Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
3037
 

Darbelerin anatomisine göre, darbelerin "iş kazası" Ergenekon'da son dalga kime!!!

Darbelerin anatomisine göre, darbelerin "iş kazası" Ergenekon'da son dalga kime!!!
 

26.8.2007 tarihinde yazdığım "Cömert Paşa'nın konuşması karşısında; darbeler gayr-i meşru çocuk mu acaba" (1)başlıklı yazımda:

"Darbeler sivil mutfakta pişiyor, askeri restorantta servis ediliyor" demiştim.

Gerçekten de tüm darbeleri (2) veya müdahaleleri incelediğimizde hepsinde ortak olan unsurları görebiliriz. Buna darbenin anatomisi de diyebiliriz.

Buna göre darbenin unsurları:

1- Etkin medya

2- Etkin Sivil Toplum Kuruluşları

3- Yüksek yargının da içinde yer aldığı üst bürokrasi

4- Üniversiteler (82 Anayasasına göre örgütlenmiş şekliyle YÖK)

5- Siyaset

6- Etkin askeri kişiler

Listeden açıkca anlaşılacağı gibi altı ana unsurun sadece biri askeridir. Buradan vaktiyle bir paşanın söylemiş olduğu "Siviller olmadan biz darbe yapamayız" sözünün ne kadar geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Tabii ki silahlı gücü temsil ettiği ve belirleyici hareketi icra ettiği için darbelerde asker unsuru öne çıkmaktadır.

Bu arada saydığımız altı unsuru organize eden ve harekete geçiren, gerçekte bu altı unsura mensup kişilerden oluşan ve sürekli aktif olan bir derin yapılanmayı da gözden kaçırmamak gerekir. Buna darbenin beyni de diyebiliriz.

27 Nisan e-muhtirasi'ndan sonra yukarıda saydığımız altı unsurun davranış biçimlerini ayrı ayrı incelediğimizde, darbelerin "iş kazası" olan son darbe teşebbüsünün neden başarılı olamadığı ve Ergenekon Soruşturması'nda son ve en önemli dalganın hangisi olacağı konusunda bilgi sahibi olabiliriz.

1- Etkin Medya: Darbelerin başarısında medya çok önemli rol oynar. Olabildiğince çok kamuoyu oluşturmak için uygulanan psikolojik harekatta en önemli araç medyadır.

Darbe sürecinde bir askeri kişinin söylediği iddia edilen "Bu medyayla mı yola çıkacağız" sözü her şeyi açıklamaktadır.

Önemli bir medya patronunun askerle sıkı fıkı ilişkileri iddia edilmekteyse de, memnuniyetle ifade etmeliyiz ki, mevcüt iktidarla hayati sorunlar yaşamasına rağmen çok önemli bir kitle medya grubumuz e-muhtiradan sonra demokrasiden yana tavır almış ve e-muhtiraya güçlü bir tepki vermiştir.

Marjinal bazı medya organlarının e-muhtiraya destek verdikleri bir gerçektir ve bu medya organlarına mensup bazı gazeteciler Ergenekon Davası'nda yargılanmaktadırlar.

2- Etkin Sivil Toplum Kuruluşları: 28 Şubat'ta "beşler" olarak adlandırılan ve 28 Şubat'ta çok etkin olan beş STK, belki de 28 Şubat'tan aldığı dersle, e- muhtiraya karşı çıkmışlardır. STK'ların kamuoyu oluşturmada, medya gibi çok etkili olduğunu kabul etmek gerekir.

e- muhtiraya destek veren marjinal STK mensuplarından bazıları sorgulanmaktadırlar.

3- Yüksek yargının da yer aldığı üst bürokrası, süreçte zaman zaman laiklik hassasiyeti ile açıklamalar yapmakla birlikte e- muhtirada sessiz kalmayı tercih etmiştir. Kamuoyu oluşturmada etkin olmasalar bile darbelerin alt yapısını ve hukuksal temelini oluşturmada etkin rol oynarlar. Darbecilere hukuksal engel oluşturmamaları bile büyük bir görevdir.

4- Üniversiteler: Süreçte gereken yapılmış ve e- muhtira desteklenmiştir. "ORDU GÖREVE" pankartlı Anıtkabir yürüyüşü manidardır. Gerektiğinde öğrencileri sokağa dökerek psikolojik harekatta misyonlarını icra ederler.

5- Etkin askeri kişiler: Ergenekon Soruşturması kapsamında bazı askeri kişiler hakkında iddialar bulunmakta ve yargılanmaktadırlar.

6- Siyaset: Peşinen belirtmek gerekir ki; siyasetin içinde yer almadığı bir darbe organizasyonu düşünülemez. Bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Çünkü hareketin kendisi siyasidir.

Organizasyonu yapan beyin takımında siyasilerin olmaması, altın tepside kendilerine sunulan iktidarı siyasilerin geri çevirmesi geçmiş tecrübelere göre pek mümkün görünmemektedir. Maalesef meşru zeminde iktidar olmayı başaramayan bazı muhalefet partilerinin bu beleş iktidar davetine balıklama icabet ettikleri tarihi bir gerçektir.

e- muhtirada marjinal bir partinin desteği açıktır. Anamuhalefet liderinin de pek üzülmediği kameralara yansımıştır. Baykal, AKP, etkin medya ve etkin STK'lar gibi demokrasiden yana tavır koyup tepki gösterecek yerde "ikaz etmiştim, dinlemediler" diyerek iktidarı suçlamış ve bir bakıma muhtiranın haklılığını onaylamıştır.

Baykal'ın, zaten ülkenin o denli ekonomik ve siyasi sorunları varken, her hafta grup toplantılarında neredeyse sadece Atatürk ve laiklikten bahsetmesi ve "laiklik aşındırılıyor, adım adım şeriata gidiyoruz" şeklinde ateşli konuşmalar yapması, Ergenekon Soruşturması'ndan ve özellikle Anayasa Mahkemesi'nin AKP'yi kapatmama kararı vermesinden sonra da bu söyleminden vazgeçmesi önceki tutumunun tasarlanmış bir harekatın propagandası olduğu izlenimini vermektedir. Çünkü iktidar aynı iktidardır.

Ergenekon Soruşturması'ndan sonra da Baykal, kendini Ergenekon'un avukatı ilan ederek ergenekoncuları ateşli bir şekilde savunmaktadır. O kadar ki, somut delillere ulaşıldıkça, toprak altında insanı ürküten korkunç cephaneler bulundukça şaşırtıcı bir şekilde Baykal'ın kızgınlığı daha da artmaktadır. Başlangıçta "üç beş silahla, emekli iki generalle darbe mi olur?" diyordu ama olayın boyutu tahminlerin de ötesine geçtiği halde Baykal savunmaya, davayı yürüten Erdoğan'mış gibi Erdoğan'a saldırmaya devam etmekte ve hatta ona küsmektedir!

Ama sadece bu konuşmalara bakarak anamuhalefetin iddia edilen darbe organizasyonu içerisinde yer aldığını söylemek hukuken imkansızdır. Bu konuda fiili eylemlere yani maddi unsura da ihtiyaç vardır. Darbe organizasyonu sürecinde partinin yetkili kişilerinin Ergenekon sanıklarıyla darbe konusundaki ortak çalışmaları ve eylemleri somut bir şekilde ortaya çıkarılmalıdır.

Darbelerin anatomisine uygun bir şekilde yürütülen Ergenekon soruşturması'nda, siyaset dışındaki unsurlara mensup kişiler dalgalar halinde sorgulanmaktadırlar. Parlamento dışı marjinal bazı siyasiler de sorgulanmaktadırlar ama darbelerin siyaset unsuru için bu yeterli değildir. Ergenekon'un siyaset ayağı hala eksiktir. Unutulmamalıdır ki, İtalya'daki "Temiz Eller Davası"nda eski cumhurbaşkanı, eski başbakan ve 12 eski bakan tutuklanmıştı...

Eğer dalgalar devam edecekse son dalganın siyasilere olacağı kuvvetle muhtemeldir. Şimdiye kadar "Şok" anonslarıyla duyurulan dalgaları gölgede bırakacak gerçek şok da o zaman yaşanacaktır! Tabii ki bazıları için gözaltılar olamayacak, dokunulmazlıklar gündeme gelecektir!

Bu konuda somut deliller bulunamaz ve son dalga siyasilere yönelik olmazsa eğer Ergenekon Davası'nın en önemli ayağı olan darbe ayağı boşlukta kalacaktır. Darbe hazırlıklarıyla ilgili eylemler ve konuşmalar da bir fanteziden öteye gidemeyecektir.

İddia edilen ve e-muhtirayla somutlaşan darbe girişiminin etkin medya, etkin STK'lar ve iktidar partisi AKP'nin demokrasi tarihimizde ilk defa dik durması ve yine parlamentoda güçlü bir şekilde temsil edilen MHP'nin demokrasiden yana tavır koyması nedenleriyle başarısız olduğunu düşünüyorum.

Görünüşte öyle izlenim vermemiş olsa da umuyorum ve diliyorum ki, başarısızlığın esas sebebi, anamuhalefetin kendisine altın tepside teklif edilen beleş iktidarı reddetmesi ve darbeye yeşil ışık yakmaması olsun. Yani anamuhalefet, darbe girişimini engelleyen konumda olsun...

Demokrasimiz adına böyle bir gelişmeye o kadar ihitiyacımız var ki...

Darbelerin anatomisinden anlaşılacağı gibi muhalefetin desteklemediği bir darbenin başarısı neredeyse imkansızdır. Böyle bir şeye kalkışmak da maceraperestlikten başka bir şey değildir. Bu gerçeği herkesten çok, eğer varsa, bu işe kalkışanlar bilir...

(1) Comert Paşa'nın konuşması karşısında; darbeler gayr-i meşru çocuk mu acaba

http://blog.milliyet.com.tr/Blogum.aspx?BlogNo=59508

(2) 12 eylül'ü diğer müdahalelerden ayrı tutmak gerekir. 12 Eylül, emir-komuta zinciri içerisinde, arkasında %92 halk desteğiyle tüm sivil siyaset kurumuna karşı gerçekleştirilmiştir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3849
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster