Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2103
 

Davos, Gazze ve Erdoğan’ın protestosu: Gazze halkının avukatlığı çete avukatlığından yeğdir!

Davos, Gazze ve Erdoğan’ın protestosu: Gazze halkının avukatlığı çete avukatlığından yeğdir!
 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos Dünya Ekonomik Forumu'nda düzenlenen Gazze panelinde, sözlerinin kesilmesine tepki göstererek toplantıyı terk etmesi dünyanın siyasi gündeminde tam bir şok etkisi yarattı. Bu tür uluslararası toplantılarda konuşmacılar belli bir diplomatik dil kullanmaya ve nezaket kurallarını çiğnememeye özen gösterirler. Erdoğan’ın dünkü panelde sergilediği türden davranışlara pek sık rastlanmaz.

Ancak bütün o diplomatik dilin ve nezaketin altında da uluslararası politikanın ince hesapları, sinsi planları, kaba çıkar çatışmaları yatar. Bu tür toplantılarda olağanüstü bir nezaket sergileyen bir devlet adamı, ülkesine döndüğünde muhalefeti en vahşi yöntemlerle ezmeye devam edebilir ya da komşu ülkeye savaş açabilir. Yani diplomasi barbarlığa engel değildir ya da başka bir deyişle bir anlamda ikisi birbirinin devamıdır. Bugün diplomasi sanatının en parlak temsilcilerini Batılı devletler yetiştirmektedir, ancak dünyadaki en vahşi savaşları yürütenler de yine onlardır. Tüm dünyayı yok edebilecek kapasitede nükleer silahı üreten ve her an kullanıma hazır biçimde saklayan da yine onlardır.

Fevri ya da gösteri amaçlı davranışları sevmem; ne gündelik hayatta ne de politikada… Dolayısıyla Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki panelde sergilediği tavrı ilk bakışta yadırgadım. Uluslararası politikanın inceliklerini bir yana bırakalım, sıradan bir toplantıda bile zorunlu kalmadıkça tercih edilmemesi gereken bir tavırdı.

Ancak bazen bir tek basit hareket aylarca sürecek diplomasi sürecinden çok daha etkili sonuç verebilir. Erdoğan’ın Gazze panelindeki protestosu da bu kategoride bir davranış olarak tarihe geçecektir. Etkileri her kesimde farklı olacaktır. İsrail’de olumlu karşılanmayacağı açık… ABD’deki Yahudi lobisi ve Neo-kon ittifakı da ateş püskürecektir Erdoğan’a… Yanı sıra İsrail’in pervasızlığına hep arka çıkan Batılı devletler de pek hoş karşılamayacaktır bu tavrı… Fakat bunların dışında kalan çok geniş bir kamuoyu da Erdoğan’ı yürekten alkışlayacaktır. Özellikle Arap ve Müslüman halkların gözünde Erdoğan şimdiden büyük bir kahraman haline gelmiştir. Erdoğan şu anda Ortadoğu’nun Müslüman halkları nezdinde en popüler lider durumundadır. İddia ediyorum, eğer bu halklara ortak bir lider seçme şansı verilse ve serbest bir seçim olsa Erdoğan açık ara farkla kazanır.

Olumlu kullanılabilirse bu popülarite, Erdoğan’ın ve dolayısıyla Türkiye’nin elini uluslararası politikada hayli güçlendirebilir. Hamas’a fazla angaje bir tavır sergilemesi bir olumsuzluk olarak görülebilir ama öte yandan bu tavrıyla Hamas üzerinde de etkili olabilecek, ona söz dinletebilecek bir lider durumuna gelmiştir. Erdoğan bu hamleyle kendine ciddi bir inisiyatif olanağı yaratmıştır. Panelin yöneticisinin Şimon Peres’i geniş geniş konuşturup öteki konuşmacılara süre sınırlaması getirişi, Erdoğan konuşurken eliyle müdahale etmeye kalkışması Erdoğan’ın protestosunun pek de haksız olmayışını göstermektedir. Bunu panele katılanlar da kabul etmektedirler; hatta Peres bile özür dilediğine göre Erdoğan’ın çıkışının sırf siyaseten puan toplama ve gösteri amaçlı bir tavır olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.

Dün gece televizyonlarda bu konu tartışılırken CHP sözcülerinin Erdoğan’ın tavrını şiddetle eleştirdiklerini gördüm. Hepsi panik halindeydi. Aman efendim Erdoğan ne kadar vahim bir şey yapmış da şimdi bütün İsrail lobisi Türkiye’nin aleyhine çalışacakmış da diplomaside böyle bir şey olmazmış da falan filan… Yahu aynı kişiler değil miydi Erdoğan’ı ABD ajanı olmakla, emperyalist uşağı olmakla, BOP’un eşbaşkanı olmakla suçlayan? Bu nasıl emperyalist uşaklığıdır ki onun en azgın temsilcisini protesto edebiliyor? Ve kalıbımı basarım, eğer Erdoğan, Peres'in ve moderatörün tavrına tepkisiz kalsaydı yine ağır eleştiriyi en başta CHP ve benzerleri yapacaktı. En hafif eleştirileri de "Peres'ten fırça yedi, Türkiye'nin onurunu çiğnetti" biçiminde olacaktı.

Dün akşam CHP’li Onur Öymen, Erdoğan’ın Hamas’ı desteklemesinin onun avukatlığına soyunmasının yanlışlığını eleştiriyordu. Bir kere Erdoğan panelde Hamas’ı değil Gazze halkını desteklediğini, Hamas’ın da o halkın seçtiği meşru bir parti olduğunu söyledi. Ben de Erdoğan’ın Hamas’a bu kadar angaje olmasını doğru bulmuyorum. Ortadoğu sözkonusu olduğunda hiçbir siyasi yapı yüzde yüz masum değildir, ancak İsrail’in vahşi Gazze saldırısında yüzlerce sivil masum insan hayatını kaybetmiştir; çocuklar, yaşlılar, hastalar, kadınlar... Erdoğan sonuçta dünyada çok geniş bir kamuoyu tarafından bu masumların sesi olarak anlaşılacaktır. Bu iç siyasete yönelik bir tavır da olabilir; ama zaten politika da biraz böyle bir şeydir. Ayrıca politik bir çıkış bile olsa CHP’nin yaptığı gibi kaos çetelerinin, cuntacıların, darbe provokatörlerinin gönüllü avukatlığını yapmaktan çok daha onurlu bir tavırdır.

........


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben Erdoğan'ın bu tavrının bilinç altındaki yahudi düşmanlığı ve Filistin halkıyla olan din kardeşliğinden kaynaklandığına inanmaktayım. Bu hassasiyeti niçin katliama uğramış başka halklara ve dinlere karşı göstermiyor. Bir örnek Afrika diktatörlerin yaşattıkları karşısında tek kelime ettileri duyulmuşmudur, yada sizinde belirttiğiniz gibi Darfur katliamlarıyla uzaktan yakından ilgisi varmıdır ? Elbetteki benimde Filistin halkıyla gönül bağım var, ancak sadece insan oldukları ve varolma mücadelesi verdikleri içindir, siyonizme ve ırkçılığa karşı olduğum içindir. Cuma günü ülke bu zaferle çalkanırken Ali Babacan telaş içinde aynen şu açıklamayı yapıyor "israil'in bölgedeki en yakın müttefiği biziz! buyrun burdan yakın... Yigitlik bağırmakla olmuyor Sevgili Celal bey arkasını getirebilmeli, benime elimde imkan olsa neler söylerim neler.. Ancak yetki elindeyken sadece bağırmakla olmuyor hele ülke (ki dinsel eğilimlerin doğal sonucu) destek vermişken.

songüny 
 02.02.2009 12:18
Cevap :
Size tamamen katılıyorum. Benimki iyimserlikten ziyade bu tavrının Erdoğan'a sağladığı avantajları saptamaktı. Bence aslında Erdoğan bu hamleyle asıl Hamas üzerinde etkinlik kurma şansı yakaladı. Eğer onu barışçı bir çizgiye çekebilirse bu herkes için önemli bir kazanım olur. Türkiye-İsrail ilişkileri bir sözle yıkılamayacak kadar derindir. Çünkü iki ülke de bu coğrafyada birbirine muhtaç... AKP dış politikasının örneğin Darfur konusundaki tutarsızlığı ve duyarsızlığı konusunda da haklısınız. Bunu bir yoruma verdiğim cevapta ben de belirmiştim. Değerli katkınız için çok teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla...  03.02.2009 10:53
 

Basbakanimizin toplantiyi terk etmesi burada bir haber yorumu pograminda gosterildi . Sadece toplantiyi terk ettigi soylendi ve YORUM yoktu... Duyarlilligin asiri olmasi ya da hic olmamasi ...Kafamda soru isareti birakti.

Nursen 
 02.02.2009 8:29
Cevap :
Merhaba Nursen Hanım, galiba Japonya'da yaşıyorsunuz, oralarda fazla tartışılmaması normal. Hele böylesi bir ekonomik kriz ortamında insanların binlerce km ötedeki avuç içi kadar Gazze'nin sorunlarına kafa yorması beklenemez. Yorum olmayışı o nedenledir bence. Selamlar, saygılar...  03.02.2009 9:38
 

Türkçe'de alternatif olarak "kurtarımcılık" şeklinde bir sözcükle ifade edilebilecek olan bir 'diplomasi' terimidir. Dil, din, soy ve kültür birlikteliği olduğu halde herhangi bir devletin sınırları dışında yer alan halk ile söz konusu devletin birleşmesi fikridir. Uluslararası güç bileşenleri açısından kendilerini yeterli gören ülkeler küresel ya da o dönem itibariyle 'pax'ı kuran ülke sıkıntaysa bu konjonktürel boşluğu kullanarak bölgesel güç haline gelebilir ve erteledikleri 'kurtarımcılık' ları yapmayı deneyebilirler. Hatay'ın anayurda katılması ve Kıbrıs'a çıkma gibi...Olmuştur Celal Bey. Ama onlarda ' Haç'ın çıktığı yere hilal girmemeli!' diyerek o kazanımları ileride bozmayı denerler. Çoğu zaman da başarırlar. Bu oyun böyle hep sürer gider, 'tam bağımsız' olamadıkça 'mizansenler' de öyle...

Ersin Kabaoglu 
 01.02.2009 12:09
Cevap :
Biraz geciktirdim, özür dilerim. İrredantizm kimseye özgü bir şey değildir. Kendini biraz güçlü hisseden her devlet benzer emellerle hareket eder. Hemen her toplumun bir "Kızılelma"sı, "Megalo İdea"sı, "Labansraum"u, "Vaadedilmiş Topraklar"ı vardır. Bizde ise hepsinden fazlası var. En solcumuz bile bir yandan Viyana'yı üçüncü kez kuşatma, bir yandan Musul-Kerkük'ü yeniden ele geçirme hayali kurar. Aynı şeyi Erdoğan'ın da düşünüyor olması benim için sürpriz olmaz. Selamlar...  02.02.2009 9:52
 

Sevgili Celal Bey, yazınızın hiç bir satırına ne yazık ki katılamıyorum. Bu tür kontrolsüz tepkilerin(sonrasında sergilenen tutarsızlıklar plânlı olmadığını gösteriyor) kısa ve uzun vadede zarar vereceğini ne yazık ki göreceğiz. İnsani tepkiler elbette anlaşılabilir ama Türkiye bir din devleti değildir ve çıkarlarını din kardeşliği ekseninde sürdüremez. CHP 'ye de haksızlık ettiğinizi düşünüyorum, çetecilerin, darbecilerin, gladiocuların, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına dair heyecanınızı anlıyor ve paylaşıyorum, ancak insan hakları ve hukuk ihlâlleri hiç bir amaçla mazur görülemez. Buna karşı çıkanlar çete avukatı değildir, aksine bir çoğu darbe dönemlerinde baskına ve baskıya uğramış insanlardır. Katılmasam da güzel yazınız için sizi kutlarım. Sevgiler, selâmlar. Verşan Gür

Verşan Gür 
 01.02.2009 3:33
Cevap :
Sevgili Verşan Bey, yazımın hiçbir satırına katılmasanız da benim için yorumlarınız değerlidir (ki, katılacağınız satırlar olduğundan eminim :)). Hem panele konu olan olay trajikti hem de panel yönetiminde haksızlık vardı. Burada kimin hangi dinin mensubu olduğunu bir an için unutalım, o zaman da mı Erdoğan'ın tepkisini haksız bulacaktık? Erdoğan'ın aynı duyarlılığı örneğin Darfur konusunda göstermeyişini ben de eleştiririm ama sadece bu olay için bir değerlendirme yapmak gerekirse bence kınanacak bir tepki değildi. CHP'ye haksızlık yapmıyorum, aksine o bize haksızlık yapıyor durmadan! Ben şu ana kadar AKP'ye hiç oy vermedim, CHP'ye ise en az üç-dört seçimde oy vermişimdir. Hal böyleyken bugün CHP benim gibi birine "çete avukatı" izlenimi veriyorsa suçu bende değil kendi politikalarında aramalı. Hukuk ihlallerini mazur görmeyelim ama öte yandan yaşama hakkını ortadan kaldırmayı amaçlayan çeteleri de görmezden gelmeyelim. Değerli katkılarınız için çok teşekkür ederim. Selamlar saygılar  01.02.2009 12:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3667
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster