Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mayıs '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
6246
 

Değerini bilmek

Değerini bilmek
 

Çırağının verdiği cevap çok doğrudur: 'Bir şey, ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.'................................................


Vaktiyle ergin bir meslek erbabı, yıllarca yanında yetiştirdiği çırağını imtihan etmek ister. Onun eline iri bir pırlanta verip:

'Oğlum'der 'Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster.

Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.'

Çırak, elinde pırlanta bir bakkal dükkanına girer ve 'Şunu alır mısınız?' diye sorar.

Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir; sonra: 'Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın' der. Çırak teşekkür edip çıkar.

Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak bir beş lira vermeye razı olur.

Üçüncü olarak semerciye gider: 'Buna ne verirsiniz?' diye sorar. Semerci şöyle bir bakar, 'Bu...' der 'benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.'

Çırak en son olarak kuyumcuya gider. Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar.

'Bu kadar büyük pırlantayı nereden buldun?'diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. 'Buna kaç lira istiyorsun?' Çırak sorar: 'Siz ne veriyorsunuz?'

'Ne istiyorsan veririm.'

Çırak, 'Hayır veremem.' diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:

'Ne olur bunu bana sat. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.' Çırak  'emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını,ancak fiyat öğrenmesini istediklerini' anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

Meslek erbabının yanına dönen çırak büyük birşaşkınlık içinde macerasını anlatır.

'Bundan ne anladın?' diye sorar.

Çırağının verdiği cevap çok doğrudur: 'Bir şey, ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.'

Sevgili okurlar!

Bu hikayeyi günlük yaşamımızdaki davranışlarımızla özdeşleştirmek istiyorum.

Toplumumuzda yaygın inanç ve buna bağlı gerçekleri savunmak, toplumu yüceltmeye eşittir. Bizim inanç ve yaşantımız pervasız şeylerle engelleniyorsa, bu tür tavırlar değer bilmemekten kaynaklanıyor diyebiliriz.

Anlıyacağınız, değerin kıymeti, konunun şeklini bozan dış bükey camla bakıldığından ötürü bilinmemektedir.

 Aslına bakarsanız her yaklaşım da böyledir.

Yanlışları kesin olarak ortaya çıkanlar varken, değerli olanların yanında olmamız şarttır. Bu husus, bir varsayım değil gerçeğin ta kendisidir.

Ahmed F. Yüksel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Alaaddin Morgül'ün yorumu ne kadar sığ ve gerçek dışı. İnancın olmadığı yerde maddede gerçek güzelliğini, değerini ve anlamını bulamaz ! Selamlar

SÜLEYMAN SIRRI 
 20.05.2012 23:22
 

Zaten yaşam,  her noktanin kendi  biçtiği değerlerine göre istek, zevk ve arzularına yönelmesi değil mi.....Pırlantayı deger biçemez pahada goren bir tarafta...... Boncuğu deger biçemez pahada gören diğer tarafta.....  Hangisi daha değerli ???!!!....  Ya da birşey onun degerini bilenle kıymetliyse eğer !!! ..... Ben, "pırlantanin değerini farkedebilmeyi arzuluyorum"  demek  kalıyor geriye..... Teşekkurler Sayin Yüksel......

Tulay Turkoglu 
 20.05.2012 18:57
 

"İnanç, bilimin bittiği yerde başlar" Yani, deneyle - henüz - ispatlanamayan "şey"lerden sonra gelir. Gönülden gelen vicdani bir duygudur. Bilim ise, ispatlanmış "gerçek"lerdir. Hikâyede, maddeye (gerçek olan nesneye)-pırlanta- ya, "inanç"ı katarak, toplumsal değerlerimizi akıl ve bilim yerine "inanç"a indirgediniz ya, bravo doğrusu!

Alaettin Morgül 
 20.05.2012 2:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 541
Toplam yorum
: 1704
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 11318
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster