Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
413
 

Darbeler, darbe teşebbüsleri ve askerin konumu

Darbeler, darbe teşebbüsleri ve askerin konumu
 

Darbe yapmayı başarırsanız devlet başkanı olursunuz, başaramazsanız tutuklanırsınız. Başaramayıp tutuklanırsanız, yargılanır, idama veya uzun süreli bir hapis cezasına mahkûm edilirsiniz. Afrika’nın herhangi bir ülkesine gidin, herhangi bir kahvehanesine girin, her hangi bir kişiye sorun, bu kuralı onun da bildiğini görürsünüz.

Hükümeti devirmiş, devlet başkanlığı veya bakanlık talep etmemiş, banka yönetim kurulu üyeliğine fit olmuş olsanız da, daha sonra yargılanmaktan kurtulamazsınız.

Ya da, hükümeti devirmeyi planlamış, devlet başkanlığına bir sivili “atamayı” düşünmüş olsanız bile…

“Kendim için değil, ne yaptıysam rejimi korumak için yaptım.” diye düşünen bir komutanın bu ruh halinin yansımaları “Söz konusu rejimse, gerisi teferruattır.” anlayışındaki insanları üzse de yargılamalar devam eder.

“Komünizm gelir. Şeriat gelir. Her ihtimale karşı asker bir kenarda güvencemiz olarak dursun” düşüncesi mantıklı gibi görünebilir. Fakat tecrübeler göstermiştir ki bunlardan her hangi birinin, her hangi bir şekilde gelme ihtimali olmadığı zamanlarda bile, asker, gelecekmiş gibi gösterip, darbe yapabiliyor. “Baskıcı rejim gelecek.” korkutmasıyla kendi baskıcı rejimini kurabiliyor.

“Bir kenarda ama her şeyin üzerinde, hiç bir yere bağlı olmadan, hiç kimseye hesap vermeden, başına buyruk olma" hali, kimilerinde hayranlık uyandırabiliyor. Bazı ülkelerde gördüğümüz, hamile bir savunma bakanının karşısında, o büyük gücün, esas duruşta duruyor olması gibi sahneler, herkeste hayranlık uyandırabilseymiş keşke…

Sinan Çetin’in çektiği bir kısa film sahnesindeki onbaşının köylülere “Mutlu ol!” emri vermesi gibi, “Güce değil, o gücün itaat ediyor olmasına hayran ol.” isteği de anlamsızdır aslında. O emrin, o köylüler üzerinde nasıl hiç bir etki bırakması söz konusu değilse, bu istek de hiç bir etki bırakmaz. Mutluluk gibi hayranlık da bir iç meselemizdir çünkü. Çarpık hayranlıklarımız varsa, bunu da iç dünyamızda halletmemiz gerekir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 547
Kayıt tarihi
: 12.09.11
 
 

1963 Rize doğumluyum. İlkokulu Rize'de, ortaokulu Üsküdar'da okudum. Elektrik Teknik Bilimler kur..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster