Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Rıza Üsküdar (Anadolu'm ayağa kalkarken)

http://blog.milliyet.com.tr/ruskudar

11 Haziran '12

 
Kategori
Etkinlikler / Festivaller
Okunma Sayısı
2116
 

Davulga Kızdoğdu yayla şenliğinden izlenimler…

Davulga Kızdoğdu yayla şenliğinden izlenimler…
 

Davulga Kızdoğdu yayla şenliğinden, 9 Haziran 2012 Cumartesi


Davulga Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesine bağlı bir nahiye merkezidir. Geçmişte koyunu, keçisi, ineği ve köpeğiyle Emir Dağları’nda yurt edindiği Kızdoğdu, Ağalı, Uşakpınarı, Dartaş, Gölcük, Battal’ın yurt, Lıklık, Kurudere, Dereyayla, Gezbel, Kelloğlu’nun yurt, Ağçal, Sığırçukuru, Cingilli kale, Çiçekli, Kızılburun, Dandın, İstanbul Sekisi gibi yaylalara çıkardı Davulga halkı… O yıllar, hayvancılığın önemli olduğu yıllardı…

Ne var ki, 1970’lerin sonunda giderek azalan yaylacılık, 1980’in başlarında tamamen sona erdi. Geçtiğimiz hafta sonu yapılan Davulga Kızdoğdu yayla şenliği, unutulmaya yüz tutmuş yaylalarımız ve de yurtlarımızın yeniden hatırlandığı bir etkinlik oldu. Aslında 26-27 Mayıs’ta yapılması kararlaştırılan, ama hava durumunun uygun olmaması nedeniyle iki kez ertelenen Davulga Kızdoğdu yayla şenliği, 9-10 Haziran’da gerçekleştirildi.

9 Haziran Cumartesi sabahı Davulga Belediyesi’nin aracıyla yaklaşık 1 saatte Kızdoğdu yaylasına vardık. Bazı akraba ve dostlar, birkaç gün öncesinden gelip şenlik alanına çadırlarını kurmuşlardı. Bu yüzden yaylaya vardığımızda büyük bir kalabalıkla karşılaştık.

Davulgalı hanımlar imece usulüyle ocaklarını kurup, sac üzerinde kahvaltı için yağlı ve haşhaşlı çörekler yaparken, şenliğe gelenler de yıllardır görmedikleri akraba ve dostlarıyla kucaklaşıyor… Ve sıcak duygularla yoğrulmuş, oklavayla açılmış, sıcak sacda aktarılarak kıvamını bulmuş çörekler, kahvaltı masasındaki diğer yiyeceklerden daha etkileyiciydi. Çünkü oluşumlarındaki evreler, bir halden diğer hale geçişin nasıl olacağını da hissettiriyordu…

Gönül telinden söze dökülen bir Emirdağ türküsünde şöyle söylenmiş: “Emirdağlarına kara gidelim, ayvadan usandık nara gidelim” ‘Ayva’, beşeri âlemde yerleşik düzenin simgesiyken; ‘Nar’, yerleşik düzenin hararetinden kaçıp ‘kar’ ile ferahlamak isteyenlerin, çok daha ateşli bir sevdaya tutulmalarının simgesi olmuştur Anadolu coğrafyasında…

Öyle değil mi, ne dersiniz?

...

Kahvaltının ardından şenlik alanındaki dost ve akrabalarla bir süre daha sohbet ettikten sonra, Ahmet ağabeyim ve Bilal amca ile daha önce konduğumuz bazı yurtları ziyaret etmek üzere şenlik alanından ayrıldık. Önce Gezbel’e gittik, ardından onun aşağı kısmında yer alan ‘Işkınlık’ denilen yere… Onlar biraz ‘ışkın’ topladılar, ben de fotoğraflarını çektim. Işkın, Davulga mutfağında sarma yaprağı olarak kullanılan geniş yapraklı bir bitkidir. Bu yüzden yetiştiği bölgeye de ışkınlık denilmiştir.

Daha sonra Ağçal Mağarasına gittik. Bilal amca bu ziyaretin ardından şenlik alanına geri döndü. Biz sırasıyla Kelloğlu’nun yurt, Tazı kalesi, Çam çeşme, Kurudere mevkilerini dolaştık ve az da olsa kuzukulağı ve ekşimen topladık. Yıllar sonra Çam çeşme’nin suyunu içmek ve de aynı tadı damaklarımızda hissetmek güzeldi…

Kurudere’den Gölcük’e çıkışımız öğle sıcağı altında bir işkenceye döndü sanki. Çünkü yürüyüşümüz yokuş yukarı… Zikzaklar çizerek ilerledik, zaman zaman da dinlenmek zorunda kaldık. Gölcük’e vardığımızda rahatladık, şenlik alanımız ‘Kızdoğdu’ yaylası hemen aşağıdaydı.

Şenlik alanına vardığımızda ‘Uçurtma Yarışması’ başladı. Havaya yükselen uçurtmalar, ‘Kızdoğdu’ yaylasına bir başka renk kattı, farklı renkleriyle… Derken yarışma tamamlandı, Hakkı Akkuyu birinci, Esma Gündoğan ikinci olurken; Ömer Samet Temiz ile Abdil Samet Aydınalp de üçüncülüğü paylaştı. Sonra ödülleri verildi, ardından türküler eşliğinde oyunlar oynandı, yemekler yendi…

Bu anlamlı etkinliğe katkılarından dolayı Belediye Başkanımız Salih Gündoğan’a çok teşekkür ederim. Bu şenlik bir ilkti, ama devamının geleceğine adım kadar eminim. Her ilk, tarihe kazınır, zamana yeni bir ivme kazandırır… Hele doğan kızımız, yeni doğmadığına asırlardır bir medeniyet merkezi olduğuna toplumumuzu inandırabilirse; işte o zaman her şey çok daha farklı olacaktır.

Eli hamurlu olandan eli oklava tutana, aktaraçla sacda çörek aktarandan sohbeti koyulaştırana; bu yolda kadınlı erkekli anasını, babasını hatırlayana… Velhasıl Davulga Kızdoğdu şenliğine renk katan tüm katılımcılara da çok teşekkür ederim…

Kurudere’den geçerken görmedim bir Davulga türküsünde dile getirilen şu sahneyi:

Ardıç pınarının kırma kayası

Topuğunu döver allı sayası

Şu Kuruderenin gövel mayası

Ötüşü ötüşü gidiyor suya…

Çünkü orası iyice kurumuştu, hayat yoktu orda… Ya ‘Kızdoğdu’ öyle miydi, yıllardır birbirlerini görmeyenler kucaklaştı gölgesinde; yıllar sonra olsa bile… Belki çoğu unutmuş, ya da bu vesileyle yeniden hatırladı şu anlamlı türküyü:

Ağalıdan akan çaylar coştu mu

Kızdoğdu’ya konan evler göçtü mü

Söylen o güzele benden geçti mi

O benden geçse de ben ondan geçmem!…

...

http://blog.milliyet.com.tr/1960-larin-davulgasi-ndan-bir-kesit/Blog/?BlogNo=80560

Rıza Üsküdar

11 Haziran 2012/Eskişehir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 2298
Toplam yorum
: 1159
Toplam mesaj
: 183
Ort. okunma sayısı
: 510
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster