkiye’de, birinci kitabın satışı engellenmişti. Milli Eğitim yayınlarından yayınlanan, Feridun Timur’un, düz yazı çevirisinin Birinci kitabı satılmıyordu. Aradığınızda da, basılmakta olduğu söyleniyordu.

Hala okumaya devam ediyorsanız artık kitabın içeriğine girebiliriz. Kitap, 1300 yılında 7 Nisan Perşembe gününü, 8 Nisan Cuma gününe bağlayan gece Dante'nin karanlık bir ormanda kaybolması ile başlıyor. Takip eden Pazar günü ise Paskalya !

Kullanılan dil aynen kutsal kitaplarda olduğu gibi semboller içeriyor. Dolayısıyla her cümlesi uzun tefsir (yorumlama) gerektiriyor. Bu sebeple her iki çevirmen de, dizelerin içeriğinden daha çok, anlatılmak istenenler hakkında bilgi vermeye çalışmışlar.

Örneğin; Nurseren Bedirgil Yurtman çevirisindeki ilk dizeler:

Yaşam yolumuzun ortasında,
buldum kendimi karanlık bir ormanda,
çünkü doğru yol yitmiş gitmişti.


Çevirmen Feridun Timur, bu dizeleri şu şekilde yorumluyor; Dante, Tanrı’yı unutmuş, uçarı bir ömür sürmeye koyulmuş, günah işlemiştir. Ve işte şimdi de bu günahlar ormanından kurtulmak için çırpınıp durmaktadır. Doğru yoldan ayrılıp böyle bir ormanda kaybolan Dante’yi, sadece Dante olarak değil, en geniş anlamıyla tüm insanlığın, en başta da şairin yaşadığı devirdeki insanların sembolü, temsilcisi olarak almak lazımdır.

Dante'nin İlahi Komedya isimli eseri; Cehennem, Araf ve Cennet olmak üzere üç bölümden oluşur. Dante'nin kendisi, aynı zamanda baş kahramanlardan biridir.

Anlatım, Dante'nin ormanda yolunu kaybettikten sonra sabaha karşı bir tepeye doğru ilerlediği sırada karşısına bir pars, bir aslan ve bir dişi kurt çıkarak yolunu kesmesi ile başlıyor. Kurt kendisini “güneşin sustuğu yere sıkıştırır” ve üzerine bir ağırlık çöker. Yere yığıldığı sırada (Latin şair) Vergilius belirir. Dante,Vergilius’tan kendisini engelleyen hayvandan kurtarmasını ister. Aralarında geçen konuşmadan sonra Vergilius kendisine kılavuzluk yapabileceğini söyler.

Böylece ben, senin yerine, düşünür, görürüm,
sen beni izlersin, ve ben kılavuzun olurum,
seni sonsuzluktaki o yere götürürüm,

orada duyacaksın umutsuz çığlıkları,
göreceksin eskinin acı dolu ruhlarını,
çünkü bu ikinci ölüm hepsini bağırtır.

Ve göreceksin sevine sevine yananları
ateşlerin içinde, belki umduklarından,
bir gün kutsanmışların arasına katılacaklarını:

Eğer hala çıkmak istersen bütün bunlardan sonra,
benden çok daha değerli bir kadının
ruhuyla bırakırım seni, ben ayrılırım;


Bahsi geçen “değerli kadın”, Dante’nin gerçek hayatta aşık olduğu Beatrice’dir. Böylece Vergilius, kendisine cennet, araf ve cehennem yolculuğunda eşlik etmeye başlar. Dante, ahiretin haritasında, dünya ve o dönemde bilinen gezegenlerin yapısına uygun olarak tarif etmektedir. Dünya, evrenin merkezidir ve sabit olarak durmaktadır. Dünyanın çevresinde yedi gezegen dönmektedir.

Günahlar iki gruba ayrılmıştır; nefsine hakim olamama ve kötülüğe eğilim. Nefsine hakim olamamanın yol açtığı günahlar; şehvet, oburluk, cimrilik, müsriflik, öfke ve hiddettir. Kötülüğe eğilim yüzünden işlenen günahlar olan; tecavüz, hilecilik, ihanet ise diğer gruptakine göre daha büyük cezalar gerektirir.

Saldırganlık eylemi yapanlar; başkalarına, kendine ve tanrıya karşı olmak üzere üç bölümde cezaya çarptırılmışlardır. Soydaşlarına saldıranlar Phlegethon (kan nehri) kaynar sularına daldırılmış olarak işkence çekerlerken intihar ederek canlarına kıyanlar ağaç haline gelmiş halde ya da aç dişi köpeklerin kovalaması altında, Tanrıya karşı gelenler ise ateş yağmuru altında ıstırap çekmektedirler.

Dante’nin cehennem tasvirinde  insanları cezaya çarptıran tanrı değildir. Günahkarlar, bağışlayıcı olan tanrıya sığınmaktan kaçındıkları için bir nevi kendi kendilerini cezaya çarptırmışlardır. Cehennem bölümünde, işledikleri günahlara göre sınıflandırılmış insanların çektikleri acılar şiirsel bir dil ile anlatılır.

8 Nisan akşamı başlayıp, 9 Nisan günü biten Cehennem yolcuk sonrasında Araf Dağı’na gelirler. Araf Dağı yedi kattan oluşmaktadır ve bir kattan diğerine çıkmak için uzun merdivenleri tırmanmak gerekmektedir. Dante, yeryüzü Cenneti’nde Beatrice ile karşılaşır. Ve cenneti oluşturan on kat Gök’e doğru yükselmeye başlarlar. Ahiret yolculuğu bir hafta sürer ve 14 Nisan Perşembe günü tanrının huzuruna çıkmasından sonra biter.

İlahi Komedya’yı okumadan önce, çevirmenlerin önsözlerinin dikkatle okunması, mümkünse internet üzerinden biraz araştırma yapılması çok faydalı olacaktır. Aksi halde kitap doğrudan okumaya başlandığında, ne olup bittiğini anlamak çok mümkün gözükmüyor. Okuma sırasında, kullanılan semboller ve ezoterik kelimerle ilgili bilgi edinilmesi gerekiyor. Bu yönüyle bir dini kitap tefsiri gibi, sınırsız bir yorum alanı oluşturuyor. Çevirmenler bu sebepten dolayı, okuyuculara olabildiğince detaylı ezoterik bilgiler vermeye çalışmışlar.

Sıradan roman okuyucuları sıkılabilirler ancak edebiyatla ilgilenen, araştırma yapmayı seven, ezoterizme ilgi duyan ve İlahi Komedya'nın içeriğini merak eden herkesin mutlaka okuması gereken bir eser.

Dante Alighieri, İlahi Komedya, Çevirmen; Feridun Timur, Altın Yayınevi, 2013
Dante Alighieri, İlahi Komedya, Çevirmen: Nurseren Bedirgil Yurtman, Lacivert Yayıncılık , 2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Seriywolk, Bahsekonu kitabı uzun aralıklarla üç kez okudum. Bunun nedeni, lise yıllarımda kavrayacak altyapımın yeterli olmaması; ikinci kez okuduğumda, yazarın niyetini tam olarak anlayamamış olmam; ancak yakın zamanda yeni baskısında, yazarını ve içeriğini az da olsa çözümlediğimi zannediyorum. Kitapla -konusu ile- ilgili; eğer, bir konuda "taraf" olursanız, karşıdaki "bertaraf" olmaktadır. Yazar da, İslam'ı bu şekilde değerlendirmiştir. Gerçeğinde, ileriki yıllarda Martin Luther, klisenin kapısına astığı (ifade edilen) bildirinin içeriğinin (kimilerinin) Kuran'dan esinlenmiş olmasına, kurtuluşunu burada bulmalarına rağmen. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 05.09.2013 17:21
Cevap :
İbrahimi dinler olan; Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet'te Tanrı’nın tek yaratıcı olduğu inancı vardır ve temelde birçok kural aynıdır. Ayrıca bahsi geçen dönem; Müslümanları terörist olarak insanların hafızasına kazıyan televizyon ve gazetelerin olmadığı, aksine İslamiyet’in bilim ile anıldığı bir dönemdir. Aydın kişilerin, zaten temelde kendi dininden çok farklı olmayan diğer dinler hakkında araştırmalar yapması ve bunlarda kendi dünya görüşüne yakın fikirler bulması çok olasıdır. İlginize teşekkür ederim. Saygılarımla.  06.09.2013 14:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 99
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 2540
Kayıt tarihi
: 28.12.08
 
 

1992 yılından beri yurtdışında yaşıyorum. Moskova Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü mezunuyum. Mosk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster