Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '10

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
3406
 

DARWİN ve SOLUCANLAR

DARWİN ve SOLUCANLAR
 

Solucanlar işitme duyusundan yoksundur.


Charles Darwin'in en son yazdığı ve en az bilinen kitabı tartışma konusu olmamıştı. 1882 yılında, ölümünden bir kaç yıl önce yayınlanan bu kitap, solucanların çürümüş yaprakları ve toz-toprağı nasıl değişime uğratıp kaliteli toprak haline getirdiği konusuna odaklanmıştı.

Darwin, ömür boyu süren ve bazılarınca önemsiz görülebilecek gözlemlerini anlatıyordu bu kitabında. Bazı eleştirmenlerin yorgun kafanın tuhaf bir çalışması olarak küçümsediği kitap, ayağımızın altındaki toprağın solucanlar vasıtası ile nasıl dönüştüğünün ve bu solucanların İngiltere kırsalını nasıl biçimlendirdiklerinin araştırılmasıydı.

Dünyayı dolaşıp İngiltere’ye dönen bu çiftçi, yıllardır üzerinde hiçbir şey yapılmayan toprağa yayılmış cürufun nasıl oluştuğunu merak etti. Aklına gelen ilk mantıklı açıklama inanılmazdı; solucanlar toprağı sürüyor olabilirler miydi? Darwin dostlarını merak içinde bırakan deneyler yapıyordu. Kavanozlar içine koyduğu solucanların alışkanlıklarını, ne hızla çer çöp ve yaprak humuslu topraklara dönüştürdüklerini gözlemledi. Sonunda şuna karar verdi; "Ülkedeki bütün gübreli bitki toprağı solucanların sindirim kanallarından birçok kere geçmiştir ve geçmeye devam edecektir."

Darwin'in gözlemlerinden bir tanesi özellikle dikkat çekiciydi. Tarlalarından biri, 1841 yılında son defa sürüldüğünde, çocukları yamaçtan aşağı koşarken tarlayı kaplayan taşları yuvarlamışlardı. Ama 1871 yılında, 30 yıl nadasta kaldıktan sonra tarlada taş kalmamıştı. O yuvarlanan taşlara ne olmuştu? Darwin tarlanın bir ucundan öteki ucuna bir hendek açtı. Eskiden tarlayı kaplayan taşlar, 6-7 cm kalınlığındaki verimli toprağın altında duruyordu. Bu işi gerçekten solucanlar mı başarmıştı?

Solucan dışkılarını toplayıp, tartan Darwin, solucanların her yıl dört dönüm arazide 10-20 ton civarında toprağı aşağıdan yukarı taşıdığını hesapladı. Bu eylemin bütün ülkede eşit oranda yürütüldüğünü varsayıldığında, yılda 2 - 6 mm. kalınlığında bir üst toprak artışı öngörülüyordu. Kavanozlarındaki solucanları gözlemlemeye davem eden Darwin, solucanların yaprakları oyuklara çektiklerini, parçalayıp ayrıştırdıktan sonra, toprakla birlikte sindirim organlarından geçirdiklerine şahit oldu. Solucanların taşlıklarını kesip incelediğinde, içlerinde taşlar -kumlar gördü. Solucanların midelerindeki asit, toprakta buluna humik asitle uyuşuyordu. Solucanlar, toprağı sürerek, parçalayarak, taşlardan ufalanan mineral materyalli organik madde ile karıştırarak yeni toprak yaratıyorlardı.

Açık arazide dolaşırken, kazdığı solucan kovuklarındaki toprağın eğim istikametinde yavaş yavaş toprak taşıdıklarını tespit etti. Bu tespitle, solucanlar milyonlarca yıl içinde bir arazinin yapısını değiştirecek jeolojik bir güçleri olduğu sonucuna vardı. Darwin ve çağdaşları isostasi olayını, yani erozyonun, dünyanın derinliklerindeki kayaların yükselmesini tetiklediğini bilmiyorlardı.

Bu fikir, onun ölümünden on yıllar sonra, jeoloji biliminin bir parçası olacaktı. Günümüzde genel kabul gören isostasi, erozyonun sadece materyal taşımadığını, kayaları da yukarı iterek eksilen yüksekliğin yerini doldurması anlamına geliyor.

Darwin, toprak erozyonu ile aşağıdaki kayaların ufalanması arasındaki denge sonucu üst toprağı oluştuğunu ve her an değişen üst toprağın yine de aynı kaldığını düşünüyordu. Solucanları inceleyerek dünyanın ince toprak örtüsünün dinamik doğasını keşfetmiş ve hayatının son dönemimde "toprağın, dünyanın derisi " olduğu, çağdaş görüşün kapısını açmıştı.

Son kitabında Darwin şöyle diyordu, " Saban insanın en eski buluşlarından; ama ondan çok önce araziler toprak solucanları tarafından düzenle sürülüyordu ve hala sürülüyor. Sanmam ki, hayvanlar aleminde dünyanın tarihi üzerinde mütevazi toprak solucanı kadar önemli rol oynamış başka bir yaratık olsun."

Yazı “Darwin ve Solucanlar” olunca şu anekdotu da yazmadan geçemiyeceğim; Evrim kuramının sahibi ünlü bilimci Darwin solucanlara flüt ve piyano çalarak işitme duyularını test etmek istemiş. Solucanlar müzik aletlerine tepki göstermeyince, defterine not düşmüş: “Solucanlar işitme duyusundan yoksun!

* Toprak / D.R. Montgomery TEMA –T.İş Bankası Yay.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazıya bayıldım. Elinize sağlık. Artık solucanları seviyorum.

Ayşe Yavuz 
 09.12.2010 14:24
Cevap :
Teşekkür ederim, sevmeye devam .Ben de o kadar sevdim ki, bir ara benimde solucanlarım vardı. http://blog.milliyet.com.tr/Blogum.aspx?BlogNo=84315  10.12.2010 12:09
 

Futbol, siyaset, güncel dedikodular, şiirsellikten yoksun şiirler ve gerçekten "deneme!" dedirtecek denemeler arasında yazınız bana ilaç gibi geldi. Ayakları yere basan, beyne hitap eden, yalın bilimsel bir yazı. Sayenizde içimi ferahlatan bir soluk aldım. Teşekkür eder, devamını beklerim. Selam ve saygılarımla.

Güz Özlemi 
 09.12.2010 14:05
Cevap :
Teşekkür ederim. Öncesi de vardı... http://blog.milliyet.com.tr/Blogum.aspx?BlogNo=84315  10.12.2010 12:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 269
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 653
Kayıt tarihi
: 13.10.07
 
 

1959 Sinop Bektaşağa Köyü doğumluyum. Yaşamda, anlaşılacak bir şeyi olanlara ve bunu öğreti yapan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster