Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '19

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
277
 

Dayım ve Keçi

     Onu tanıdığım küçük yaşlardan beri, üzerinde yepyeni kıyafetler görmedim hiç. Hak ettiğinden fazla yemeyen bu adamın, kilo derdide olmadı ki yıllarca, yeni kıyafetler edinsin savurganca. Hüzünlü bakışı, hüzünlü dudaklarıyla ve fazla sivrilmeyen diliyle pozitif bir değerdir, evrenin uçuşan dünyasında. Yaşım ilerledikçe onun kalbinde ki büyüklüğü daha da iyi görebildiğim adamdır, o. Kravatsız imajıyla yıllardır meydan okur, adaletsiz yollara, gidişatlara. On altı yaşında gönül verdiği bir davası vardır, ruhu genç bu adamın. Altmışlarda dolaşmasına rağmen, kenara çekilmeyen, bitiremediği bir sevdadır, onunkisi. On sekiz yaş sonrası yurttaş olma ve aydınlanma süreçlerinde faal görev alan bu adam, halen veli örgütlenmeleri, çevre mücadelesi, kent konseyi gibi kurumlarda aktif görevler yapmaktadır.

  Kapitalizme meydan okur yıllardır giydiği mantosu ve ceketiyle. Uzun mantolu bu adam, tamda devrim kokar, alışverişten çıkmayan zihniyeti vahşileşmişlere. Sınıf ğretmenliği yaptığı yıllarda kimbilir kaç çocuğa idol olmuştur, eğitime verdiği önemle.

   Yıllarca bir çok yerel gazetede köşe yazarlığı yapan bu adam, yazılarını derlemek ister. Ve 2016' da Keçi adlı bir kitabı yayınlanır. 

   Ktabından ufak bir bölüm...

   Yıl 1976. Kepirtepe İlköğretim Okulu mezunu genç öğretmen olarak tayinim Adıyaman' a çıktı. Urfa' ya atanan arkadaşım ile görev yerlerimizi bulmaya gittik. Önce Urfa' da arkadaşın atandığı köyü öğrenip Adıyaman' a doğru yola koyulduk. Urfa Siverek arasında Kahta Adıyaman yol kavşağında, Bağlarbaşı' nda vaha gibi yeşillikte mola verildi ve minibüsten indik. Günlerden Ağustos ve sanırım sıcağı anlatmama gerek yok. Yabancı olduğumuz tipimizden belli. Yaşlı bir amca yanımıza geldi. Kendimizi tanıttık. Hoşbeşten sonra köyünün Kahta'ya bağlı Gerger tarafında, Siverek' i gören dağlarda olduğunu söyleyerek; " İnşallah bizim köye gelirsin Hoca" dedi bana.

   Okullar açıldığında babamla gittik. Babam; köyün uzaklığını, halkın yoksulluğunu, okulun berbat halini görünce bırakmak istemediyse de kaldım ve göreve başladım. Çünkü benden büyük ve küçük ikişer kardeşim daha okuyordu ve haneye gelir getirecek ilk kişi ben olmuştum.

  Okul müteahhitten teslim alındıktan üç hafta sonra yıkılmış! Hemen yanında iki katlı ve alt katı ahırdan bozma iki derslik olan yapıyı okul olarak düzenleyip açtım. Okulun üstü de bir odalı benim evim. Çocuklar Çukurova' da olduğundan eğitim öğretime sağlıklı başlayamadık. Kısacası her öğretmenin yaşadığı sorunları yaşadık. Sonra Kahtalı bir vekil geldi ve ortak oldu yaşamıma. Köyden Kahta' ya her gittiğimde okunacak ne varsa doldurur gelirdim.

  Köylülerde Türkçe bilen azdı. İstanbul' da çalışanlar veya Trakya' da askerlik yapanlar geldiğinde memleket kokusu alıyordum. Bol bol kitap okuyup, şiir yazıyordum.

  Üç ay falan geçmişti. Bir akşam genç biri geldi; " Hocam dedem seni çağırıyor" dedi. En son kasabadan aldığım gazeteleri de almamı tembihlemiş. Birlikte gittik. Tanıdım, Hüseyin amca. Hani Urfa' dan Adıyaman' a geçerken tanıştığımız. Köyün yaklaşık bir kilo metre dışında yaşıyorlardı ve köyde, çevrede saygın biriydi.

   Hoş ve kültürlü birisi. Epeyce sohbet ettik. Hafta sonu olduğundan gece orada kaldım. Sabah erkenden kalkıp bütün gazeteleri incelemiş. Kahvaltımızı yaptık ve o güne kadar okul yaşamımda ve sosyal hayatta da hiç öğretilmeyen bir ders sundu bana. Her daim satan ünlü gazeteyi göstererek; " Bak Türkiye türklerindir yazıyor hocam. Benim babam Çanakkale' de, amcam Balkan Harbi' nde sizin oralarda kaldılar. İyi de ben Türk değilim ve bunu ben belirlemedim. Ama bu ülkeyi bu gazete patronlarından daha çok seviyorum" dedi...

   Açılımı kent, eğitim, çevre ve insan olan Keçi'yi okumak isterseniz, kitapyurdu'ndan ulaşabiliriniz.

  Dayım Ziya Gökerküçük' e saygılarımla.

  Nefrete bulaşmayanlara...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Keçilerin sütü boldur, ah bu inadı olmazsa... Yazınız da pek güzel. Zevkle okudum, dilinize sağlık...

Abdülkadir Güler 
 18.09.2019 21:02
Cevap :
Hocam gülümsettiniz..aynen öyle boldur sütü çekilir yürekten gelen inadı... sevgiyle kalın   19.09.2019 7:41
 

Kendim de bir dayı olarak dayınızın sizde bıraktığı izi bir gün kendi yeğenlerimde de bırakabilmek dileğiyle; yazınızla bu güzel anıyı bize aktardığınız için teşekkür eder, dayınızı - değerli hocamı kitabı için içten dileklerimle kutlarım.

Bumin Kağan Oğuz 
 16.09.2019 12:40
Cevap :
Umarım bırakabilirsiniz, çok teşekkür ediyorum   16.09.2019 19:35
 

Yazıda geçen Hürriyet gazetesinin başlığında yer alan "Türkiye Türklerindir" ile ilgili yazım aşağıda: http://blog.milliyet.com.tr/hurriyet-in--turkiye-turklerindir--logosu-irkci--madem-turkiye-turklerin-turk-olmayan-ulkeden-gitsin/Blog/?BlogNo=509763

Kerim Korkut 
 14.09.2019 10:40
Cevap :
Bilmiyorum hangi gazete ...teşekkür ediyorum bakıcam   14.09.2019 13:31
 

O cefakar ve fedakar öğretmenlerimiz sayesinde yüceldi Cumhuriyetimiz, dayınıza saygılarımla emeğinize sağlık Jale hanımcığım, sevgiler

Cemile Torun 
 07.09.2019 23:41
Cevap :
Aynen öyle Cemile hanım..çok teşekkür ediyorum..sevgiyle kalın hep   08.09.2019 5:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 204
Kayıt tarihi
: 28.04.17
 
 

Lise mezunu bir öğrenme aşığı, fotoğraf meraklısı, yazma sevdalısı, sevgi yanlısı, bir dünya insa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster