Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
851
 

Dayak, cennetten çıkmadır -1-

Dayak, cennetten çıkmadır -1-
 


Göreve başlayalı henüz altı ay bile olmamıştı. Mezun olurken arkadaşlarıyla birlikte düşündüklerinin bir çoğunun, gerçekleşmesi imkânsız bir hayalden öte gidemeyeceğini, henüz bilmiyordu.

Toplantılarda konuşulanlar ve diğer öğretmen arkadaşlarından dinlediklerini, bildikleriyle karşılaştırmaktan bile çok uzaktı. Buralarda, böyle her düşündüğünü söyleyememesi gerektiğini, daha sonra öğrenecekti. Böyle kurumlarda çoğunluk güç neredeyse, onlara uyman beklenir.
Yıllar sonra bunu bir Genel Müdürün ağzından BSG (Bana Sorun Getirme) şeklinde sağlamasını yapacaktı. Daha işin başındaydı. Stajyerliği bile kalkmamıştı.

Bir ara, bilinç altında, farkında olmadan geliştirdiği, kendini gösterme, fırsatı geçmişti eline. Öğrencinin biri, diğerine şaka olsun diye, iş pardösüsünü yırtmıştı.

Öğrenciyi hemen şef odasına çağırdı. Odada, atölye şefi ve diğer öğretmenler de bulunuyordu. Onların yanında öğrencinin yanağına öyle bir kuvvetli bir tokat attı ki, tokatın sesi odada çınladı. Tokatın vermiş olduğu o resmi sessizlik sonunu bile beklemeden…

-Neden arkadaşının pardösösünü yırttın, lan, diye bağırdı.
-Bir daha duyarsam seni paramparça ederim. Hadi şimdi defol… buradan.
Çocuğun yanağı kıpkırmızı olmuştu. Ağlayacak gibiydi. Dudakları tirtredi. Sonra, arkasını dönüp çıktı gitti odadan.

Ne şef odasında, ne de atölyede çıt çıkmıyordu. Herkes, her yer büyük bir resmi sessizliğe bürünmüştü.

Stajyer öğretmen Remzi, gururla diğer öğretmen arkadaşlarının gözlerine baktı. “Zafer kazanmış bir komutan gibi yanıp sönüyordu gözleri” Kendini göstermişti işte.

Eve gittiği zaman üzerinde, nedenini bilmediği ve daha önce birkaç kez karşılaştığı, kendisini rahatsız eden korkunç bir baskı vardı. Şimdilik bunu yok sayıyordu ama, bu baskı yatarken daha da artacaktı.

Halbuki, mutlu olması gerekiyordu. Çünkü diğer tecrübeli öğretmenlerin gözlerinden okumuştu, öğrenci dövmenin ne kadar zevkli bir şey olduğunu.

Ara sıra yapılan sohbetlerde, konu çoğunlukla, bilinçaltı olarak, herkesin ne kadar iyi bir öğretmen olup olmamasında yoğunlaşıyordu. Eski kalıplanmış ölçülerde yapılan kıyaslamalar sonunda, çok değişik kişilikler ortaya çıkabiliyordu.
Çoğunlukla, “ Ben konuştuğum zaman, sınıfta-atölyede hiç kimse sesini çıkaramaz. İlk defa girdiğim bir sınıfta, öğrencilerin elebaşını keşfedip güzelce ıslattıktan sonra, hiçbir zaman sınıftan ses çıkmaz”

“Bundan sonraki derslerini artık rahat anlatırsın” diye, sohbet devam ederdi.

Devam eden sohbette ilginç bir taraf daha vardı. Diğer öğretmenler, gözlerini fal taşı gibi açarak, öğrenci dövme olayını arkadaşının anlatmasını sabırsızlıkla beklerdi. Çünkü sıra kendisine gelecekti. Ve kendiside, öğrencilerin liderini, nasıl dövdüğünü biraz önce anlatan arkadaşından farklı bir ilginçlikler katarak anlatması gerekiyordu. Böylece kişilik tamlamaları daha rahat ortaya çıkacaktı.

Anlatan öğretmen devam etmektedir, konuşmasına; ” ilk önce, konuşma diye uyarırım, devam ederse, yakasından tuttuğum gibi, hemen sınıftan dışarı alırım ve sakat bırakmayacak şekilde bir yerine vururum. Dikkat etmek gerekir haa! Aman çocuğun yüzüne gözüne vurmayın. Herhangi bir şekilde iz kalırsa başınızı da kurtaramazsınız”

Remzi aceleyle yemeğini yedi. Hiç konuşmuyordu. Eşi de, bir şeyler olduğunu anlamıştı ama yatana kadar konuşmak istemedi.
Remzi, huzursuzdu. Stresliydi. Bunalıyordu. Gözlerinin önünden, tokatladığı öğrencinin, kızarmış yanağı ve titreyen dudakları hiç gitmiyordu. Birisi yağlı ipi boynuna geçirmiş sıktıkça sıkıyordu. Bu Remzi’ nin vicdanıydı. Remzi hüngür hüngür ağlıyordu, yatağında.

Eşi, ışığı açarken, sordu.

- Okulda bir şey mi oldu?
- Hayır. Önemli bir şey değil. Senden bir ricam var.
- Buyur
- Beni bir süre yalnız bırakabilir misin?
- Tamam.
- Işığı da kapat lütfen…

-Devam Edecek-

Foto: arte en blonc y negro

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okulumuz Mardin iline bağlı Nusaybin ilçesinde bulunmaktadır. İlçemizin nüfusu yüz bini geçmiştir. İilçemizin tek lisesi var. Bu lisede dört bin öğrenci öğrenim görmektedir. Sınıflarımız 60 ile 70 öğrenci mevcutludur. Okulumuzda eğitim zor şartlarda yapılmakta, yeni bir lisenin açılması için girişimde bulunduk ama bir sonuç alamadık. Okulumuzda ideal bir eğitim veremiyoruz. Bu sene ÖSS'deki başarımız bu eksikliklerden ötürü düştü. Bunun yanında üç farklı okulun binasını kullanıyoruz. Öğretmenler ve öğrenciler bu konuda çok sıkıntı yaşıyor.Bu konuda duyarlı tüm vatandaşlarımızı ve yetkilileri göreve çağırıyoruz.

firaz dag 
 22.08.2007 20:58
 

Devamını bekliyorum

karga 
 22.08.2007 16:16
Cevap :
Teşekkür ederim.  22.08.2007 16:53
 

Devamını merakla bekliyorum. Saygılar

medisis 
 21.08.2007 1:03
Cevap :
Teşekkür ederim  21.08.2007 16:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 138
Toplam yorum
: 546
Toplam mesaj
: 168
Ort. okunma sayısı
: 1855
Kayıt tarihi
: 06.02.07
 
 

Gazete ve kitaplara hep tersten göz atar, daha sonra okumaya başlarım. Bu özelliğim devrik cümlel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster