Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '15

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1043
 

Datça gezisi

Datça gezisi
 

Knidos-Datça-Muğla


29 Ağustos 2015 Cumartesi sabahı 08.30 civarı ilk konaklama durağımız olan Tire’den ayrılıp Muğla’nın doğal güzellikleri ile ünlü Datça’ya gitmek üzere yola koyuluyoruz.

30 km.lik tek şeritli yol sonrası İzmir- Aydın otobanına Belevi girişinden bağlanıyoruz.

Datça’ya ulaşmak için otoban sonrası Çine, Muğla, Ula istikametlerini takip edip Marmaris üzerinden toplam 300 km yolu 4 saatlik bir sürede kat ederek öğlen civari Datça merkezde bulunan otelimize varıyoruz.

Eşyalarımızı odaya yerleştirdikten sonra soluğu Datça merkeze 3 km. uzakıkta bulunan Kargı Koyu’nda alıyoruz.

Kargı koyu, etrafı dağlarla çevrili, kuzey rüzgarlarına kapalı olması sebebiyle rüzgarlı havalarda denizin sakin ve daha ılık olmasını sağlıyor. Merkeze yakın olması ve çokça tercih edilmesinde doğal güzelliğinin de  rolü var. Aracı olmayanlar için merkezden minübüsler ile ulaşım imkanı da mevcut. Yeşil ve mavinin birçok tonunu göreceğiniz bu koyda Okaliptus ağaçları ile çevrili otopark alanına 5 TL ücret karşılığında aracımızı bırakıp kendimizi denize atıyoruz.

Plajı çakıllı, denizi ise iri taşlı olan Kargı Koyu'nda deniz ayakkabısı giymeden yüzmek isteyenler zorluk çekebilir. Denizin berraklığı ve yüzlerce balık arasında yüzmek çok zevkli. Şnorkel ile açılıp çok daha fazla balık çeşidini görebilirsiniz.

Kargı Koyu’nda şezlong ve şemsiye ile yeme-içme için birkaç tesis mevcut. Bunlardan bizim tercih ettiğimiz Yeşim Beach Bar yeri güzel, fiyat olarak ise oldukça makul idi. İsteyenler kendi şezlong veya sandalyesini getirip gölge yerlerde konuşlanıp denize girebiliyor. Belediye ücretsiz olarak duş ve kabin imkanı da sağlamış. 

30 Ağustos 2015 Pazar günü sabah 10.00 gibi Datça limanından günübirlik Knidos tekne turu için 10. Yıl marşı eşliğinde yola çıkıyoruz.

Knidos tekne turunda, Deve boynu, Domuz çukuru, Akvaryum koyu, Palamutbükü, İnce burun gibi koylarda yüzme molaları, Knidos antik kentinde ise 1 saat gezi ve yüzme imkanı veriliyor.

Koyların tamamı yüzmeyi sevenler için tek kelime ile harika. Özellikle Domuz çukuru koyu, yüzerek ıssız ve ormanla kaplı bir adaya çıkmış hissi veriyor insana (ki neredeyse öyle zaten.!). Bu koya araç ile ulaşım imkanı yok.

Knidos antik kentini aşırı sıcak hava sebebiyle ziyaret etmedik. Ancak uzaktan gördüğümüz kadarıyla bakımsız bir hali vardı. Reşadiye yarımadasının batı ucunda yer alan antik kent, coğrafik konumu ile hem Ege denizi hem de Akdenizi gören bir konumda yer alıyor.

Knidos tekne turu akşam 19.00 gibi sona eriyor ve limana yanaşıyoruz. Kişibaşı 60 TL- öğlen yemeği dahil fiyata  bu turu yapmak Datça’da bence özellikle yüzme ve tarih sevenler için olmazsa olmaz bir aktivite.

31 Ağustos 2015 Pazartesi Datça’daki son günümüz ve biz aracımızla Palamutbükü’ne gidiyor ve tüm günü Akdenizin harika turkuaz rengi denizinde yüzerek geçiriyoruz.

Datça'nın benzersiz ve büyüleyici koylarından biri olan Palamutbükü'ne Knidos istikametinde devam ettiğiniz zaman yaklaşık 25 km-30 dk. sonra ulaşıyorsunuz. Yol biraz virajlı olsa da çok kötü değil.

Sahil boyunca ılgın ağaçlarıyla bezenmiş, pırıl pırıl deniz ve plajı ile yeşilin bir çok tonunu görebileceğiniz zeytin, badem ve çam ağaçlarıyla bir doğa harikası olan Palamutbükü’nde biz Tuna Bungalow –Restaurant’a ait tesis de günü geçirdik. Şezlong-şemsiye-duş-kabin için bir ücret alınmıyor. Sadece yeme-içme için ücret ödüyorsunuz. Yeme-içme fiyatları makul seviyede idi ve garsonlar birşeyler yiyip içmeniz için başınıza üşüşmüyor.

Akşam üzeri vaktimizin bir kısmını önce dönüş yolu üzerindeki Palamutbükü’ne 8 km uzaklıkta bulunan Ovabükü’nde geçiriyor daha sonra saat 20.00 civarı merkeze 2 km uzaklıktaki Eski Datça’ya uğrayıp dar sokakları, taş duvarları ile bezenmiş evleri ve yolları ile Can Yücel’in kalmış olduğu evi görüp otelimize varıyoruz.

1 Eylül 2015 Salı günü kahvaltı sonrası otelimizden ayrılıp Hisarönü, Orhaniye-Kızkumu, Turgut Şelalesi ve Selimiye’yi gezerek akşam Marmaris’deki otelimize geçmeyi planlıyoruz.

Ancak Datça’da kaldığımız 3 gün bize yetmedi diyebiliriz. Keşke 3 günümüz daha olsaydı da kalsaydık dedik. Marmaris’deki otele rezervasyonumuzu çok önceden yaptığımız için Datça’daki kalış süremizi uzatma şansımız maalesef olmadı. Ama önümüzdeki senelerde burayı çok daha fazla ziyaret edeceğimiz kesin gibi. Havası, sakinliği, denizi ve doğası ile Datça, diğer tatil yerlerine nazaran daha fazla kafa dinleyip, zaman geçirilecek bir yer.

Datça hakkında birkaç detay da paylaşayım. Datça’nın 3 meşhur şeyi, 3B diye adlandırılmış. Bal, Badem ve Balık. Balını aldık ve güzeldi ancak Badem oldukça pahalı idi. Kilosu 100 TL.

Datça’da tam 150 tane bük veya koy varmış yüzmek için. Düşünün ki biz 3 günde pek bir şey görmemişiz gibi.!

Ufak ve yüzme bilmeyen çocuklu aileler ile özellikle kum ve sığ plaj arayanlar için, merkezdeki Kumluk plajı ile Marmaris tarafından gelirken Datça’ya girmeden solda tabelasını göreceğiniz Karaincir plajı tercih edilebilir.

Planımızda olduğu halde özellikle tavsiye edilen Hayıtbükü’nü ise kısıtlı vaktimiz nedeniyle bir sonraki sefere bırakıyoruz.

Datça’da lezzet arayanlar balık için merkezde Hüsnü’nün yeri ile ev ve yöresel yemekler için Zekeriya sofrası ile Erkan’ın yeri’ni hem fiyat hem de lezzet olarak tercih edebilirler. Ancak harika ve muazzam bir lezzet beklemeyin. Datça bu konuda biraz eksik kalmış. Yöresel tatlardan keçi sütü dondurmasını da yemeyi ihmal etmeyin.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4155
Kayıt tarihi
: 07.01.12
 
 

Küçüklüğümde yaramaz bir çocukmuşum, delirdiğim zamanlar kimse zaptedemezmiş beni. En büyük örneğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster