Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
4061
 

Değerlendirebilmek

Değerlendirebilmek
 

İdeal olan, bütünün farkına varılarak, somut adımların atılmasıdır. Genelde hedefe yönlenilirken, kolaylaştırıcı fonksiyonların varlığı hissedilebilmelidir.


Bir romanı, bir yazarın köşe yazısını veya metni, seyrettiğiniz filmi, bir olayı, spor müsabakasını okuyabilmek, değerlendirebilmek kolay bir iş değildir.

 Bu yetenek, gerçekten nadir kimselerde bulunur.

 Bir konuya yakınlık sağlayabilmek, bir anlamda değerlendirebilmek için zihniyetin insan faaliyetlerindeki rolünün unutulmaması gerekiyor.

 Bu bağlamda bazı kaynaklara müracaat etmemiz şart gibi gözüküyor.

 Biz buna zihniyet dünyasının değişmesi diyerek bir yaklaşım yapabiliriz.

Bu, unutulmaması gereken bir hedef olmalı.

 İdeal olan, bütünün farkına varılarak, somut adımların atılmasıdır. Genelde hedefe yönlenilirken, kolaylaştırıcı fonksiyonların varlığı hissedilebilmelidir.

Buna göre bir mesele, ona benzerlik taşıyan bir başkasının paralelinde algılanabilir hale gelir.

 “Okumak/değerlendirebilmek” denen şey işte budur.

 Bir paradigma: Din günümüzde sadece ayinlere dönüşmüş, musiki nağmeleri altında hükmünü yitirir hale gelmiştir.

 Maalesef, aynı konum Hıristiyanlık âleminde de baş gösteriyor.

 Toplumlar dini algılamak, buna göre uygulayıp değerlendirmek yerine, duygulara hitap eder bir şekilde görmeye başlıyor.

 Bu anlamsız hatalarla dolu yoldan çıkmanın tek adresi, onu doğru ve somut hale dönüştürebilmek olmalıdır.

Gerçekle yüzleşebilmek, bir konuya vakıf olmak, keşfedebilmek takdir edersiniz ki o kadar da kolay bir iş değil.

 Bu bakımdan yazı başlığını teşkil eden değerlendirebilme sıfatı, bireylere mahsus bir yetenek gibi görülse de aynı zamanda bir aklanma girişimi gibi kabul edilmeli.

 Şurası bir gerçek ki; “değerlendirebilen, analiz yeteneği olan” kişiler hareketsiz kalanlara göre daha aktif konumda oluyorlar.

Bu durum aynı zamanda insanları biraz rahatlatır.

Unutulmamalı ki dindarlık, sadece namaz, oruç, zekât ve hac’dan ibaret değildir.

 Evet, bu bahsedilenler İslâm’ın şartlarıdır. Bunlar pek tabii ki gereklidir. Ama bir de fiile döktüğümüz bu kavramların ne anlam taşıdığını bilme zorunluluğu var.

 Gerçekten kılınan bir namaz, Müslümanları kötülüklerden alıkoyabilir, ama Allah Rasulü’nün bir hadisinde bahsettiği “Namaz müminin miracıdır” şekliyle anlaşılmasının lüzumu da ortada. Ayrıca ikame edilmesi hususu ve bütün bunların ötesinde daimi namazın da tetkik edilmesi, araştırılması ve bu analizlerin yapılması, değerlendirilmesinin gerekliliği söz konusu.

 Bir başka örneği “Müslüman, elinden ve dilinden bütün Müslümanların selâmette olduğu kişidir” hadisine rağmen, acaba, komşu komşusunun ezasından, rahatsızlık vermesinden, bu durumun bir hoşnutsuzluk yaratmasından emin değildir biçiminde anlayıp değerlendirebilmiş midir?

 İşte değerlendirebilmek dediğimiz şey bunlardır.

 Biraz daha farklı modlara girelim. Yenilenelim diyoruz.

 Mecazi kavramlardan kurtulup; nokta bahsi, noktadan sadır olan noktaların varlığı, tek kare resim, sezgisel data veya Bilgi kaynağı anlamına gelen Data, aynı zamanda bilincin özellikleri demek olan esma manaları, kendi boyutundaki salt seyrinin anlamını bırakın, çokluk görüntüsündeki değerlendirilebilmesi oldu mu?

 Kalp denen azanın sadece beyne kan pompalamak demek olmadığını ne zaman idrak edebileceğiz?

 Bağırsaklarda mevcut –aynen kalpteki gibi- nöron aktivitesinin yapageldiği işlevler tespit edilmeseydi, bütün bunlar hiç aklımıza gelir miydi, bazı şeyleri değerlendirebilir miydik?

 Ne dersiniz?

 Kuşkusuz, günümüzde en yoğun şekilde bahsi edilen konularla uğraşan kimselerin bile, hem sözleriyle hem davranışlarıyla bu gibi soruların yanıtlarını vermekte güçlük çektiklerine şahit oluyoruz.

 Demek ki değerlendirebilmek, bir şeyi somut algılanabilecek hale getirmek kadar önemli iken, üretimi de ele alıp birtakım şeyleri ilave etmek anlamına da geliyor.

 Ne var ki istisnaları dışında, anlatılan biçimde, böyle bir saptamada bulunanlardan eser yok.

O halde yaptığımız şey, taklide uygun bir muamelattır.

Ben öyle görüyorum. Umarım, yanılıyorumdur.

 

Ahmed F. Yüksel

 

Adnan ŞEN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 630
Toplam yorum
: 2043
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10019
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster