Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '18

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
500
 

Darısı Başımıza

Darısı Başımıza
 

Show Tv yaz dönemine çok güzel dizilerle başladı uzun zaman sonra. Bunlardan ilki, kaliteli oyunculuğuyla büründüğü her rolü parlatan karakteriyle sevgili Sevinç Erbulak'ın da parçası olduğu Darısı Başımıza.

Dizi, aslında klasik bir öyküyü kendine özgü kıvrak zekalı, gülümseten ve aynı zamanda da insana duygularını anımsatan detaylarla örülmüş bir senaryo ile izleyiciye aktarıyor. Elif Doğan ve Ozan Dolunay'ın başrollerinde yer aldığı, Öykü ve Ozan karakterlerini canlandırdıkları dizi, bir dizi yanlış anlamalar silsilesi ile Ozan ve Öykü'yü karşı karşıya, hem de bir otel çatısının 23. katı olan terasta karşı karşıya getirdiğinde, aşk dönemeçlerinde tesadüfleri seven Aşk Tanrısı Eros, oku atıyor aslında. Gel gelelim, iş o kadar basit değil. Bir gece, kumsal, yanan ateş, balık ve dans, Öykü'nün kırık kalbiyle Ozan'ın henüz ekranlara yansıtılmayan gizemli geçmişindeki olası kırık kalbini birleştiriveriyor görünmez bir iple.

Aldatıldığını sana Öykü, acısını yaşamayı ilk başta ismini bile bilmediği Ozan'ın "Evet hepimiz masallara inanmayı isteriz..." cümlesiyle bırakıveriyor onun omuzlarına. Gel gelelim, birbirinin ruhlarında derman bulan iki gencin yürekleri, gecenin sabaha çalan anlarında Öykü'nün kendisini aldattığını sandığı nişanlısı Cem'in bu öyküye yeniden dahil olmasıyla kesiliveriyor. Hiçbir peri masalı sabahı bulmaz ki zaten, öyle değil mi... Biz bunu, saat 12'yi vurunca balkabağına dönüşen Sinderella ile öğrenmiştik. 

Oyunculuğunu oldum olası çok beğendiğim, kendisiyle ise daha yeni, "bir kelime" aracılığı ile tanışma fırsatı bulabildiğim Sevinç Erbulak, dizide ailenin reisi Zerrin Aksoy'un, aslında evliliğini hiç onaylamadığı kız kardeşi Ferrin karakteri ile karşımıza çıkıyor. Ferrin, hayat dolu, gençken evlenmiş ve Nur isminde bir kızı var. Ferrin, Zerrin'le sürekli yarış halinde olsa da, ekrandan hissettiğim içten içe ablasını da çok seviyor. Ferrin'in hikayesi sanıyorum biraz ilerleyen bölümlerde, kızı Nur'la bütünleşerek bizlere ulaşacak ama dizideki kızının isminin geçtiğimiz yıl kaybettiğim annemin ismiyle aynı olması beni şimdiden oyunculuğuna olan sevgim kadar ısındırdı, ne yalan söyleyeyim. Zaten dizilerle örtüşmemizi ya da sevmememizi toplum olarak en çok sağlayan şey, ruhumuza ne kadar ait ya da yakın hissettiğimiz değil mi? Yaşadığımız veya yaşayamadığımız hayallere, hikayelere ne kadar dokunduğu öykülerin...

Dizide tanıdık simalara da rastlıyoruz. Mesela yıllar öncesinin fenomen dizisi Kavak Yelleri ile yıldızı parlayan İbrahim Kendirci, Darısı Başımıza'da karşımıza bir aşk gurusu ve ünlü bir yazar olarak çıkıyor. Merter karakterini canlandıran İbrahim, her ne kadar Deniz karakterine yıllarca adapte olmuş olsak da, bence bu rolde de kimliğini ekrana iyi taşımış. Her ne kadar aşk gurusu denilse de, ilhamını Öykü'nün kız kardeşi, hayallerini duvarlara yapıştırdığı resimlerde arayan ve haliyle bu nedenle son derece pragmatik bir kadın olan annesi Zerrin'i deli eden Rüya ile yolu kesişince, sanıyorum bizim aşk gurusu, aşkı yeniden keşfe çıkacak. Bunu da ilerleyen bölümlerde göreceğiz. 

Bir de Nergis Kumbasar var ki, başlı başına bir efsane zaten. Girdiği her rolde kimliğini o karaktere hızlıca taşıdığı hissi veren Nergis Kumbasar, burada karşımıza Öykü'nün nişanlısı Cem'in annesi Canan olarak çıkıyor. Belli ki o da feleğin çemberinden fazlaca geçmiş ama henüz bize detaylar yansımadı. Yalnız küçük ama oldukça önemli bir detay var ki, Canan ve Zerrin kavgalı çünkü Canan'ın babası Zerrin'in babasının hayatının gidişatını pek de olumlu etkilememiş. Ancak kim haklı kim haksız bunu zamanla göreceğiz.

Dizi, son zamanlarda Show Tv'de izlediğim ve ömrü kısa süren dizilerden sonra bana oldukça keyif verdi. Kaliteli çekimleri, düşünüldüğü belli detayları, en azından ilk bölümde kurgu hatası olmaması bence fazlaca övgüye değer. Fark ettim ki yönetmeni Barış Yöş'müş. Zaten aksini beklemek hata olurdu. Ellerine, emeğine sağlık herkesin. 

Dizide zaman zaman sınıfsal farklılıklara da yer verilmiş. Mesela Öykü'nün Alaçatı'ya taksiyle gitmesi oldukça elitist bir detay olmuşken, mahalle kültürünün yansıtılması da orta ve alt sınıfı simgelemiş. Bence her kesimi içine alan bir dizi olması da buradan kaynaklanmış. 

En sevdiğim repliklerden biriyle bitirmek istiyorum. Öykü ve Ozan'ın birlikte geçirdikleri ilk gecenin ardından, toplantıya gitmek yerine Öykü'yü takip eden Ozan'ın tüm hayat boyu yaptığımız seçimlere yaptığı atıf aynen şuydu: "Evet ama, eğer toplantıya gitmiş olsaydım o zaman seninle olmayacaktım..."

Gelecek bölümleri izlemeyi seçmemize vesile olan güzel kurgusu, senaryosu ve emekleri için tüm ekibe teşekkürler... Yaz akşamlarını keyifle geçirmek isteyen herkese önerilir...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 800
Kayıt tarihi
: 22.03.18
 
 

18 Haziran 1985 İzmir doğumludur. İlkokul,ortaokul ve lise öğrenimini Özel Çakabey Koleji'nde tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster