Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '11

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1220
 

Darwin'in evrim teorisi ve Nietzsche'nin üstün insan yaratma teorisi

Frederich Nietzsche bir filozof muydu? Hayır bir filozof değildi. Çünkü felsefe, bilgi sevgisi anlamına gelir ve bilgiyi sevmek için öncelikle bilgiyi üreten insanı sevmek gerekir. Bilgi insanın eseridir ve yine insan içindir. İnsan düşmanı olandan ise bilgi sever olmasını beklemek boşunadır. '22ypl

Nietzsche neden insan düşmanıdır bunu açıklayalım.

Darwin'in canlılar dünyasındaki çeşitliliği açıklayan evrim teorisinin bilimde yarattığı o büyük yankı felsefede de etkili olmuştur. Evrim teorisi bize canlıların hayatta kalma mücadelesinde çevreye uyum sağlayabilenlerin nesilerini aktarabilirken uyum sağlayamayanların elendiği ve bunun sonucunda ise türsel olarak nasıl değişime uğradığını açıklar. Bu teoride D Darwin tarafından ifade edildiği biçimiyle" uyum sağlayanın hayatta kalması" fonkisyonu daha sonradan Herbert Spencer tarafından "güçlünün yaşaması" şeklinde yorumlanarak değiştirilmiş ve böyle meşhur edilmiştir. Nietzsche ise Spencer'ın yorumuyla evrim teorisince öngörülen güçlünün yaşaması ilkesini insanlar dünyasına uyarlamış ve zayıfları koruyan ahlaka karşı çıkmıştır.  

Ona göre evrim, sosyal dünyaya uygulanırsa da zayıfların yok edilmesi ve güçlülerin hayatta kalması ile insan türünü daha ileriye götürecektir ve "üstün insanı" ortaya çıkaracaktır. Halbuki insanın ulaştığı ahlak sistemi ise bu anlamda evrimin karşısındadır ve evrimi yavaşlatmaktadır. Bu nedenle Nietzsche ahlaka karşı çıkar. Zayıfların korunmasından yana değildir. Güçlü olan yaşamalı ve türümüz üstün insana doğru evrilmelidir. Onun bu  felsefesi avrupada ikinci dünya savaşına yol açan Nazizimin ortaya çıkmasına hizmet ettiği kadar yine o dönemde uygulanan öjenizme ön ayak olmuştur.

Halbuki evrimi iyi anlarsak ahlakın neden evrimleştiğini de iyi anlayabiliriz. Çünkü insan evrimin ürünü ise insanın ürünü olan şeyler de evrime geri gider. Bu nedenle ahlaka da evrimsel bir açıklama getirmek gerekir. Nietzsche burayı düşünmemiştir.  

Ahlak kendi türümüz içinde zayıfların korunması  prensibi ile diğer türlere ve doğaya karşı verdiğimiz savaşı lehimize çevirmemize yardım etmiştir. Türümüzün hayatta kalmasına katkı sağladığı için evrim tarafından yardımlaşma ve dayanışma davranışlarımız genetik olarak korunmuştur. Zaten öyle olmasaydı yardımlaşanlar daha fazla yaşayamasaydı bu davrnış genetik olarak bize kadar aktarılamazdı ve doğal seçilim tarafından elenmiş olurdu. Öyle ise evrim bize niçin ahlaklı olduğumuza dair çok iyi bir açıklama sunar. Bu nedenle insan evrilirken bu ahlaka sahip olarak evrilmiştir. Ahlak evrimi yavaşlatmamış aksine çevreye uyum sağlayanların yaşamasını kolaylaştırmış ve bu nedenle insanın evrimine katkı sağlamıştır.

Eğer bugün hiç tanımadığımız dünyanın bir ucundaki açlıktan ölenlere yardım ediyorsak, onlara acıyor ve empati kuruyorsak bu bizim tür olarak yardımlaşmamız ve dayanışmamızi içeren ahlak ile evrildiğimizi gösterir.  Bu ahlaktan yoksun olmak öncelikle türümüzün varlığını tehlikeye atacaktır. Doğa bu ahlakı geliştiremeyen türlerin türümüz karşısında nasıl da gerilediğinin kanıtlarını her gün bize göstermektedir. Ve ahlak öyle bir anlayışa gelmiştir ki tüm türleri bilr korumayı ilke olarak benimsemiştir. Dolayısıyla ahlak sadece insan için değil tüm doğa için insanın elinde bir koruyucu fonksiyon yüklenmeye başlamıştır.

Bu durumda her şeyi evrimsel anlayışla doğa içinde bir bütün olarak düşündüğümüzde neden ahlakın ortaya çıktığını anlamak zor değildir. Sanki doğa bir gün kendini kurtaracak bir türün evrilmesini istemiş gibi davranmıştır. Veya doğa kendi geleceğini insan türünde garanti almıştır. Ama en doğrusu şu ki, insan kendi geleceğinin doğa ile birlikte olduğunun farkına varmıştır. Yani  sadece tür içinde geçerli bir ahlakı aşmış ve diğer türleri ve tüm doğayı içine alacak derecede genişletmiştir. İşte bu, ahlakın evriminin nedenini ortaya koyar. 

Dolayısıyla  ahlaka düşman olmak, insana ve dahası tüm doğaya karşı olmak demektir. Evrimi anlamamak ise bu düşmanlığın baş sebebidir.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

üsün insan-ahlak çatışmaları tarihin ilk zamanlarından beri varolmuştur. MÖ 500 lü yıllarda Konfüçyus öğretileri ahlaka dayanırdı, MÖ 750 yıllarında Hz. Musa 'ya bildirilen 10 emiri de ahlak çerçevesinde görebiliriz. Hem siyasi, hem dini anlamda ahlaka yöneliş vardı. Aksi olarak da Nietzsche 'nin yarattığı üstün insan fotoğrafını üstün ırk olarak tarihin ilk zamanlarında bile görebiliriz. Hatta bu üstünlüğünü dünya dışından gelen Aryan ırkıyla birleşerek üstün ırk olduklarını iddaa eden kavimler, ırklar vardır. İngiltere'nin ve Amerika'nın dünyayı yönetmeye çalışmasının sebebi de "dünyayı yönetmesi gereken üstün ırk " oldukları inancıdır. Ahlak-üstün ırk çatışmaları tarihin ilk zamanlarından beri varolan bir çatışmadır. Nietzsche, Darwin'den etkilenmiş olsa bile tarih boyunca gerçekleşmiş bu çatışmaların etkisi kadar olmaması gerekiyor diyerek, emeğinize teşekkürlerimi sunarak yazdığınız konu hakkında kendi yorumumu yapıyorum.

Tevfik Soylu 
 28.10.2011 16:09
Cevap :
Yorumunuza teşekkür ederim.  28.10.2011 18:20
 

Nietchze(muhtemelen yine yanlış yazmış olabilirim muhteremin adını) aslında gerçeklerin donunu indirmişti. Gelin dürüstçe bakalım şu yaşadığımız dünyaya... Ahlaki anlamda da, insan ırkında sadece güçlüler ayakta değil mi? Çocukların ölüm oranlarına bakın, nerede yüksek nerede düşük, okuma yazma oranlarına, kişi başına tüketilen ete, süte vs... Ortalama ömürlere bakın... Yoksullar yine sınıfta kalmıyorlar mı? Neden sarışınlar hep zengin,oysa aptal olmaları gerekmiyor muydu:-) Yani Nitche sadece doğruyu söylemişti... Doğrular ahlaki olmuyor ne yazık ki...

yeşilsoğan 
 28.10.2011 13:07
Cevap :
Merhaba, burada doğal seçilimin güçlüyü değil çevreye uyum sağlayanı evirdiğini bilmek gerekir. Güçlü olan eğer çevreye uyum sağlamayı başaramaz ise doğal seçilim onu da eler gücüne bakmaz. Dinazorları yok olması bunun bir kanıtıdır. İnsanlar dünyasında egemen batılı ülkelerin çevreye uyum sağladıkları kesin fakat bunu gelecekte de sürdüebileceklerinden emin olamayız. evrim böyle söyler.   28.10.2011 18:24
 

Nietchze(muhtemelen yine yanlış yazmış olabilirim muhteremin adını) aslında gerçeklerin donunu indirmişti. Gelin dürüstçe bakalım şu yaşadığımız dünyaya... Ahlaki anlamda da, insan ırkında sadece güçlüler ayakta değil mi? Çocukların ölüm oranlarına bakın, nerede yüksek nerede düşük, okuma yazma oranlarına, kişi başına tüketilen ete, süte vs... Ortalama ömürlere bakın... Yoksullar yine sınıfta kalmıyorlar mı? Neden sarışınlar hep zengin,oysa aptal olmaları gerekmiyor muydu:-) Yani Nitche sadece doğruyu söylemişti... Doğrular ahlaki olmuyor ne yazık ki...

yeşilsoğan 
 28.10.2011 13:07
 

Merhaba. Bence bugüne kadar MB da yazdığınız en iyi blog. Nietsche, Spencer, evrim teorisi ve ahlak karmaşası üzerine iyi bir çalışma yapmışsınız, elinize sağlık. Buradaki bütün mesele doğanın evrimleşmeyi mümkün kılan dinamiğinin içinde Kant'ın da iddia ettiği gibi bir ahlak yasası olup olmadığı sorusudur. Ben kendi adıma şahsen doğanın, tanrının veya her kiminse artık determinist bir ahlak yasası olduğuna pek ihtimal vermiyorum. Ahlak bence insanın varlığını sürdürebilmek için geliştirmek zorunda olduğu bir araçtır. Kendinize iyi bakın, selamlar Ben naçizane en iyi ve en güvenilir kaynak daima doğanın kendisidir diye düşünüyorum. Sevgiler ve selamlar

Mustafa Atilla 
 28.10.2011 7:50
Cevap :
Yorumunuza teşekkür ederim. devamını beklerim.   28.10.2011 18:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 427
Kayıt tarihi
: 20.07.11
 
 

Ankara üniversitesinde felsefe doktorası yaptı. Halen bir devlet üniversitesinde yrd. doç. dr olarak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster