Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR

http://blog.milliyet.com.tr/ayferaytac

19 Ekim '21

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
117
 

Dedegöl Dağı Efsanesi

(2. Bölüm. Dünden devam.)
 
SIRLARLA DOLU DEDEGÖL DAĞI VE
EFSANELERLE ZENGİN KARAGÖL
 
Ecem Ayşe Dedegöl Dağı'nın zirvesine, Karagöl'e hiç çıkamadı ama o buraların zevkini, keyfini ta uzaklarda hep yaşadı. Buralardan uzaklaştı ama buralarda olma arzusunu hep ruhunda yaşattı. Ecem Ayşe semirip serpilmiş, o yörenin en güzel kızı olmuştu. Afşaryaka'da durası gönlü yoktu. Dedegöl Dağı'nın etkisinden de kurtulamıyordu. Sırlarla dolu Dedegöl Dağı ile efsanelerle zengin Karagöl'den de kopamıyordu. 
 
Ecem Ayşe evlerinden, daha doğrusu çocukluk ve genç kızlık odasından başı beyaz bulutlarla süslenmiş olan Dedegöl Dağı'na son kez baktı. Buradan ayrılacağı için üzgündü. Gözleri yaşardı. On kilometre uzaktaki Dedegöl Dağı ile Karagöl'le sanki konuşuyor gibi "Sizi görmeye sonra yine gelirim" dedi. Demesine dedi de, biliyordu ki aklı hep oralarda kalacaktı. Kolay mıydı kendisininde içinde bulunduğu efsanelerle yaşamak, sonrada ayrılmak? Efsaneler, Veliler Ecem Ayşe'nin yaşamını renklerdirmişlerdi. Bunun için yıllarca o yöne baktı. O dağı seyretti. Karagöl'ün yakınında olmayı hayal etti. Baktıkça baktı. Neler duyup, görmedi ki? Veli zatları, kuzulu koyunu, Elif kızı, çoban Zahir'i ve daha neler, neleri...
 
Ecem Ayşe'nin çocukluk dünyası gökkuşağı gibi renkli zenginliklerle, gerçek gibi anlatılan hikayelerle doluydu. Gerçi bu yörede yaşayan insanların her birinin hırkası, heybesi, çıkını hep masallarla tıklım tıkış doluydu. Ama nedense her bir insan çıkınını açıp da bu bolluğu paylaşmak istemiyordu. Ecem Ayşe ninesinden duyduğu kadarını, çocukluğunda cam önünde otururken, oyalansın diye basma fistanının eteğine dökülen kırık leblebisini yerken gördüklerini biraz da olsun yeni tanıdığı kişilere bile anlatmak, aktarmak istiyordu. 
 
Gördükleri, bildikleri az şeyler değildi. Kanatlanıp uçarak Dedegöl Dağı'nın zirvesine konan, Karagöl etrafında sabah namazlarını eda eden ermiş kişiler, Elif kız ile çoban Zahir'i ve daha nicelerini... Bir keresinde ninesi şöyle bir şey anlatmıştı Ecem Ayşe'ye:
 
"Bak bi, bu dağa iyice bi bak" diyerek dağ hakkında bir vakayı aktarmıştı. "Vakti zamanında dağda goyun guzu otladanla görmüşle, bu dağın tepesinde güçcük çocuğuylan yaşayan bir genç garı varımış. Hamileyiken garının gocasını öldürmüşle, çocuğum doğasa onu da öldürüler diye garı bu dağa çıkmış. Karagöl'ün gıyısında doğum etmiş. 'Bebeğimi neye sarcem, garnını nasıl doyurcem, dağın tepesinde soğuktan dondurup öldürcem' diyerek pişmanlık içinde hayıflanmaya başlamış.
 
O an aniden Rabbimizin mucizesi gerçekleşmiş. Gadının yamacında bir çuval un belirivemiş ve ateş yakılıvemiş. Gadın hemen çocuğunu yere bırakıp yufka ekmeği yapmaya durmuş. Ayrıcana tam o esnada gadının üzerine ipek gumaşla, kadife esbapla dökülmeye başlamış. Gadın pırıl pırıl, rengarek, güpgüze gumaşları görünce şaşkına dönmüş. Sevinç çığlıkları atarak kumaşların her birini döne oynaya toplamaya başlamış. O gadar mutluymuş ki gadın, mutluluğunu Karagöl'le paylaşmak için suya doğru eğilmiş ve kendini orda harap vaziyette bulmuş. Üstünü başını perişan görmüş. Hemen bu güzel fistanlarla kendini süsleme hevesine kapılmış.
 
O sırada da çocuğu altını pislemiş, ağlamaya başlamış. Gadın süslenme işini sonraya bırakıp çocuğunu temizlemeye yanaşmış. Bakmış şöyle bi etrafına 'neyle temizlesem ki' demiş. Kendine sorduğu bu soruya, yine kendisi cevap aramış.
 
İç sesi demiş ki ona: "gızım şu ipeklilerle, tafta, kadife kumaşlarla temizleyecek değilsin her hal çocuk pisliğini... Yufka ekmeği yaptın ya, onla siliver bebenin kıçını, nasıl olsa dağın en tepesindesin, kim görecek senin ne yaptığını?" Garının aklı bu fikre yatmış, kumaşları bir kenara yığıp sac üzerinden aldığı mis kokulu yufka ekmeğiyle çocuğunu temizlemeye durmuş. ve o anda gadın da, bebesi de daş olup galmışla... Allah etmeye, şeytanın vesvesesine ganmış garı, hırslanmış, şaşgaloz olmuş. Allah'a tevekkülden vazgeçmiş. İşte bu anlattığım insanoğluna bir ibretdir güze gızım."
 
Ecem Ayşe'nin çocukluk dünyası daha nice efsanelerle doluydu. (Devamı var.)
 
Ayfer AYTAÇ
www.ayferaytac.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 574
Toplam yorum
: 290
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 186
Kayıt tarihi
: 08.12.14
 
 

Gazeteci-yazar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster