Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
269
 

Davos’a geldiyseniz

Davos’a geldiyseniz
 

büyük savaş


Gelişmiş batılı Ülkeler; Davos’ın ev sahipleri, kendi geçmişleri ile barışık, bir birlerinin ortak yanlarının tarihsel kültürel köklerini ve anlamını iyi bildikleri için, kendi aralarında çok iyi iletişim kurabiliyorlar. Ve anlaşabiliyorlar.

Onların hayran oldukları, kapısında görüşmek için sıra bekleyip hatta vekaletiyle yetinerek geri döndükleri muhteşem geçmişini reddi miras etmiş bir millet olarak kendi aramızda anlaşamıyoruz ki Davos’ın ev sahipleri bizi anlayıp, her kesle aynı muameleye tabi tutsunlar.

Bu güne kadar otur yerine denmiş ‘tamam abi’ deyip oturmuşuz. Diplomatik nezaket yapalım derken fırçayı yiyip haddimizi bilmişiz. İMF ile kredi sözleşmesi imzalayacağımız sırada, sözleşme metninin bir yerine yanlışlıkla ‘İsrail’in Gazze katliamına sesin çıkarma’ maddesi eklenmiş tamam abi demiş, parayı cebimize atıp gelmişiz.

Ne olmuş yani? Davas’ta bir panel yapılacak, bu panelde İsrail esip küsecek Türk Başbakanından hesap sorarcasına parmak sallayacak, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı da tamam abi diyecek, diplomatik nezaket gereği davranacaktı bu güne kadar olduğu gibi.

Olmadı bu defa. Başbakanın kanına dokundu.

Her zamanki gibi azarlanmış uslu çocuk gibi boynunu büküp, İsrail’e 25 dakika verilip, kendisine 12 dakika sonra ‘yeter kes’ dercesine omzundan bastırılmayı kabullenmedi. Cevabını verdi ve toplantıyı terk etti. Adamlar alıştıkları uslu Başbakan var sandılar gene.

‘Söz dinlemezseniz bedelini ödemeyi göze alırsınız’

Bu ara başlığı Davos olayından sonra o kadar çok duyduk ki. Başbakanın tavrının ‘bedeli ağır olacak’ diyen politikacısından diplomatına kadar birçok vatandaş konuştu durdu. Bizim aydınlarımız entelektüellerimiz 19. asrın son çeyreğinde takılıp kaldığı ve cumhuriyetin çağdaş bilim adamı modelini üretmediği için Amerikalı ünlü gazetecinin tavrını anlayamaz. Amerikalı gazeteci kendi milletinin tarihsel kültürel hafızasıyla düşünüyor. Ve ona göre davranarak ezberindeki İsrail’in desteklenmesi takıntısının nerden geldiğini bilmek gerekir. Bunun için; FURKAN GÜMÜŞ'ÜN BEYAZ SARAY'IN GİZLİ DİNİ ADLI KİTABIN YAZARI İSMAİL VURALLA YAPTIĞI SÖYLEŞİ DEN alıntılar yapmak gerekecek.

*Evanjeliklerin Yahudilere ve Siyonizme bağlılıkları nereden kaynaklanıyor?
İnançlarından. Çünkü onların bakış açısı ‘kıyamet eksenli’ bir dünya görüşü. Her ilahi dinin inanç sistematiği içerisinde bir cennet kavramı mevcut ama mesela biz Müslümanlar kendimizi yaşamak ve yaşatmakla mükellef görürüz inancımız gereği. Ölüm arzusu bizim inanç sistematiğimiz içerisinde hoş durmaz. Kıyameti arzulayan bir inanmışlar kitlesinin (ki hayata bakışları bu perspektifle şekillenmekte) sağlıklı bir ruh hali içerisinde olduklarını söylemek doğru olmaz. Evanjeliklerin esasen siyonizme bir bağlılıkları yok. Sadece siyonizme ihtiyaçları var. Çünkü siyonizmin temelinde yatan hedefler onların istediği şekilde dünyayı kıyamete sürükleyecek. Bu nedenle siyonizmin destekçisi ve bağlısı görünüyorlar.

Bakın Cumhuriyetçilerden Oklahoma senatörü James Inhofe İsrail-Filistin sorunu hakkında ne diyor: “Bu bir politik savaş değildir. Tanrı’nın sözünün doğru olup olmadığı üzerine bir mücadeledir." (David Corn, Washington editor of The Nation, AlterNet, April 19, 2002)

İnançlarına göre kendilerine vaat edilmiş cennetlerine, dünya krallıklarına ulaşmak için kıyametin önündeki kilometre taşlarının döşenmesi gayreti yapmaya çalıştıkları. Ne kadar çabuk o kadar iyi anlayışlarına göre. Ortadoğu karışmadan, Armageddon savaşı olmadan istediklerine ulaşamayacaklar, çünkü inandıkları kehanetler böyle. Ve bu kehanetler de Yahudilerin vaat edilmiş topraklara kavuşması gerektiğini söylüyor, yani Nil’den Fırat’a uzanan Ortadoğu coğrafyasına…

Meselenin bir diğer boyutu da fundamentalist inancın savaşa olan ihtiyacıdır. Savaşın ve gerginliğin olmadığı noktada cepheleşmenin ve radikalleşmenin önü büyük oranda tıkanacaktır. Havarisiz İsa konumuna düşmek istemeyen fundamentalist Hıristiyan liderler cemaatleri üzerindeki gerilimi muhafaza etmeye çalışmaktadırlar.

Bin yıllık devlet ve millet hafızamızın içinden İslam inancını çekip almaya çalışan yerli entellere sormalı. Şu takılı kaldığınız tarih çıkmazından bir kopunda dünya neyi konuşuyor neyin peşinde anlayıverin artık. Avrupalı Amerikalı aydınlar ‘Evanjelik’ hafızaları içinde neyin mücadelesini veriyorlar? Sizde halka dönüp Müslüman, başka yerlere dönüp inançsız görünme provaları yapın durun. Laikliği gösterip Müslüman milletinizi kendi ülkesinden sürmeye çalışın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 534
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

Yerel bir gazetede yazıyorum. Okumayı severim, şiir okumayı severim. Emekli işçi olarak sosyal ak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster