Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '12

     
    Kategori
    Siyaset
    Okunma Sayısı
    108
     

    Darbeler ve AKP (1)

    Darbeler ve AKP (1)

    Türkiye'nin kapitalist dünya ile bütünleşmeye öykünmesi 1950'lerde ana hedefe dönüştü.

    Kanımca, bütün müdahaleler bu hedefe gidişatadır.

    Müdahalenin gidişata destek mi, köstek mi olduğunun saptanma ölçütü, kimin yaptığından çok, hangi düzenlemeleri getirdiği ile ilgilidir. Kişi hak ve özgürlükleri yanında, özellikle emek  alanına yeni haklar getiriyorsa sürece köstek, kısıtlıyorsa destek nitelikli müdahaledir.

    - Herkese parasız ve kaliteli sağlık hakkı

    - Herkese parasız ve kaliteli eğitim hakkı

     - İş Güvenliği

     - Grevli Toplu Sözleşmeli Sendika hakkı ve benzeri talepler süreci zora sokar; bastırılmalıdır.

    27 Mayıs Müdahalesi, getirdiği 1961 Anayasası düşünülürse, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat  müdahalelerinden farklıdır; yol kazasıdır. Nitekim, 12 Mart ve 12 Eylül, süreci olumsuz etkileyen örgütlenme ve mücadeleleri bastırdığı kadar 27 Mayıs'ın getirdiklerini de tasviye etmiştir.

    60'lı yıllarla birlikte yükseliş sürecine giren sosyalist- örgütlü(!) mücadele, dini değerler kullanılarak yalnızlaştırılıp, devlet destekli ülkücü hareketle üstesinden gelinmek istenmiştir.

    Üstesinden gelinemeyince de 12 Mart ve 12 Eylül'de asker devreye sokularak devrimci hareket etkisizleştirilmiştir.

    Ülkücü hareketin mücadelesi ile 12 Mart ve 12 Eylül müdahaleleri birbirinin bütünleridir.

    Durum bu olduğu halde, "fikren iktidar", muhatabı olan devrimci güçleri ezmekle kalmamış; "eşitlikçilik" adına, sivil yoldaşlarını da cezalandırmıştır.

    12 Mart ve 12 Eylül'ün muhatabı devrimci güçler, özellikle 12 Eylül'ün maduru ülkücü hareket olmuştur.

    28 Şubat, 12 Mart ve 12 Eylül'ün devamıdır. Muhatap farklıdır; Milli Görüş. (Elbette sınıf eksenli hareketler her zaman muhataptır.)

    Milli Görüş,

    - kapitalist- emperyalist sisteme sırtını tam dönmese de yan durmuştur

     - Yüzünü İslam'a, İslam'ın kapitalist-emperyalist sistemle çelişebilecek değerlerine     çevirmiştir.(En azından bu algıyı oluşturabilecek söylem de de bulunmaktadır.)

    - İslam dünyasındaki, kapitalist-emperyalist sistemin tam ehlileştiremediği yönetimlere sempati duyduğunu belli etmektedir.

    Örnekler çoğaltılabilir.

    Bütün bunların yanında, sosyo-kültürel yapı, Milli Görüş'e tek başına iktidar olmayı

    vadetmektedir.

    Kısacası, Milli Görüş süreç için tehlikedir; etkisizleştirilmelidir.

    Ama nasıl?

    Bir sonraki yazımda soruyu yanıtlamaya çalışacağım.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 108
    Kayıt tarihi
    : 06.01.12
     
     

    1947 doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümünü bitirdim. Öğretmenlik yaptım. Demokratik ki..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster