Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '13

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
140
 

Dedem ve kişisel gelişimim

Uzun yıllardır kurumsal iş hayatının içindeyim. Çalışma hayatımda farkındalık yaratan özelliklerimin kişisel gelişim eğitimlerinden kaynaklandığını düşünüyordum.

Anıları tazelediğimde edindiğim pek çok özelliğin aslında dedemin fırça ve nasihatlerinden kaynaklandığını anladım.

Dedem küçük bir ilçede, 40 yılı aşkın sürede dükkanın yeri dahi değişmeden esnaflık yapan biriydi. Okul öncesi ya da sonrası tüm torunlar bu dükkanda hem yardımcı olmak için hem de sokaklarda haytalık etmemek için çalışırdı. Ama öyle bir köşede oturup gofret, çikolata yiyerek değil bayağı dükkanın bir çalışanı gibi yaşa, boya, cinsiyete bakılmaz her işin ucundan tutulurdu. Dedemin nasihatlerinden sıkılır, kaçacak yer arardık. İhtişamlı fiziğinden ve sert duruşundan ürker yanında ne konuşabilir, ne de rahat hareket edebilirdik. Hatta içten içe de sevmezdik ama dedemizdi. :))

Henüz ortaokul yıllarında idim. Cebime koyduğu bir tomar parayı bankaya götürürdüm. Günümüzde bir geliri olup parasını yönetmek durumunda olan pek çok insan banka işlemlerinden habersizken ben çek, senet, havale, çek yazdırmanın ne olduğunu öğrenmiştim.

Boyumun yetişmediği bankolarda kocaman kocaman takım elbiseli adamlara çek hesabına para yatıracağım demeyi öğrendim.

Dedem bir şey anlatırken mutlaka göz teması kurmamızı isterdi. İşime gelmeyen konuşmalarda yüzüm nasıl bir şekil alıyorsa, gözlerini döndürme bana baaakk derdi.

Bu bana yüz yüze iletişiminin detaylarını, karşımdakini dinlemeyi öğretti.

Biz bir şey anlattığımızda lafı eveleyip gevelememizi istemezdi. Kısa ve öz cümlelerle sonuç isterdi.

Bu bana kendimi ifade edebilmeyi, dinletmeyi öğretti.

Dedem boşnaktı ve bir lakabı vardı. Tuzcu Muyo derdi herkes. “Yolda yürürken asker gibi dimdik yürüyeceksiniz, başınız hep yukarda olacak. Siz yoldan geçerken insanlar parmakla gösterip Tuzcu Muyo’nun torunu diyecekler.” derdi.

Bu bana her koşulda sağlam adımlarla ilerlemeyi ve özgüveni yüksek olmayı öğretti. Başım hiç eğilmedi.

Her şeyi ama her şeyi yazardı. Çok kızardım bakkala bile elimde not kağıdı ile gitmeye, bir yandan utanırdım da. Ama bilirdi oraya gidene kadar çocuk aklımız dağılacak, niye gittiğimizi bile unutacağız. Unuturduk da. Cebe tıkıştırdığımız not kağıdına göz ucuyla mutlaka bakardık. 

“Söz uçar, yazı kalır.” cümlesinin anlamını öğrenmiştim.

İhtiyaç olduğunda yanında günlük eleman çalıştırırdı. Bu şekilde bir sürü çalışanı vardı. Ama hepsinin özellikleri farklıydı. Ağır iş için en güçlüsünü, dükkanın yoğun olduğu günlerde en pratik ve hızlısını, kasayı teslim etmesi gerektiğinde en güvenilir olanı çağırırdı.

İşin niteliğine göre çalışan görevlendirilmesi gerektiğini öğrendim.

Yetkinliklerin önemini ben aslında dedemden öğrendim.

12 Yaşında bir çocuk bile olsa, deneyimin her şey olduğunu öğrendim.

Ne mutlu bana ki o yıllarda cefa görünen bu deneyimin aslında iş hayatına hatta hayata atıldıktan sonra sefasını sürüyorum. 

Dualarım seninle Tuzcu Muyo. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 875
Kayıt tarihi
: 03.08.10
 
 

Düşüncelerin, yaşananların uçup gitmesine izin vermemek için yazmak istiyorum. Yazdıklarımı paylaşma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster