Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
863
 

Dedem benim

Dedem benim
 

Yaş 93.Yolun yarısı eder.


Bizim bir dedemiz var.

Tam 93 yaşında.

Hep öğretmenlerle ve gençlerle oturur.

İhtiyarları hiç sevmez.

Derki: ”İnsan yaşlanır da ihtiyarlamaz.”

Neden hiç kendi akranlarının yanında oturmuyorsun?

“Niye oturayım? Goca goca adamlar dedikodu yapıyor. Bir de hep ölmekten konuşuyorlar Her işe Allah’ı karıştırıyorlar” Dedem diyor ki;

“Gençlerle otur, genç kal.”

Olsun be dede, ne var bunda?

“Olmaz, her gün ölümden bahsedersen olmaz. Yaşamaktan konuşacaksın.”

Bizim dedemiz, Dünya’da ne kadar kağıt oyunu varsa hepsini bilir. Hala daha, çatır çatır oynar. Briç dendiğinde; “Briç, beynelmilel bir oyundur. Her öğretmen briç oynamasını bilmeli” der.

Yapma dede; zamane öğretmenleri günah diye, oyun oynanan yerlere bile gitmiyor.

93 yaşında, gözleri görür. Zekâsı o biçim yerinde. Oyunda iyi rakiptir. Oyunu kazandığı zaman; “Hadi Baylaaaarrrr” diye seslenir.

Şakacıdır. Yerine göre bir bilgedir. Her şeyi zamanında ve yerinde konuşur.

Nasıl besleniyorsun? Diye sorduğumda;

“Sabah erken kalkarım. Kuvvetli kahvaltı yaparım. Öğlen hafif yerim. Akşam yemek yemem.Yatmadan önce bir mevsim meyvesi yerim.”

Başka?

“Daha hiç sıcak, taze ekmek yemedim. Ekmeği alırım. Bir gün beklettikten sonra yerim.”

Nasıl? Bu kuralları uygulayacak adam var mı içimizde?

Bizler Konyalılar gibi, gece yarısı, ”yattageber” yemeğini yiyip yatarsak, ebette 50 yaşını bulmadan tangırdarız.

Dedem diyor ki; “Hiçbir yerim ağrımıyor. Ancak, kansız kalmışım. Düşüp bayıldım. Düştüğümde; kendimi, yemyeşil bir çayırda buldum. İki kişi geldi yanıma. Birisi, bu adamın canını alalım dedi. Diğeri işimiz acele, sonra alırız dedi. Beni bıraktılar.”

Dedem bu olayı anlattıktan sonra, kahkaha atıyor. Şimdilik yırttık diyor.

Unutmadan, dedem sigara içiyor. Herkes gibi değil, günde beş sigara, belirli saatlerde. Günlük içtiği, çay sayısı da belli.

**

İçinde yaşadığımız toplum dışarıya karşı, büyük bir ahlaki fazilet içindeymiş gibi görünüyor. Sanki, toplum içinde insanlar birbirlerine saygı kuralları içinde davranıyor. Konuşmalar nezaketli gibi gibi... Aslında her şey yaldızlı. Hiçte öyle, “birbirine, çevreye karşı saygılı sosyal bir toplum” yok karşımızda. “Göstermelik davranışlarımızla” yaşayıp gidiyoruz.

Ben kabul ediyorum. Küfürbaz bir toplumuz. En dindar adam bile küfür ediyor. Hem de eşi ve çocuklarının yanında.

Herkes sağına soluna bakmadan sallıyor. En küfürbaz olanımız, küfür eden çocuğuna “küfür etti” diye tokat atabiliyor. Ummadığımız aksakallı adamlar bile, “belaltı fıkralara” bayılıyor. Akşamları kahvehanelerde, kenar köşeler tutuluyor. Anlat babam anlat. Unutmadan söyleyeyim. Köy kahvelerinde, en çok boyalı ve cinsellik içeren bol resimli gazeteler başköşede. Kadın erkek ilişkilerinin anlatıldığı hikâyeleri, okuyanlar az değil.

Bazı ihtiyarlar, gazetelerdeki cıbıldak hatunları birbirlerine gösterip gırgır geçiyorlar. Kimisi de, ”Ah! şinci ben bi genç olcidim” diyerek bastonu yere vuruyorlar.

Cinsel içerikli, belden aşağı fıkraların anlatıldığı gazete köşelerini okumayan bir tek kişi yok. Okuyanlar, bildikleri fıkraları bile başkalarından dinlemekten büyük zevk alıyorlar.

Gizli gizli bu davranışlar ve hareketler yaşanırken, bu işlerin içinde olanlar birde bakıyorsunuz, toplumun önünde, birer “olumlu davranış abidesi” “Eline diline ve beline sahip” birer bilge.

Yersen. Kimse, kusura bakmasın.

Toplumda, bir “ikiyüzlülük” var.

**

Dedeme bir dokundum.

Dede gençliğin nasıl geçti? Diye sordum.

Dedem; ”Gençliğimde kendimi ezdirmedim. 5 sene askerlik yaptım. Bir günde Balıkesir’den Yenice’ye yaya geldim.Seyyar piyango sattım…”

Laf bitmez. Dedim, senin gençliğinde okunan türküler var mıydı? Şimdi o türküleri duyuyor musun?

Dedem, ”Yurttan Seslerin kurucusu Muzaffer SARISÖZEN’le bile tanışmış.”

Hınzırlığım tuttu, sordum.

“Dede hiç hovardalık yaptın mı?”

Dedem:

“Bak o iş yok bende.” Diye kesin konuştu.

Bana dedi ki, ”sana iki mani söylücim. Benden duyduğunu kimsi söleme.”

Dedeme, “vallahi söylemem” dedim.

Ancak, “yazmam” demedim. Söylemiyorum ki ben, sadece yazıyorum.

“Tarlanın tezeklisi.

Mendilin ipeklisi.

Gençlere keyif verir.

Kızların göbeklisi.”

Dedem patlattı kahkahayı. Durdu durdu. Bir daha söyledi.

“Karaduta yaslandım.

Yağmur yağdı ıslandım.

Ben kızların koynunda,

Meme ile beslendim.”

Bak kimsi söleme bunları. Ordu Üsin sapıtmış dirle.

Valla sölemem Üsin Dedem. Sen hiç mirak itme.

Sen anlat! Anlat!

Her yıla bir “mani”

93 yıla, 93 “mani”

Senin gibi dedeler nerde hani?

Dedem benim!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne keyifliydi yahu...

Ali Gülcü 
 02.10.2009 12:35
Cevap :
Sağolun.Selamlar sevgiler.  02.10.2009 14:25
 

balıkesir'den Yenice'ye bir günde yürümüş ha* bravo! Üsin dede kendini pek fazla üzmemiş herhalde.. insanı yaşlandıran en büyük etken sanırım stres.. köyde yaşam her zaman başkadır.. temiz hava, doğal gıdalar.. üsin dedeye selamlar.. saygılar.. (yazınız alt alta iki kez kopyalanmış)

sema öztürk 
 02.10.2009 11:04
Cevap :
Yazı kopyalama değişmiş.Biraz uğraştırdı.Hüseyin Dede'nin fotosunuda yeniden kopyaladım.Teşekkürler. Selamlar sevgiler.  02.10.2009 14:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 420
Toplam yorum
: 596
Toplam mesaj
: 69
Ort. okunma sayısı
: 1599
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster