Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
4679
 

Dedikodu

Dedikodu
 

Dedikoduyu yapanların en büyük şanssızlığı, büyük hatalarından ötürü kaybettiklerinin ve anında hesap verdiklerinin farkında olmamaları. ....


Bir derin hastalığın adıdır dedikodu.

Bardağın dolu yanını değil boş yanını görmenin sonucudur.

Bir neden ve ne gerekçe olursa olsun, gayet laubali bir şekilde, hedef alındığı kişinin arkasından, onun istemediği veya tasvip etmediği şeylerin söylenilmesi halini yansıtır bu kavram.

Tez ve antitez düşünce yetersizliğinin bir sonucudur. Yapanı feci halde kündeye getirir. 

Hepimiz biliyoruz ki; sıradışı olmanın en üstün özelliği, toplumsal yaşamda çok olumsuz bir vasıf olarak kabul edilen bu  tür yaşamdan uzak durmaktır.

Bazı menfi işlerin içine dalanlar, bir noktadan sonra, ne yazık ki bu güçlü duygunun rehavetine kapılıp, kendilerini tutamaz hale gelebiliyor.

Gerçektende toplumsal bir takım yetersizliklere yol açan gelişimsel ve kişisel bozuklukları olan  kişilerin adeta bir bulaşıcı hastalık gibi laf ebeliğine gayret ettikleri görülüyor.

Ayrıca bu olumsuz kavramın birbirine kafa olarak yakın insanlar arasında yayıldığına tanık olunuyor.

Dedikodunun toplumsal bir facia olduğu açık ortada!                                                  

Kendine hakim olamayan bir kısım insanların bu değersiz kavramı topluma kabul ettirmeye, şekillendirmeye çalışmaları da işin çabası.

Ne var ki, sağduyu sahipleri zaman zaman düşüncelerini bir çember içine almak isteyen bu amansız hastalığın dışında kalarak, yaşamlarında yepyeni bir sayfa açabiliyor.

Ancak onun tuzaklarına düşen birey ise helak olup gidiyor.                                             

Kendine sahip olabilen insanların düşünmek istemedikleri bir koşuldur, dedikodu eylemi!.. 

İnsanların asla anlamamakta ısrar ettiği bu boyut, tarih boyunca  insanın yakasını bırakmamış ve yaşamlarına pek farklılık göstertmemiştir...

Dedikodu, sınırlı bir ürüne işaret ediyor!.

Bir, işin mantıklı olduğunu göstermiyor. Olsa olsa abuk sabuk bir şey olduğuna işaret ediyor.

Kısacası, dedikodu homojenleşmeyi önler diyebiliriz.

Olumsuzluğu paylaşan insanların dostluğu ise gerçek değildir, sahtedir. Onlar sıkıntıdan kurtulma imkânı bulamamakta ve fasit bir daire içinde dönüp durmaktadır.


Dedikoduyu yapanların en büyük şanssızlığı, büyük hatalarından ötürü kaybettiklerinin ve anında hesap verdiklerinin farkında olmamaları.

Bu şekilde davranmayı kimse önermez. Nelere mal olacağı açıkça belli iken, bu olumsuz etmene yine de devam etmek akıl almaz bir iştir. Ayrıca toplum içinde anlamsız şeyler üretene de sıcak bir yaklaşım yapılamaz. 

Bazı insanlar bilginin peşindedir. Onlar, kesinlikle kendilerindeki mevcut eksikliğin giderilmesinde zaman kaybına uğramayı göze alamayan geçmişle uğraş vermeyenlerdir.

İstikrar denen kavram ancak bu kesim için geçerli olur..

İnanan bir insan, bilir ki; asıl hedef dedikodusuz bir ortamda yaşamak ve kendisiyle barışık olmaktır.

Toplumsal kesimleri fazlaca geren ve neredeyse ikiye bölen, yapılanı gündemden düşürmeyen bu tiksinti verici durumdan kurtulmak şart.

Mantıklı düşünen ve sorumluluk taşıyan bir İnsanın bu tür yaşamı görmezlikten gelmesi mümkün değildir..

 

Ahmed F. Yüksel

 

https://twitter.com/sufafy

https://twitter.com/AhmedHulusi

http://www.ahmedhulusi.org/

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Benim gözlemlediğim bir şey var; dedikodu yapmayan insan neredeyse yok denecek kadar az.. Evet, maalesef öyle. İtiraz eden varsa da inanmam. Çevreyi gözlemlememiştir derim. Buna rağmen bir gözlemim de şu; kadınların bu huyu çok daha fazla. Hoş bazı erkekler kadınları aratır durumdalar ya hoş:)) Ama genele vurduğumuz zaman elbette kadınlar daha fazla dedikodu yaparlar. Bu yüzden madem yapıyoruz ve vazgeçemiyoruz. Benim bir önerim var: Herkes yarından itibaren bu huyunu yarı yarıya indirme kararı alsın. Yani başkası hakkında kuracağı 2 cümlenin 1 tanesini kaldırmak… Bence beyin bu komutla bir hayli yol alacaktır. Denemekte fayda var..

Yunus Emre Başbuğ 
 18.05.2014 21:37
 

Gıybet denilen illetin dinimizde ne kadar günah olduğunu bilirdim ama, çok önemli olduğunu Sayın Ahmed Hulusi’nin eserlerinden okudum. Özellikle kitabına aldığı ve sohbetlerinde de söz ettiği şu Hadis-i Şerif beni çok etkilemiştir: ‘’ Gıybet zinadan 36 kat şiddetlidir!’’ Düşünün artık. Zina büyük günah sayılır, malumunuz. Ve gıybet öyle kötü ve zarar verici ki, zinadan 36 kat daha şiddeti var. Sanırım sizin bazı yazılarınızda gıybet ve dedikodu sisteminin BEYİN açısından ele alınışı ve ruha kaydı anlamında önemli bilgiler vardı. İlgilenenler üşenmeyerek, araştırsınlar ve mutlaka okusunlar.. İşte o zaman görecekler ki, dedikodu denen bu hastalık nasıl bir ‘’YOK EDİCİDİR’’…

Ünal Durmuşoğlu 
 13.05.2014 20:47
 

Nihayet dedikoduyu hastalık olarak tanımlayan bir giriş okudum şu ömrü hayatımda!!! Çünkü neredeyse, sağlığa yararlı olup, stres attığını vs. söyleyen de var!!! Bence de kesinlikle bir hastalık! Çünkü böyle olduğunu kabullenirsek; hiç değilse tedavisi için yollara düşer, ve kim bilir birkaç nesil sonra da başarı oranını yükseltebiliriz…İşin enteresan yanı, hakikaten de BULAŞICIDIR.. Bunu kendinizde bizzat gözlemleyebilirsiniz. Uzun zaman dedikodu yapmamaya dikkat- özen göstererek geçirdiğiniz bir dönem sonunda, tam da başardım derken… Dedikodunun zevkinden dört köşe olmuş bir topluluğun içine düşüverirsiniz..! İşte o zaman görün bakalım, onca vakit korunmada olmanıza rağmen, ya da antivirüs üretmenize rağmen, bu hastalığın size nasıl bulaşacağına şaşırırsınız…

Gülay Görsever 
 13.05.2014 1:02
 

Dedikodu hakkında çok güzel tespitler. Toplumu ne hale getirdiğini anlatıyor. Bu dedikodu resmen bir illet, bi hastalık. Kurtulmak nasip olsun...

Volkan Tolga 
 12.05.2014 13:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 573
Toplam yorum
: 1790
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10815
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster