Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
526
 

Dava'lı şairler..!

Dava'lı şairler..!
 

Bizde Toplum için edebiyat anlayışının Tanzimat'la başladığı kabul edilir.

Toplumsal sorunların edebiyata konu edilmesinden çok, edebiyatı bir "dava" nın aracı yapmak anlamında, doğrudur bu..

Yoksa, sosyal hayatın çeşitli aksaklıklarının edebiyata konu edilmesi ile ilgili örnekler (Hiciv, Taşlama..) her zaman olagelmiştir.

Edebiyatı bir "dava" nın taşıyıcısı olarak görme anlayışı, toplumsal bünyenin sancılı olduğu dönemlerle parelellik gösterir.

Bu durum, en kaba söyleyişle, yazarın-şairin içinde bulunduğu toplumun sancılarıyla sancılanması, anlamına geliyor.

Namık Kemal başta olmak üzere Tanzimat yazarlarının, "sancı" ları, aslında iç dünyadaki kırılmaların sancılarının edebiyatçıya yansımasından başka bir şey değildi..

Arada boş geçen kimi dönem ve bu dönemlerin şair ve yazarları olsa da, Tanzımattan sonra ve özellikle Osmanlı'nın yıkılışı sürecinde Edebiyat ve dava ayrılmaz bir bütün oluşturmuştur.

Mehmet Akif'in, Balkan yenilgilerinin yaşandığı yıllarda, gençlik dönemlirine ait, aşk-meşk şiirlerini yaktığını ve memleket yangın yeriyken şairin aşkla meşkle işi olmaz, anlayışına ulaştığını biliyoruz.Bu anlayışın doğal sonucununu da "Safahat" gibi bir eser olduğunu söylemeye gerek yok..!

Ama özellikle şiirde, asıl "dava adamı şairler" in ortaya çıkması için Cumhuriyetin ilk yıllarının beklenmesi gerekiyordu.

Necip Fazıl ve Nazım Hikmet...

İki güçlü şair ve ikisi de gücünü "dava" sından alıyor.. İkisi de sadece şair olmaktan öte, aynı zamanda aksiyon adamı.. Bu yüzden her ikisinin de başından "dava" eksik olmamış..!

Nazım Hikmet'in hayatının önemli bir kısmını yurtdışında geçirdiğini düşününce, Türkiye zemininde şiir-aksiyon adamı olarak en önemli kişilik, tartışmasız Necip Fazıl olmuştur.

Necip Fazıl'ın "dava" sından, yaşadığı iniş çıkışlardan bahsetmeyeceğim. Bu yazının konusu bu değil çünkü..Ben bugün bir yöntemden, bir hayat ve sanat üslubundan söz etmek istiyorum; içerikten değil..

Necip Fazıl, özellikle yetmişli yıllarda doruğa çıkan mücadelesi ile iki binli yıllara gelindiğinde Türkiye'ye kültürel ve siyasal anlamda damgasını vuracak bir jenerasyonun mimarı olmuştur.

Şiirin dava ile bütünleşmesinin; şairin aksiyon adamlığıyla aynı bünyede buluşmasının nadir örneklerinden biridir Necip Fazıl..Sadece bizim edebiyatımda değil tüm dünyada üstelik..

Zaman geçtikçe bu "aksiyon" daha fazla konuşulacak..!

Vefatının 25.Yılında son "Şairler Sultanı" nı saygı ve rahmetle anıyorum..!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne garip ki bugün "davalı" şairlerimiz pek yok gibi.Halbuki bugün de sancılı bir süreçten geçiyoruz ya da var biz fark edemiyoruz....Saygılarımla...

mustafa ceydilek 
 01.06.2008 19:48
 

Sanata ve edebiyata (kısacası kendimize) önyargısız ve bütünler olarak baktığınız yazınız için sizlere teşekkür ediyorum. Selam ve saygılarımla

murat ertaş 
 28.05.2008 16:21
 

Yerinde ve önemli bir yazıydı. Teşekkür ediyorum.

Mehmet Arda 
 27.05.2008 9:02
Cevap :
Cümlemizden....  27.05.2008 12:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1617
Toplam yorum
: 4204
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 782
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster