Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
363
 

Darwin'in dediği, demediği

Darwin'in dediği, demediği
 

1970'li yıllara kadar Darwin'in yüz yıllık kitaplarının türkçeye çevrilmiş olmaması her ne kadar özrümüz olsa da, o yıllardan sonra, hemen her köşebaşı kitapçılarda yalan yanlış birçok kitabı bulunmaktaydı. Şimdilerde ise, internettte, gerçeğin dışında, belirli yerlere ve kişilere hizmet etme adına korkunç bir yanıltmaca sürüp gitmektedir.

Bir kere, "Darwin Kuramı" diye bilinen herhangi bir öneri yoktur. Ancak biyolog Charles Darwin'in "evrim kuramı" olarak anılan ve doğru olduğu çoğunlukça kabul edilen iki denemesi vardır: Türlerin Kökeni ve İnsanın Türeyişi.

Darwin bu ünlü denemelerinde - ne de başka bir yerde - insan soyunun maymundan geldiğini yazmış ya da savunmuş değildir. ancak, kendisine , "Ana tarafından mı yoksa baba tarafından mı maymundan geldiğini  soran şimarik bir muhabire  Darwin "Gerçekleri görmemekte direnen ve onları çarpıtmayı meslek edinmiş bir türün soyundan olmaktansa, bir maymun soyundan gelmeyi tercih ettiği" cevabını vermiştir.

Darwin, böyle bir şey söylememişse, bilinen bazı çevreler neden bu söylenceyi yayıp duruyorlar? Öte yandan, 'ilerici' tanınan kimi çevreler, nasıl oluyor da, bu tür haksız suçlamalara karşıDarwin'i savunmak gereği duyuyorlar? Bu iki sorunun cevabı ortaktır: 'İlericiler' Darwin'i savunurlar, çünkü onun "evrim kuramı" bilim çevrelerince çoğunlukla doğrulanmıştır. Tutucular, Darwin'e karşı çıkarlar, çünkü, eğer Darwin'in evrim kuramı doğru ise, Tevrat ve incil'deki "tekviné (Genesis) bölümünün kuruluş veya yaradılışla ilgili öyküsü yanlış olmalıdır. kısacası evrim kuramı Tanrı buyruğuna karşıdır. Ve vundan dolayı Darwin büyük bir günahkâr sayılmaktadır, kiliseye göre...

Darwin bu konuda neler dediğine bakacak olursak;

1- Dünya ve onun üzerinde yaşayan tüm canlı varlıklar, kutsal kitapta yazıldığı gibi, sadece 5-6 bin yıl önce değil de, bundan on binler ve yüz binlerce yıl önce yaratılmış olmalıdır.

2- Sayıca yüz binlere ve belki de milyona ulaşan bitki ve hayvan türleri - kutsal kitapta anlatıldığı gibi - bir-iki gün içinde ard-arda yaratılmamış; Darwin'in "doğal ayıklama" adını verdiği uzun ve yavaş bir süreç içinde ve "güçlünün kalıcılığı ilkesi" uyarınca çoğalıp yayılarak ya da azalıp tükenerek ve bu arada , değişikliklere uğrayarak birbirinden türemiş ve günümüze kadar yaşamış olanlardır.

3- İncelenmiş bulunan bitki ve hayvan türleri için geçerli gibi görünen bu kurallar ve ilkeler, hayvanlar aleminin, çok hücreli, omurgalı, dört ayaklı, memeli bir çeşidi olan ve fizik, biyolojik ve kimyasal yapısıyla, genel olarak, primatlara, özellikle kuyruksuz maymunlara benzeyen insan türü için de geçerli olmalıdır. İnsanın ve onun en yakın benzeri olan maymunların nereden geldiği kesinlikle bilinemiyor.  Ancak, bütün benzer türler gibi, onların da ortak bir atadan geldikleri söylenebilir.

Çağdaş bilimin genellikle doğru kabul ettiği evrim kuramının özü ve özeti budur. Ancak, bu kuram sınırlı ve eksiktir. Hücrelerin çoğalma sırasında değişikliğe uğraması (Mutasyon) olayını bilmediği için Darwin, farklılaşma sürecini bütünüyle anlayamamış, açıklayamamıştır. Bu işi, Darwin'den sonra gelen genetikçiler yapmıştır.

Hıristiyanların ve musevilerin evrim kuramına karşı çıkmaları tabii ki, doğaldır. Çünkü, Darwin, türlerin çeşitliliğini açıklamaya çalışırken, o güne kadar tartışmasız kabul edilen bazı dini dogmaların yanlış olabileceği kuşkusunu yaratmıştır.

Darwin'e karşı takındığımız tavrın temelinde, bilimsel belgelerden çok, Batı'dan bize yansımış-yansıtılmış duygusal tepkiler yatmaktadır. Kilise, kendi tarihi yanılgısının sorumluluğunu çağdaş bilime yüklemek istemiştir. Fakar bu, kilisenin ne ilk ne de son yanılgısıdır. Kilise, Darwin'den önce, kopernikos'a ve Galileo'ya; Darwin'den sonra da Freud'a, (bilimsel bulguları kilisenin görüşüne ters düştüğü için) aynı sert tepkiyi göstermiştir...

Darwin'in Bilimsel Yanılgısı:

Evrim kuramıyla, bilim dünyasının en onurlu yüceliklerinden birine yerleşen Darwin, insanlar ve toplumlar arasındaki KÜLTÜR VE UYGARLIK farklarını da BİYOLOJİK EVRİMLE açıklamaya kalkmıştır:

"Batılı beyazlar, daha güçlü oldukları için uygarlık merdiveninde yükselmişler, sarı, tunç rengi ve esmer tenli toplumlar ise barbarlık ve vahşet düzeyinde kalmışlardır." Böylesine ilkel bir kültür kuramının bilim dünyasındaki adıırkçılık veya kafatasçılıktır. Ve de ırkçılık, bilim ahlakına göre de en büyük günahtır. Böylece darwin'in dini günahına bir de bilimsel günah eklenmiştir. Kilise, Darwin'i cezalandırmak için. onun bilimsel yanılgısından yararlanmıştır; Darwin'in doğrusunu yanlışıyla gölgelemek istemiş; çağdaş bilimin Darwin'i onaylamadığı söylencesini yaymıştır.

 Yeniden görülüyor ki, Darwin'in bugün için birisi doğru ötekisi yanlış sayılan iki kuramını birbirinden ayırmadan konuyu tartışma olanağı bile yoktur. (bkz: Bozkurt Güvenç. İnsan ve Kültür, 1. ve 2. Bölümler.)

Bunun için de, Darwin'i iyi okumak ve ona önyargısız yaklaşmak gereklidir.

Alaettin Morgül / 13.03.2012      

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Reddetmeden önce bilim ve insanlık bu teorileri iyice incelemeliydi.Gerçekten de insan yüzüne en çok maymunun yüzü benziyor. Bu rasgele bir tesadüf olamaz.Bu konu neden sadece Darvin'de kaldı. İslam da araştırmalıydı.Ortaya bir iddia atılmış.Yanlış demek kolay.Bilimsel olarak sen de araştır.İslam da bilim günah mı yoksa?

Kerim Korkut 
 08.04.2012 10:52
Cevap :
Benim bildiğim, İslam'dabilimin 'günah'ın olmamasıdır. Allah"Aklını kullanmayanların üstüne pisliğini yağdırır" der Yunus süresinin 100. ayetinde. " İlim Çin'de olsa bile arayın der. Bilimin, ilmin günahla bir ilgisi yok da, bağnaz tutucuların, bilimin ispatladığı gerçekler karşısında tutarlı davranamamaları toplumlarda sorun yaratıyor. esenlikler dileğiyle.  08.04.2012 17:53
 

Evet Darwin'in kesinlikle insan soyunun maymundan türediğine dair bir söylemi yoktur. Ancak doğada bir mutasyon ve doğal selection bulunduğu da bir gerçektir. Kaldı ki "aynı türün" kendi içindeki mutasyonunun var olduğuna Kur'an'da da zaten değinilmektedir. Daha önce helak edilen kavimlerden bahisle, "onlar sizlerden daha güçlü, üstün ve ileriydiler" şeklinde ayetler vardır. Yani işin tuhafı daha ilkel bir moddan daha gelişmiş bir moda doğru değil de sanki tam aksine daha geriye ve dumura doğru bir mutasyon olduğunu dahi düşünebiliriz bu durumda. Ki hiç de yanlış olmaz zira şu andaki insanın "insan olarak" 1000 yıl önceki insandan bile daha gelişkin daha iyi- mükemmel olduğunu iddia edebilir miyiz? Onun için, sizin de değindiğiniz gibi insan herşeyi doğru ve önyargısız okumayı ve beynini doğru kullanmayı zaten bir başarabileydi, hiç öyle herşeyi de birbirine karıştırmaz, insan elinden çıkma nice sorunu da yaşamıyor olurduk. Önemli bir konuyu açıklamışsınız. Saygıyla...

Filiz Alev 
 13.03.2012 22:38
Cevap :
Katkınız için teşekkürler, Filiz hanım, sağlıcakla kalınız.  13.03.2012 23:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 213
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 899
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster