Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
932
 

Değerli evraklarımız

Değerli evraklarımız
 

Değerli evraklarımızın çoğu neden değersiz gürünümdeler?


Değerli evraklarımız niye değersiz? Nereden aklıma geldi bu konu şimdi? Yaz sıcağında sokak pencerem açık ya, serinlik gelsin diye, komşunun sesi daha önce geldi.

"Mustafa Abi, Burak 'Teşekkür Belgesi' almış onu bir büyütür müsün?" diyor.

Tabii itiraz etmedim. Oğlunun belgesini duvara asacak ve gurur duyacak anası. Ben de bu mutluluğa katkıda bulunacağım. Güzel bir şey. Belgeyi getirdi, scannerde tarayıp, sonra da büyütecektim. Ama o kadar uyduruk bir belge ki, büyütmeye değmez. Odamda bulunan çerçevelerden birinin içini boşaltım bu belgeyi orijinal şekilde verdim çerçeveyle. Çok sevindi. Biraz önce de eşi, arkadaşım Reşat ve oğluyla dolaşmaya çıkarken selam verdiler. Mutluluk yüzlerinden okunuyordu.

Benim mutluluğumu da okumuşlardır yüzümden.

"Teşekkür Belgesi" kâğıdı en normalınden. Yani kıymetli, kaliteli bir kâğıt değil. İçerik en basitinden yazılmış. Belgenin çerçeve motifleri, "Buradan al beni, balkondan aşağı at beni, in aşağı tut beni!" diye bağırır gibi rahatsız edici. Alttaki mühürü, becerikli herkes patatesle yapabilir. Çocukluğumuzda yapardık biz. Mühür değil de kâğıdın üzerinde leke gibi duruyor.

Mühürün üstündeki imzaya baktım, sanki bir İlköğretim Müdürünün imzası değil de bebek karalaması.

Pasaportları olanlar lütfen kontrol etsinler! 200 üzerinde ülke varsa Dünya'da, en kalitesiz pasaportlardan biri bizimkisi. Üzerindeki altın yaldız, ay-yıldız baskısı hemen silinir. Üzülerek söylüyorum bunu. Almanya'da tercümanlık yaptığım dönemlerde Münih Yabancılar Dairesi'nde polis arkadaşlarım vardı. Onlarla da konuştum ve diğer ülke pasaportlarını da inceleme imkânı buldum.

Resmi evraklarınızı bir kontrol edin lütfen! Ya kâğıt kalitesi bozuktur, ya baskısı, ya içeriği, ya da mühür ve imzası.

Oysa bir ülkeyi temsil eden evraklardır bunlar. Kimin eline geçeceği belli değildir. Yabancı makamlara da gidiyor çoğu. Okuma yazması olmayan bir muhtarın uyduruk mühürünü basıp üzerine çizik attığı birçok evrak yabancı ülke makamlarına sunulmuş ve ülkemiz hakkında küçümsenir düşüncelerin oluşmasına neden olmuştur. Birçok kimse de gerçekten patatesle yaptıkları mühürleri kullanarak sahte belgeler yapmışlar ve çok çocuklu olduklarını beyan ederek fazladan Devlet yardımı almışlardır. Alman makamları Türkiye'den gelen resmi belgelere itibar etmemeye başlayınca da kızıyoruz. Aslında onlara değil bu kalitesiz belgeleri verenlere kızmalıyız.

Bir Alman makamı, pasaportunuza mühür basarken kendi ülkesini temsil edecek bir işlem yaptığının bilincindedir. Zaten kaliteli olan mühürü, tüm titizliğiyle, matbaa baskısı gibi oturtur pasaportunuza. Üzerine attığı imza için kullandığı kalem bile seçilmiştir.

Avrupa ülkelerinin hemen hepsinin evrakları için kaliteli malzeme kullanılır. Devlet memurları serbest ortamlarda, kendi evlerindeki gibi çalışırlar. Öyle, "Müdürüm", "başkanım" diye amirlerine yalakalık yaparcasına hitabetmezler, onların karşılarında esas duruşa geçmezler. Zira kendi kalitelerinden de amirlerinin kalitelerinden de emindirler. Sebepsiz yere oradan oraya sürgüne gönderilmezler.

Almanya'da da belli makamlarda parti desteğiyle gelmiş memurlar vardır tabii. Ama bu memurlar genelde partileri için değil milleti, Devleti için çalışarak partilerine puan kazandırırlar.

Bizdeki gibi birçok kalitesi belirsiz kişi, sadece parti kadrolaşması için oraya buraya yerleştirilmez. Bizim çapulcularımız da genelde partilerine filan güvendikleri için sallapati çalışırlar. Zamanlarının çoğu hemşehrilerini ağırlamakla, vatandaşa eziyet çektirmekle, rüşvet alma imkânları yaratmakla geçer.

Hâl böyle olunca da, iyi niyetli, kaliteli, ahlaklı personelin çalışması zorlaşır. Onların çoğu da ya ortama uyarlar, ya da zor imkânlarda ahlaklı ve düzenli çalışmaya uğraşırlar.

Futbol Milli Takımımız üstün başarı gösterip, Türkiye'nin adını Dünyaya duyurunca gururlanmak, "EN BÜYÜK TÜRKİYE" demek tabii ki hepimizin hakkı. Ama yetmiyor... Hepimiz fert olarak Türkiye'mizin büyüklüğünü perçinleyecek şekilde çalışmalıyız. Herkes işini düzgün yapsa, hem Türkiye'miz daha çabuk düzelir, hem de insanlarımız daha huzurlu olurlar.

İnsan yaptığı işin hakkını vermelidir. İş olsun diye yapılan işlerin hayrı olmuyor.

Mustafa Mumcu, 26. 06. 2008 saat: 22:15

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

benimser ise onunla bütünleşir ise ancak o zaman ortaya güzellikler çıkar. Ama bizler köşe dönmeye uğraşmaktan. Nasıl avantadan geçinirim demek ile o kadar meşgulüz ki bunlara pek vakit kalmıyor. Ondandır benim öykünmem...

Güher 
 27.06.2008 14:12
Cevap :
Sevgili Güher Hanım, Yorumunuz için teşekkür ederim."Avantadan Lavanta" sözünü hatırlattınız bana. Sistem insanların bir bölümünü böyle düşünmeye yönlendiriyor maalesef. Kalifiye eleman yetiştiren Meslek Okullarımız yok denecek kadar az. Memleketimizde "Meslek Okulu" denilince akla İmam Hatip Liseleri geliyor. İmam Hatip Liseleri denilince de Başbakan. Böyle bir kısırdöngü. Dini de öğretelim tabii ama meslek bilmeyen birçok meslek sahibi var. Bunlar ne olacak? Bari kurslarla filan bunları eğitsek. Hayır, öyle kalıyorlar. Partiler kamu kuruluşlarına kendi adamlarını sokarak kadrolaşacaklarına, ehil ve kalifiye insanları yerleştirmeliler. Devletin sisteminin iyi çalışması bakımından. Hangi parti gelirse gelsin, kaliteli elemanlar yer değiştirmemeli. Kadrolaşma ortadan kalkmalı. Tuzlu Balık işini henüz halledemedim ama yeni bir yerlere taşınma durumum var. Mutfağı filan düzgün olan. Orada yapacağım. Saygı ve sevgiler.  27.06.2008 23:08
 

Mustafa Bey yazdıklarınıza katılıyorum efendim.Balık baştan kokar.Devlet böyle yaparsa millet neler yapmaz.Kalitesizlik içlerine işlemiş.Araştırsanız o kötü dediklerinizin ücreti en alasındakinin üzerinden ödenmiştir. Devletini, milletini, vatanını seven yöneticiler nasip et ya rabbim.Saygılarımla...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 27.06.2008 2:06
Cevap :
Sevgili Murat bey, Olmayacak duaya amin denmez ama ben sizin duanıza AMİİİİN diyorum. İnşallah! "Salla başını al maaşını" zihniyetinde olan çok devlet memuru var. Benim gençliğimde Devlet Memurlarının bir adı vardı. genellikle kaliteli insanlar Devlet Dairelerinde göreve gelirlerdi. EN azından bizlere öyle yansıyordu. Kimse alınmasın lütfen! ben Devlet memurlarının tümünü görmediğim için hepsini eleştirme hakkım yok. Mutlaka çok kaliteli ve aldıkları maaşı fazlasıyla hak edenler vardır. Helal olsun onlara! Ama benim çoğunlukla gördüklerim Türkçe'yi doğru dürüst konuşamıyorlar, dünya görüşleri çağdaş değil, tutucular ve Türkiye'mizin çağdaş görünümüne yakışmıyorlar. Çoğu memurlar maaşlarından ziyade koklayacakları lavantaların hayaliyle işe başlıyorlar. Tembellik dizboyu... Ortaya da değersiz, değerli evraklar çıkıyor tabii. Umursanmayınca... Saygı ve sevgilerimle.  27.06.2008 23:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3172
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster