Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '11

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
1258
 

Dedikodudan uzak dostluk

Sevgili Dostum,  

Bugüne kadar yaşadıklarım, dedikodu yapmayan insana rastlamadığımı göstermekte. Dedikodu insanın kendi aklının olmadığının, başkalarının görüşlerine çok önem verdiğinin ve kendini onların yönlendirmesine teslim ettiğin manasına gelmekte. 

Can dostum,  

Çok insan taş taşır gibi laf taşır. Başkalarının senin hakkında duyduklarını sana taşıyarak akılları sıra sana iyilikte bulunduklarını zannederler. Halbuki, sana laf taşıyanlar, mutlaka senden de başkalarına laf taşır. Sana iyilikte bulunayım derken kötülükte bulunduğunun farkına bile varmaz. Çünkü cahil insan cahilliklerinin bile farkına varmaz çok zaman. 

Can dostum,  

Bir de seni başkalarının görüşleri ile tanıyan yöneticiler, arkadaşlar, insanlar vardır. Ben çok zaman bana gelen dostlarımın “ Senin böyle olduğunu bilmezdik, insanlar seni bize yanlış tanıtmışlar” dediklerine şahit oldum. Onlara “ Sizin kendi bakış açınız yok mu ki, başkalarının görüşleri ile beni tanımaktasınız?” dediğim zaman hatalarını anlamaktalar ama iş işten geçmiş olmakta. 

Canım dostum, güzel kardeşim,  

Senin en sevdiğim özelliğinde dedikodu yapmaman, başkalarını bana anlatmaman, beni de başkalarına yanlış tanıtmaman, bir insan beni sorduğu zaman anlatmak yerine, getirerek benimle tanıştırman ve onun kendi gözü ile beni tanımasını sağlaman olmuştur. Bu özelliğin sana hayran olmama, seni gerçek manada sevmeme ve sana olan “gerçek dost böyle olur” görüşünü pekiştirmeme sebep oldu. 

Canım dostum,  

Bende seni gene kendi görüşümle tanıdım. Seni görünce içim ısındı. Geldim seninle konuştum. Bakışlarındaki sevgiyi anladım. Senin söylediklerine inandım, güvendim. Seni başkasına sorsaydım, onların söyleyeceklerine göre seni değerlendirseydim, gerçekten de seni tanımayacaktım ya da yanlış tanıyacaktım ve bir dostu kazanamadan baştan kaybedecektim. Dünya dostlarını tanımadan, yanlış görüşlerle tanıdığı için dostluklarını kaybedenlerle doludur. 

Canım dostum, sevgili Kardeşim,  

İnsanların kendine güveni yok. O yüzden kendine güveni olmayan insan bazen başka insanlara o kadar güvenmekte ki, bunu kendi görüşlerinin önüne bile almakta. Çok zaman Profesör ya da yüksek rütbeli insanların bile danışmanlarına fazla güvenerek yanlışlar yaptıklarına şahit oldum. 

Canım dostum sevgili Kardeşim,  

Bu demek değil ki, insan kimseye danışmadan, kimse ile konuşmadan davransın. Bununla şunu demek istemekteyim ki, insan ne kadar insan ile danışırsa o kadar güzel olur. Ama bu iş sadece işlerin nasıl yapılacağı konusunda olmalı. Konu insan tanımaya gelince insan çevresini, yeni tanıştıkları insanları kendi görüşü ile tanımalı. 

Canım dostum, sevgili Kardeşim,  

Burada fizyonomi ilmi devreye girmekte. İnsanın karşısındaki insanın hal ve tavırlarından, vücut yapısından, davranışlarından o insan hakkında, kişiliği hakkında fikir sahibi olarak onları tanıması ve ona göre davranması demek. 

Canım dostum, sevgili Kardeşim,  

Tarihte okuduğum, yakından tanıdığım bütün büyük şahsiyetler fizyonomi ilmini iyi öğrenmiş ve insanları tanımada çok az hata yaptıkları için de geniş çevrede, geniş coğrafyada sevilmiş ve tarihte iz bırakabilmişlerdir. Senin de bende iz bırakman bu bilimi sadece bana karşı değil, her dostuna karşı uygulamandan meydana gelmiştir. Bu şahsiyetlerden iki tanesini sayacak olursam 2. Abdülhamit ve Vali Recep Yazıcıoğlunu size sayabilirim. Bu insanların hayatını bir kere daha dikkatle okursan o zaman ne anlatmak istediğimi iyi anlayacak ve bana hak vereceksin mutlaka. 

Canım dostum, sevgili Kardeşim,  

Hayatta başarılı olan insanlara baktığım zaman, bu insanların ne çok bilen, ne çok çalışan insanlar olduklarını gördüm. Hayatta başarılı olan insanların ortak özellikleri bilgilerini uygulamaları ve insanları iyi tanıyarak onlara, onları üzmeyecekleri, onları sevgi ile ikna ederek, yani onlar üzerinde etkili olarak, onları etkilemeleri sayesinde başarılı olduklarına şahit oldum . 

Sevgili dostum,  

Sen de aynen beni sevgin ile ilgin ile davranışlarınla beni sevdiğini, bana güvendiğini ve beni dost olarak kabul ettiğin gibi. Bu da seninle olan dostluklarımızın pekişmesine sebep oldu işte. Bu duyguların aynısını bende sana karşı beslemekteyim. Bu güzel duyguları beslemek, sana ve insanlara karşı kin beslemekten, çok daha güzel duygular olduğuna inandığım için sana anlatmaktayım. 

Canım Kardeşim, sevgili dostum,  

İnsanların çoğunluğu , insanları iyi tanıdıklarını zannederler. İnsanları sevdiklerini, insanların da kendisini sevdiğini zannederler. Ama eğer o insanlar belli mevki ve makamdaysalar, ellerinde bir başka güç varsa, o güçten dolayı kendilerine saygı duyulduğunu hiç fark edemezler. Öyle insanlar tanımaktayım ki, emeklilikleri bunalımlar, yalnızlıklar, sevgisiz bir dünyada, kendisini değersiz hisseden insanlarla doludur. Bu insanları iyi tanımamaktan, her yüze güleni dost zannetmekten meydana gelmekte. 

Sevgili kardeşim,  

Öyle dostluklara da rastlamaktayız ki, “Dostluk dediğin , dostluk dediğin böyle olur işte” deriz Bu bizim dostluğumuzu tarif eden bir dostluk değil mi? Gerçek dostluklarda aynen böyle olmalı değil mi ? İnsanlar bunları anlasalar sorunlar yaşamayacaklar ama, nedense kendini bilgili zannedenler, o an akıllarını kullanamayınca işte insanları yanlış anlamaktalar, yanlış tanımaktalar. Atalarımız derler ki , “ Hırs , kibir , aşırı ihtiras, insanın kalbine ve beynine girdiği zaman, akıl oradan uzaklaşır” Ne güzel bir sözdür bu. İnsanın aklını kullanamaması durumunda başkaları onu aklını kullanarak, onları kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmekteler işte . Allah seni ve beni böyle yanlış yönlendirmelerden korusun. 

Canım dostum,  

Bizlerde kendi aklımızı kullanarak dedikodulardan, yanlış yönlendirmelerden uzak kalmalıyız. Dedikodu ile hareket edenler, “ İnsanlar ne der ? “ i aşamayan kısır döngülerde yuvarlanan insanlardır. Bizler başkaları için yaşamıyoruz ki “ Başkaları ne der?” e saplanıp kalarak, kendimizi toplumun esiri edelim. Önemli olan bizim davranışlarımız ve sevgimiz değil mi? Bizim aklımız mı yok ki başkalarına danışalım? Bizler insanlara sevgi verelim. Bilgimize ihtiyacı olan insana da bilgimizi doğru verelim ki, o da kendi doğrusuna ulaşsın. 

Sevgili Kardeşim,  

Başkalarının dedikodularını “ Senin hakkında böyle düşünüyorlar” diyerek bize getiren insanlara karşı tedbirli olalım. Şunu bilmeliyiz ki , bizi seven insanlar , hakiki manada iyiliğimizi isteyen insanlar , bize karşı olan eleştirilerini dedikodu olarak başkalarına anlatmaz ve bize bildirirler. Mektuplarla anlatırlar. Mektuplarımıza bizi ikna edecek cevaplar yazarlar. Olmayacak şey istemişsek , neden olmayacağını da bizlere bildirirler. 

Canım dostum, sevgili Kardeşim,  

Hayatta iz bırakan insan olmak istemekteysek, kendi kişilik yapımızdan , kendi fikirlerimizden taviz vermeden, insanları dinleyerek ama dedikodularını dinleyerek değil, onların işe yarar fikirlerini dinleyerek, dedikodu olmayan saçma konuşmalarını da ciddiye almayarak ama en doğru ve en son kendi kararımızı dikkate alarak, insanları bu açıdan değerlendirerek en güzel ve en az hatalı kararları alarak hayatta güzel dostlukları ve mutlulukları yaşamanın huzuruna ereriz . 

Seni muhabbetle kucaklamaktayım. 

Dedikodudan uzak bir dünyada sevgi ile dostluklar dilerim. 

TURAN YALÇIN-TOKAT 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1101
Toplam yorum
: 347
Toplam mesaj
: 293
Ort. okunma sayısı
: 1542
Kayıt tarihi
: 28.12.07
 
 

1967 Tokat'ın  Pazar ilçesi doğumluyum. İşitme engelliyim. İstanbul Üniversitesi iktisat Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster