Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
158
 

Darbe Günlüğüm 22

Darbe Günlüğüm 22
 

.


Dün, yani 7 Ağustos 2016 Pazar günü, Türk siyasi tarihinde görülmemiş şekilde, milyonlarca kişi bir meydanda toplandı. Yer; Yenikapı–İstanbul’du. 15 Temmuz 2016 tarihli askerî  darbe görünümlü, ABD himâyesindeki  post-modern işgal hareketine lanet ve şehitlere saygı mitinginde, mübalağasız milyonlarca kişi  tek yürek oldu. 

Siz bakmayın askerî darbe girişimini ellerini ovuşturarak seyreden Batı dünyasına ve  onların yerli işbirlikçilerine… Daha  birkaç gün önce, bir köşe yazarı şöyle söylememiş miydi zaten, hiç yüzü kızarmadan:

"Demokrasi nöbeti filan, geçiniz kardeşim… Demokrasiyi değil, dombırayı, Tayyip Erdoğan’ı  korumak için sokaklara çıkıldığını hepimiz biliyoruz." (Yılmaz Özdil, 30.07.2016,Sözcü)

Hayır, Avrupa ya da Amerika’daki bir basın yayın organında değil, bir Türk gazeteci söylemişti bu utanç cümlelerini.

Yeri gelmişken, 15 Temmuz 2016 tarihli Türkiye’yi  işgâl hareketi “post-modern” sıfatını hak etmektedir. Bu sıfatın isim babası da takipçisi olduğum “Ebu Mirza bin Ahmed” isimli twitter kullanıcısıdır.

Post-modern kelimesi, anlaşılması, kavranması ve en önemlisi anlatması oldukça güç bir kavram olduğundan, gücüm yettiğince ve kısaca size aktarmaya çalışayım. Aşağıda sayacağım sebeplerden ötürü bu işgal hareketi, post-modern sıfatını sahiden de hak etmiştir.

Bu işgal hareketi; askerî darbe görünümlü olması, sürecin geleneksel  şgâl aritmetiğinden farklı ilerlemesi, dünya tarihinde bugüne kadar görülmüş klasik işgâl hareketlerine hiç benzemeyecek şekilde rutin dışı bir yöntemle yapılmış olması,  yabancı bir ülkenin himayesinde asker görünümlü yerli robotlar tarafından  yapılması, ama aynı zamanda da hayalet bir organizasyon olması ve daha sizin de ilave edebileceğiniz birçok açıdan bakıldığında post-modern sıfatını hak etmektedir.

Daha kısaca ve kabaca bu işgâl girişimi, modern, bilinen, yerleşik, konvansiyonel, tüm kural, değer ve yöntemleri  altüst ederek daha önce hiç denenmemiş bir yöntemle yapılmaya çalışıldığından, bu sıfatı hak etmiş  de diyebiliriz.

Basına bu sabah yansıyan bir haber ise, tüm Türkiye’nin kanını dondurmaya yetti. Millî İstihbarat Teşkilatı ve Genelkurmay Başkanlığı’nca da doğrulandığı özellikle belirtilen Kâmil Elibol mahreçli haber şu şekilde:  

“3’ü general 60 darbeci subay Kandil’e kaçıp PKK’ya sığındı… Kanlı girişim durdurulunca paniğe kapılan hainler, soluğu bölücülerin ininde aldı…” (Kamil Elibol, Sözcü, 08.08.2016)

Türk halkının ve birçok  basın yayın organının bu habere ihtiyatlı yaklaştığını tahmin edebiliyorum. Çünkü kelimenin tam manasıyla yok artık dedirten bir olay. Ben de balıklama şekilde bu habere hemen dalmıyorum ve iki kere düşünmeye çalışıyorum.

Şâyet gerçek bir haberse; o sözde askerler onur ve haysiyet testinde hadi kendilerinden geçtiler de, arkada bıraktıkları eşlerini, çocuklarını, kardeşlerini, torunlarını, analarını babalarını hiç mi düşünmüyorlar diye düşünmeden edemiyorum. Allah kimseyi şaşırtmasın anlayacağınız.

Şâyet yalan  bir haberse; o zaman TSK’ yı iyiden iyiye yıpratmak için yapılmış bilinçli bir haber olduğunu düşünmekten başka seçeneğim kalmıyor. Ancak haberin sahibi, haber metninde, bu olayı Millî İstihbarat Teşkilâtı ve Genelkurmay  Başkanlığı kaynaklarından doğrulattığını ısrarla vurguluyor.

Allah sonumuzu hayır etsin.

Sabrın sonu ile

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 398
Toplam yorum
: 1353
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1730
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

>Haziran 1975 doğumludur. >Samimîyetsiz gözlerdeki, yapmacık sözlerdeki haset ve kıskançlık k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster