Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
605
 

Darbuka ile kabak

Darbuka ile kabak
 

Davulu çalan Talat Çağlar.


Hayat hiçbir şeyi yadsımıyor.

Hayat eleştirmiyor insanı.

Torpil geçmiyor hayat bazılarına.

Uzun ömür, kısa ömür.

Ölümün çocukluğu.

Ölümün yaşlanmışlığı.

Hayatın saçmalıkları yok  ya da çok.

Yaşamak en gülünç haliyle güzel.

En berbat haliyle de güzel.

Yaşamak tutkusu, ölüm döşeğinde bile her an güzellikleri yakalayabiliyor.

Öleceğini bilen hisseden bir insan bile, upuzun yatarken yatağında, duyduğu güzel bir sese ayaklarını kıpırdatarak ritim tutabiliyor.

Gülümseyebiliyor bir insan, ölüm döşeğinde.

İnsanları şaşırtıyor, ölümün yüzüne yapıştırdığı maskeye inat.

Karmaşık duyguların içine girdim, uzun bir yolculuktan sonra.

Çanakkale’den Akçakoyun’a ulaştığımızda,  soruyoruz “aşa mahalleyi.” Önümüze düşüp yolu gösteren bir genç adamın yüzündeki gülümsemeyle yol alıyoruz. Dar bir sokakta sürünerek yürümeye çalışan bir yaşlı kadına selam verdiğimizde, görüntüsünün tam tersi bir canlılıkla bize “hoş geldiniz” demesiyle daha da canlanıyoruz.

Ziyaret edeceğimiz adamın evinin önündeyiz.

Bir çocuk bizi karşılıyor, kapıda. Evin içinde, bir hareketlenme başlıyor. Tek tek evin içindeyiz. Yatağında oturmuş, bizi gülümseyerek karşılıyor ziyaretine geldiğimiz adam.

“Talat Çağlar.”

Eski halinden eser kalmamış.

Yenice yöresinin mahalli klarnet ustası, ağır hasta.

18 Mart Üniversitesinden iki akademisyen. Bir ben, iki de öğretmen arkadaş. Talat Çağlar’ı ziyaretteyiz.

Talat Çağlar, hastalığı yüzünden oturamayacak kadar kötü durumda. İnatla oturuyor ve bizlere gülümsüyor.

Yenice Yöresinde oynanan bütün zeybeklerin müziğini, en iyi bilen tek kişi Talat Çağlar.

Babadan oğula geçen bir gelenekle, sadece müzik satan insanların arasındayız.

Akçakoyun’a, Burhaniye’den göç edip gelen, zamanında yöresinde en iyi zurna çalan dedelerinin sanatını alıp bu günlere getirmişler. Akçakoyun’da soyadı, “Çağlar” olan bir aile, yörede geleneksel müziğin en önemli icracıları olmuşlar. Bugün bile Edremit yöresinde düğünlerde aranan insanlar olmuşlar. Bu gün Necip Çağlar’ın yerini torunu Necip almış. Talat Çağlar’ın yerini de, torunu Talat alacak.

Dede Talat Çağlar, yatağında yatarken torununu gösteriyor gülümseyerek;

“Gücüm yok klarnet çalmaya. Benim yerimi alacak torunum işte. Talat, şimdiden klarneti ve kemanı çok iyi çalabiliyor. Benim yerimi alacak, gözüm arkada kalmayacak” diye anlatırken hastalığını bile unutuyor.

Benim tanıdığım Talat Çağlar’dan eser kalmamış. Zayıflamış küçülmüş, her şeyin Allah’tan geldiğini söyleyecek kadarda inançlı bir yapıyla karşılarken her şeyi, hâlâ aklı müzikte.

  *

Vakit ilerledikçe tatlı bir sohbet başlıyor. Tesadüfe bakın ki, Edremit’ten amca çocukları gelmiş. Hepsi de klarnet ustası. “Getirin klarnetimi” deyince, oğlu Necip kapıp geliyor. Arkadaşların çalmasını istedikleri zeybekleri Edremit’ten gelen misafirler, Zeki Çağlar ve Serdar Çağlar bir bir çalıyorlar. Talat Abi, yatağında ayağı ile ritim tutuyor. Ağzı ile mırıldanıyor.

Hasta yanında çok kalınmazmış, öyle derler. Birde hasta ziyareti kısa olursa makbul olurmuş, böyle böyle de derler.

Biz Talat Abi’nin yanında oturarak, galiba bir şeylerin yeniden yaşanmasına, güzel yaşanmasına vesile olduk. Öyle hissettim ben. O üstadımızı gelişimizle, hastalığından uzaklaştırdık, birkaç saat. Hemen ziyaret edelimde, kaçalım hissine kapılmadık. Karşımızda, hasta bir insan yoktu. Yarınlarda yapacağı işleri planlayan bir insan vardı sanki.

“Her şeye rağmen yaşamak güzel.” hissini verdi bize.

Her şeye rağmen hayatın sonu da gelecek.

Ölüm gelecek diye, karamsarlığa kapılıp pısırıklaşmak yerine, son deme kadar yaşamak.

Talat ağabeyim de bunu gördüm.

Unutulmayacaksın, Talat Çağlar.

Her zaman senin klarnetinin sesi yankılanacak meydanlarda, diz vuracak efeler toprağa.

Adın hep anılacak.

*

Bu gün arkadaşım öğretmen Rıdvan Yüce sayesinde üç arkadaşım daha oldu.

ÇOMÜ’den, müzik öğretmenliği ana bilim dalından Dç. Dr. Alaattin CANBAY ile Ömer Can SATIR. Yine öğretmen araştırmacı ve bağlama üstadı Hüseyin ARMUTOĞLU.

Üç arkadaşla, çoğaldım bugün.

.*

Zaman geçmişti. Gün akşama devrilirken, kendimizi bin yıllık çınarın dibinde kekik çayı içerken bulduk.

Akçakoyunlu tanıdıklarımız, yemek yeme teklifinde bulundular. Biz çilek toplama teklifini kabul ettik. Gittik çilek tarlasına, çilek topladık. Bir taraftan da yedik. Arabanın bagajına yerleştirdik topladıklarımızı.(Öğretmen Nurullah SERT arkadaşımıza teşekkürler.)

Kalkım’dan topladığımız çilekleri arabanın bagajına yerleştirdik.

Hamdibey’de mola verdik. Hamdibey Anıtı’nın karşısındaki fırında ekmek alıp, keçi peyniri ile sildik süpürdük.

Yönümüzü döndük Çanakkale’ye.

Arabanın arkasındaki malzemeleri saydı, Alaattin Bey.

Çilek, darbuka, kabak, semizotu.

“Başımıza bir şey gelse bizim arabadan çıkacak malzemeler bunlar”

 Hayat bu!

“Semizotu ile darbuka.”

Yok.

“Çilek ve darbuka.”

Hadi be!

“Darbuka ile kabak”                                                                                

Elimde semizotu poşeti.

Koltuğumda uzun kabak.

Diğer elimde çilekler.

Darbuka hayatın ritmini tutmakta.

Yaşamak ne garip.

Kabak gibi yaşamın ortasındayız.

Talat Çağlar, bir zeybek çalmakta, Kazdağları’na doğru.

Kulak verin sizde duyacaksınız.

Bugün böyleydi.

Yarın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok duygulu ve güzel bir yazı okudum sevgili Odabaşı. Talat ustaya büyük geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.Bizim ne insanlarımız var keşfetmediğimiz çalgı aletlerine kendisini, hayatını adamış. Bizim köylerde de var bu işe gönül veren ustalar diyorlar ki şimdiki gençler boş TRT Müzik kanalı yapımcıları uğramışlardır oralara. Bizden selam söyleyin sanat için uğraşanlara, hayatı algılayan güzel sonsuz görüşlere...

Nabide Kılınç 
 20.07.2012 16:04
Cevap :
Talat ÇAĞLAR, TRT klarnet sanatçısı Salih ÇAĞLAR'ın birinci derece akrabasıydı. Kendisiyle görüştükten üç gün sonra vefat etti. Mahalli ezgileri en iyi icra eden bir ustaydı.Son örüntüleri benimle birlikte elimde kaldı. Teşekkürler, selamlar Çanakkale'den.   20.07.2012 20:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 420
Toplam yorum
: 596
Toplam mesaj
: 69
Ort. okunma sayısı
: 1623
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster