Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

perihan reyhan ALKAN

http://blog.milliyet.com.tr/pra

03 Şubat '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
933
 

Defne Joy Foster'in düşündürdükleri!!!

Defne Joy Foster'in düşündürdükleri!!!
 

Hepimiz, mutlaka böyle bir sabaha uyanacak veya böylesi acı bir geceye ulaşacağız. Ne zaman? Belki yıllar, belki de az sonra! 

 

Öyleyse bu anlamsız kin, bu anlamsız, mesnetsiz hezeyanlar, hırslar, oyunlar niye? Ne uğruna? 

 

Ölüm! O kaçınılmaz, o mutlak son. Eski deyimiyle, “ Zat-ı mutlaka ulaşım” 

 

Nedendir bilinmez, en çabuk unutmak, hep bu konudadır. Her ölümde; “Değer miydi?” diye başlanılır.- Bunca koşturmalara, kırmalara, hırslara, kinlere- önce ölen için, ölen adına pişmanlıkla. Ne var ki, birkaç metre bez, varsa birkaç güzel anı, yaşanmış birkaç güzel gün, paylaşılan iyilik ve güzellik dışında götürülen? Nedense kötülükler, çirkinlikler kalır arda ve hatırlanır. İyiyi güzeli çabuk unuturuz. Kırılmış bir kalp, yaralanmış duygular varsa geride bırakılan, hep onlar gelir akla, öncelikle. Rahmet dilemek bile unutularak. Ya da yarım yamalak dile getirilir; ardından ama ilavesiyle devam edilerek… 

 

Sonra da, kendimiz geliriz aklımıza. Yürekli ve herkese olduğu gibi kendimize de eleştirel bakabilme yetisine sahipsek, başlarız vicdan muhasebelerine. Hayatı boşa harcamışlık gelir ardından özeleştirilerle. Ne adına? Ne için? 

 

Sözler verilir çoğu kez; hayatı daha anlamlı, daha yaşanılası kılmak adına. Lanet edilir, hırslara, kinlere, nefretlere ve pişmanlıklar sıralanır pek çok savaşımlar adına. Ardından keşkelerle desteklenen. 

 

Vazgeçilir o an her şeyden, değmez denir, ne hırslara, ne onca edinim peşinde koşturmalara, ne kalp kırmalara ne de yarın kaygılarına. Anı yaşama kararı verir, hiçbir şeye üzülmemeye, hiç kimseyi kırmamaya, hele de mal mülk sahibi olma telaşlarının boşluğunun buluncuyla vazgeçmeye karar verilir… 

 

Verilir de ne kadar süre muhafaza edilebilir bu duygu ve düşünce? Anında unutulur ya da birkaç gün sonra… 

 

Unutana kadar geçen süreçte, sevgi dolar yüreklere sıcacık, tüm kötülükleri bir bir silerek, her bir hücrede hissedilir, tüm güzelliği, tüm aydınlığıyla. Dahasında paylaşmak, herkese bol bol, olabildiğince esirgemeksizin, daha fazla gecikmeksizin vermek kararıyla… Daha bir büyür, daha bir ısıtır içimizi, ılık ılık, ığıl ığıl. Ve ardından, frenlenemez ıklamalar. Karar verilir; bundan böyle, her etkinlik hasbetenlillah yapılacaktır. Düzgüsüzlükten uzak, düzeyli yaşanacaktır. 

 

Ne kadar? Kaç yıl, kaç ay, kaç gün, hatta kaç saat sürer bu kararlılık! Unutulur en kısa sürede. Uçup gider o güzel, o insani duygular; ta ki bir başka ölüm, bir başka kapıyı çaldığında hatırlanana dek. Kendi kapımızı hiç çalmayacakmışçasına! 

 

Hep yaşlılarda, hep hastalarda sanırız sıra ve sanırız ki daha önümüzde çok uzun yıllar var… 

 

Yaşı ne olursa olsun, ister sağlıklı, ister çok ağır hasta olsun kişi, yine de ölümüne şaşırırız, yine de bir müddet şokunda kalırız ve yakıştıramayız da kimselere ölümü ve de kaç olursa olsun yaşı, gençti diye düşünürüz… 

 

Hele de böyle genç, böyle hayat doluysa daha bir şaşırır, daha bir çıkamayız şokundan, anında da muhasebeleşmeye başlarız yine kendimizle ve yaşamla… 

 

Ardından da yine ölüm bizim kapımızı hiç çalmayacakmışçasına, önümüzde daha çok uzun yıllar varmışçasına, hesapsız, kitapsız yaşamalara döneriz, ta ki ölüm yine bir başka kapıyı çalana dek! 

 

Oysa ne kadar da çok şey düşündürür bize her bir ölüm… 

 

Götüreceğimiz, birkaç metre bez parçasından ibarettir, bize ait tek mülk ise yaklaşık iki metrelik toprak parçası… Bir müddet sonra tamamen toprak olunduğunda ise, üzerimize bir başka ölümlü gömülecektir. 

 

Dünyanın malı, mülkü bizim olsa, en üst düzeyde görevlerde de olsak, hatta dünyanın tek hâkimi, o toprağında altında eşitizdir artık servetimiz veya makamımızla. 

 

Esas farklılığımız, esas makam ve mevkiimiz sonrasında görülmeye başlanacaktır. Bizim elimizden alınmıştır artık kalem, oturup hesap kitap yapmamız mümkün değildir. Hatalarımızı, eksiklerimizi telafi de mümkün değildir, pişmanlıklar ise faydasız… 

 

Artık o dünyanın muhasebecileri alacaktır kalem kâğıdı ele, artılar ve eksiler yüklenecektir terazilerin kefelerine… 

 

Öncelikle de hesap gününde, kul hakkı sorulacaktır, kişisel sorgulamamızın hemen ardınca! 

 

Biliriz, hepimiz biliriz de, unuturuz yine de… 

 

Sırf dünya için yaşamak ne denli yanlışsa, dünyayı bir yana itip sırf gidilecek dünya için hazırlanmak da doğru değil ve yaşamı yaşanılasılıktan çıkartır. O nedenle halkımızın bir söylemi vardır; DÜNYADA MEKÂN, AHİRETTE İMAN… 

 

İşin özeti ise, Hz. Muhammed’in o anlamlı sözünde: 

 

HİÇ ÖLMEYECEK GİBİ BU DÜNYA, YARIN ÖLECEK GİBİ AHİRET İÇİN ÇALIŞINIZ!!! 

 

Demek isterim ki bu vesileyle ben de: 

 

Sevelim; olabildiğince çok… 

Kucaklayalım sevgimizle tüm insanları… 

Sarıp sarmalayalım sıcacık… 

Hayvanları, ağacı, çiçeği, otu, böceği… 

Gözümüzün gördüğü her şeyi… 

Kırmayalım kimseyi, üzmeyelim, hakkını yemeyelim… 

Yanında olalım, yandaş olalım, yâr, yaren olalım gerektiğinde… 

Ellerini tutalım gereksindiğinde… 

Gülümseyelim, selam verelim, hatır soralım… 

Başını okşayalım hiç tanımadığımız bir çocuğun bile… 

Doymayalım komşumuz açsa biz de. 

Bir kap yemek, bir tas su koyalım kapımızın önüne, hayvanların da üzerimizde hakkı olduğunun bilinciyle… 

Açları doyuralım, yoksulu gözetelim gücümüz yettiğince… 

Yalan ise hiç konuşmayalım hiçbir durumda, hele de arkadan, dedikodu yapmayalım, iftira atmayalım, riya yapmayalım, nifak sokmayalım… 

Ne Yaradan’a, ne de yarattığına saygıda kusur etmeyelim, görevlerimizi, borçlarımızı unutmayalım, kırmayalım… 

Haklının yanında duralım, susmayalım haksızlığın karşısında! 

Ağacı kesmek şöyle dursun, ağaç dikelim, dünyadaki son günümüzse bile… 

Hoyrat davranmayalım doğaya, tüketmeyelim kaynaklarını, katletmeyelim hayvanlarını… 

 

Hepimizi Allah’ın yarattığını ve bir gün hepimizin O’na döneceği gerçeğini 

 

UNUTMADAN! 

 

p.r.alkan 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

..medyanın bu ölüm üzerine günlerce durmasına şaşıyorum. Acaba iffetli bir sanatçı ölseydi eşinin, çocuğunun yanında bu kadar üzerine methiyeler düzülür müydü?.. Yarım saat tanışıklığı olan bir adamın evine koşmak çoğu tarafından masumane gösteriliyor. Hayret.

Yüksel ÖNAÇAN 
 12.02.2011 16:03
Cevap :
Çok haklısınız Sn.Önaçan.Ben teşekkür ederim efendim.Selam ve saygımla...  14.02.2011 2:42
 

çok şey yazıdı çizldi ama böylesine bilgi dolu güzel hatırlatmalar da çıkyı ortaya... Olumlu katkısı var galiba ... Ama her ölüm bir ibret vesikası ise buaradan da dersler elbette çıkarmalıyız... yüreğinize sağlık...sevgi ve saygılarımla....

Metin TOPÇU 
 04.02.2011 21:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 290
Toplam yorum
: 291
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 536
Kayıt tarihi
: 11.03.08
 
 

İlk ve orta öğrenimimi Gölcük/ Kocaeli, lise ve üniversite öğrenimimi Ankarada gördüm. İlk okuldan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster