Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Eylül '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
160
 

Dedeciğim Neyi Bekliyorsun?

Dedeciğim Neyi Bekliyorsun?
 

Son günlerde ailemin ve benim moralimizi en çok bozan konu “yaşlılık ve beraberinde getirdikleri”. Malum vakitler ileri sarmaya devam ettikçe gün be gün fark ediyor günlük rutinimizdeki şeyleri yapmak. Hele hele düzenli spor alışkanlığı olmayan bizler için tam bir kabus olacak sanıyorum ilerideki yıllar, tabi görebilirsek.

Görmek mi? Görmemek mi? Daha iyi  kafamı en çok kurcalayan soru.

Ne olur şimdi içinizden birkaç kişi çıkıp bana" her yaşın güzelliği ayrı” filan felan demesin . Tabi ki  ben de biliyorum her yaşın farklı bir güzelliği olduğunu ancak bu güzelliği görebilmek için bence ilk ve en önemli şart;  “yaşama bağlı ve yaşama sevinci ile dolu olmak” yoksa ister seksen tane torununuz olsun,  dünyanın en zengini, isterse de en ünlüsü olun şu ya da bu sebepten bir anlamı kalmıyor yaşamın . Ve bitkisel hayata mahkum ediyorsunuz kendi kendinizi…

Şimdi güzel bir eylül günü nerden çıktı bu karamsar konular diyen olursa?

Bu da benim lüksüm  “istediğim konu da istediğim zaman yazma lüksüm ve  yaşamla bağım“

Ve yazmalıyım da zaten ve yazmalısınız da zaten...

Ve hatta şarkı söylemeyi  becerebiliyor, keyif alıyorsanız hayatınızın her günü bir rutin şekline sokup avaz avaz söylemelisiniz şarkınızı…

Eğer seviyorsanız ne biliyim “Fenerbahçe- Beşliktaş maçı“ hakkında konuşmayı bence konuşun! Konuşun, her gün ama her gün izleyin önünüze gelen her haberi, her arşiv görüntüsünü , her golü ve her yorumu her zaman.

Eğer seviyorsanız kediyi , köpeği  bütçeniz elverdiğince; çıkın bahçenize sabah akşam koyun yiyeceklerini , üç –dört-beş gün sonra size alıştıkça sevdirmeye başladıkça yabaninin biri kendisini , dünyanın en büyük hazzını yaşayacaksınız çünkü.

Sevin yaşamı ve ona olan bağınızın ucunu sımsıkı tutun …

Önceki gün 85 yaşındaki dedemle birlikteydim;

Son zamanlarda çok çöktü, fizyolojik ihtiyaçlarını kendi başına karşılayamaz hale geldi. Beş sene önce bisikletine binip alışverişe giden, her gün ıncık cıncık gazetesini okuyup bulmacasını çözen,  aklınıza takılan  spor, sporcu , politikacı ve dahi yerli yabancı  kimi sorarsanız,  sorunuza cevap verebilen benim dedem;  şu an iki kelimeyi bir araya getirip de karnı acıktığını söyleyemiyor. Amaçsızca ayağa kalkmaya çalışıyor, kalkamıyor, yürüyemiyor , kalkıp yürüyebilse ; gideceği  yeri de bilmiyor zaten.

Nasıl bu hale geldi diyeceksiniz beş yıl içerisinde?

Ben doktor değilim, psikolog da değilim.  Ama gördüğüm;

 Beş yıl önce ailemizin en yaşlısını kaybettik, sonra tam o yıl dedem “bel fıtığı” ameliyatı oldu.

Sonra….

Tüm itirazlara rağmen ne fizik tedavi sonrası egzersizlerini yaptı, ne gazetesini okudu, ne maçını izledi…

Kırılma noktası neydi bilmiyorum, haddim değil söylemek ama sanki ölmek istedi  ...

Bıraktı her şeyi ama her şeyi, bakmayı bile ve hatta konuşmayı. Evde kendisinden iki yaş küçük tam  67 yıllık  hayat arkadaşı anneannemin varlığı bile çıkaramadı onu bu durumdan. Tüm gününü uyuyarak geçirmeye başladı. Unuttu , bıraktı sevdiği yapmak istediği her şeyi yapmayı . Halini hatırını sormak için arayanları kısa tekdüze kelimelerle başından savıp bir an önce uykusuna dönmeye çalıştı.

Doktorlara götürüldü ancak sonuç alınamadı….

Yani bıraktı yaşamı sözün kısası…

Ama sevgili dostlar ha deyince “ölüm” gelip çalmıyor kapını, öyle kolay değil her şey…

Son ziyaretimde aklı başındaydı, odasında sırtı yastıklara dayalı oturup balkon camından dışarıyı izliyordu ben yanına gittiğimde…

Yanına oturdum öptüm yanaklarından…

Genelde bakmak bile istemediği için kapalı olan gözleri o gün açıktı ve zeka dolu bakıyordu  eskisi gibi. Gülümsedi  hatta .“Dedeciğim ne yapıyorsun , nasılsın” diye sordum. Ellerini tuttum elleri buz gibi, gözlerini yüzüme dikerek cevap verdi;

“Eee iyiyim ,bekliyorum”.

Her ne kadar bilsem de ta derinlerde gönlümün dibinde cevabı;

“ Neyi bekliyorsun?” diye sormaktan kendimi alamadım…

Zayıf omuzlarını silkerek niye anlamadın salakmısın der gibi  baktı bana  ve cevapladı sorumu

“ ECELİ”       

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Of of gerçekler acı, hiç bir şey demeyeceğim, O'nlar bizim gibi olamayacak fakat biz her an adayız her şeye, seçimlerimizin ne kadar etkisi var bu duruma gelmekte bilemiyorum. Karşı komşum aynı durumda, bir başka komşum kayın valide ve babasına baktı yıllarca, bu babanın son konuşmaları, işaret parmağı kendine dönük, "gitmesi lazım" idi. Sonra o kadarı da bitti konuşamıyor, yatıyor ve devamlı ağlıyordu. Dayanabilmek çok zordu. Yani beterin beteri var. Dedenize şifalar diliyorum. Size sağlıklı yaşam ve yazım hayatı diliyorum sevgilerimle

Cemile Torun 
 24.09.2018 22:41
Cevap :
Maalesef değerli yazarım... Maalesef eskiden gençtik e doğal olarak eşimiz dostumuzda akranlarımızdı. Yaş ilerledikçe daha bir iç içe olmaya başladık bu mevzularla. Çevremizde sıkça ratlamaya başladık , demans- Alzeimer hastalıkları hayatımızın içerisinde olmaya başladı.. Ben tamamıyla olmasa bile kişinin psikolojik durumunun etkili olduğunu düşünüyorum yani dediğiniz gibi iş dönüp dolaşıp seçimlere geliyor... Çok teşekkür ederim değerli katkınız için .. Cemile hanım sizi görmek çok büyük bir mutluluk .. Tekrar hoş geldiniz....  25.09.2018 9:15
 

Herşeyden bilgi alıp sevgi verdiğimiz sürece daha uzun yaşama duygusuyla sağlığımızı koruruz yine de.Ne zaman ki her şeye boşverip uzun yaşama perhizini bozarız işte o zaman hasta olur ve eceli düşünme telaşına kapılırız.Çünkü beynimiz bizi dinler ve isteğimizi yerine getirmek için öylesi zihinler üretip gidişimizi hızlandırır...Sağlıklar diliyorum size ve ailenize değerli yazarım.

Abbas Oğuz 
 24.09.2018 18:08
Cevap :
Sayın yazarım nasıl hak verdim yazdıklarınıza bilemezsiniz... Size ufak bir anekdot aktarmak isterim hayatımdan . Babamı kanser illetinden kaybettik. Tam dört yıl savaştı hastalıkla . Dört yıl evet hiç yılmadan mücadele etti. Çok güçlü, çok dirayetli, yaşama bağlı bir adamdı babam. Dört yıl sonra hastanede oda arkadaşı olarak birlikte kaldığı arkadaşının ölümünü öğrendi sonra .... Sonrasında bir hafta içerisinde tam anlamıyla kabullendi ölümü.. "ben ölüyorum kızım " dedi bana... Ve biliyormusunuz bir hafta sonra öldü... Yaşamak kanımızda kurt gibi kıvıl kıvıl bir şey o arzu. En kötü zamanları aşmamızda bize destek veren o arzuyu , o gücü asla tüketmemek lazım... Bazen zor ama imkansız değil sanırım .. En azından ben sevmeyi öğrenmeye çalışıyorum .. Yaşamı sevmek bir disiplin işi....  24.09.2018 19:37
 

Hayatın içinden, yaşamaya dair.. yazılar.. Sağol dedi emekçiler sana Atölyede.. Okunmalı dedi hepsi.. Adını yazdı bugün Hoca.. Engin D.. "Kalgrafik" Adını.. saygılar hayatın içindeki içten duruşuna.. selamlar Atölyeden..

yucel evren 
 24.09.2018 10:17
Cevap :
Bana nasıl onur verdiğinizi , mutlu ettiğinizi anlatamam. Müsadenizle bloğunuzu paylaşmak istiyorum kendi sayfamda da ... Gerçekten çok sevindim çok ama çok onur duydum.. İnanın duygularımı aktarmakta zorluk çekiyorum şu an...  24.09.2018 13:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 623
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 961
Kayıt tarihi
: 21.04.08
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü mezunuyum . Maalesef bir tak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster