Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Değersizlik inancı

Değersizlik inancı
 

 

Randevu alırken sesi titriyordu, “acele sizinle görüşmem gerekiyor, intiharın eşiğindeyim. Bu şiddete artık dayanamıyorum” diyordu.

Erken randevularımı iptal ederek, olabilecek en erken zaman diliminde kendisine randevu verdim.

Geldiğinde perişan haldeydi. Şiddete uğramıştı, yüzünde morluklar ve yaralar vardı. Hem duygusal, hem de fiziksel anlamda kelimenin tam anlamı ile çökmüş görünüyordu.

Yaklaşık otuz yaşlarında, uzun boylu ve alımlıydı. Maddi ve manevi anlamda bu kadar şiddete maruz kalmasına rağmen hala alımlıydı.

Ağlayarak anlatmaya başladı, uzun yıllardır beraber olduğu sevgilisi, onu maddi ve manevi anlamda sömürüyordu. Bir gün mutlaka onunla evleneceğini hayal ediyordu bu duygusal ve fiziksel anlamda çökmüş alımlı genç kadın. Bu hayali yaklaşık 6 yıldır kuruyordu.

Aşikâr olan ise, karşısındaki erkeğin onu oyaladığı, değer vermediği ve bu duygulardan kurtulmadığı sürece ne yazık ki hiçbir zaman onunla evlenmeyeceği idi…

Çok zor bir çocukluktu, babası alkolikti, yıllarca annesini onu ve kardeşlerini dövmüş, değersiz davranmıştı onlara…

Seanslar sonunda derindeki değersizlik duyguları yüzeye çıktı ve bir dizi topraklama çalışması ile derinlerde ona zarar veren tüm anılarını nötrledik, çalışmalarımıza devam ediyoruz ve danışanım hızla şifalanıyor.

Sevgilisinden ayrıldı ve kendini değer göreceği, gönlünce sevip, sevileceği harika bir aşka açtı.

Hikâyede danışanım evden kurtulmak için okuyup bir işe girmiş ve farklı bir şehirde kendine yeni bir hayat, yeni bir gerçeklik yaratmıştı. Sonunda kurtulmuştu baba dayağından!

Ne yaparsak yapalım, nereye gidersek gidelim, bilinçaltımızdaki duygularımızı da beraberimizde götürürüz, tıpkı bu alımlı genç kadının hikâyesinde olduğu gibi...

Baba şiddetinden ve ona yaşatılan değersizlik duygularından kurtulmak için yıllarca kendi kendine mücadele etmiş, ancak derindeki duyguları da yanında taşıdığı için, farklı bir yerde, yine aynı gerçekliği yaratmıştı duyguları.

Birçok insanda görülen değersizlik inancına göz atalım.

Nedir bu değersizlik inancı, nasıl oluşur? Kendimizde böyle bir inancın var olduğunu nasıl anlarız?

0-8 yaş arasında ebeveynler tarafından çocuk; suçlanarak ya da yetersizlik hissettirilerek büyütülmüşse, (Sen üstünü giyinemezsin, sen onu dökmeden getiremezsin kırarsın, sen aptalsın zayıf not alırsın, sen hiçbir şeyi beceremezsin v.s.)

Şiddete maruz kalmışsa, (çocuk ebeveynler tarafından ya da yaşadığı kişiler tarafından ruhsal ya da fiziksel olarak şiddete maruz bırakılmışsa)

Ebeveynler mükemmeliyetçi ise, çocuğun her zaman, her konuda mükemmel olması gibi talepleri varsa. (Mükemmel olmadığını hissettikleri zaman, çocuğa sözlü veya fiziksel tacizde bulunuyorlarsa)

Ebeveynler, çocuk ile çok az ilgileniyor, sevgi ve şefkat göstermiyorsa. Çocuk sevmenin ve sevilmenin ne demek olduğunu bilmeden büyümüşse,

Çocuk, cinsel olarak tacize uğramışsa,

Tüm bunlara maruz kalarak büyüyen çocuklarda değersizlik inancı olabilir.

Peki, şu an değersizlik duygunuz olduğunu nasıl anlayabilirsiniz?

Anlattığım örnekte olduğu gibi ruhsal veya fiziksel bir şiddete maruz kaldığınız herhangi bir ilişki içinde kamayı sürdürüyorsanız.

Yoğun olarak beraber olduğunuz kişiyi kaybetme korkunuz varsa,

Kendinizi iyi ve güzel şeylere layık göremiyorsanız. Örneğin; maddi durumu çok iyi olan bir bayan danışanımın ağzında dişi yoktu ve neden yaptırmadığını sorduğumda, verdiği cevap onun değersizlik inancını ortaya çıkartıyordu. “Bu yaştan sonra beni beğenecek mi var?”

Bizler öncelikle kendimizi beğenmeli ve sevmeliyiz. Eğer fiziksel görünümümüzü bir başkası için güzelleştiriyorsak, bu noktada kendimizi sevmediğimizi ve değer vermediğimizi anlayabiliriz. Başkalarının size değer vermesini ve sevmesini istiyorsanız, önce siz kendinize değer vermeli ve sevmelisiniz.  

Kendinize hemen hemen hiçbir konuda güvenmiyorsanız,

Yetersizlik duygularına sahipseniz,

Çevrenizde yaşanan ilişkilerde, kadınların hep acı çektiğini, değer verilmediğini, mutsuz olduğunu görüyorsanız. Hep terk edilmiş, taciz görmüş ve acı çeken kadınları tanıyorsanız,

İşyerinizde hep eziliyor ama sesinizi yükseltemiyor, hakkınızı arayamıyorsanız,

Sürekli kurban rolünde iseniz,

Size acı çektiren partnerlerle uzun soluklu ilişkiler yaşıyor ve onları kaybetmekten deli gibi korkuyorsanız, değersizlik inancına sahip olabilirsiniz.

Bu inançtan kurtulmak için neler yapabilirsiniz?

Öncelikle bu durumun farkında olmalısınız!

Çünkü farkında olmadığımız bir durumdan kurtulmamız söz konusu olamaz.

Farkında olduktan sonra, yoğun bir dizi affetme çalışması gerekecek.

Çünkü yaşadığınız yoğun değersizlik inancınızla, birçok kişinin size haksızlık yapmasına, kötü davranmasına, sizi kırıp, incitmesine  “izin verdiniz”. Bu yüzden pek çok kişiyi affetmeniz gerekecek öncelikle.

Yaşadıklarınızın sorumluluğunu tamamen üzerinize alabilmelisiniz. Siz tüm bu kötü davranışları hak etmediniz evet, ama onların kötü davranmasına siz izin verdiniz!

Bir dizi topraklama çalışması ile (profesyonel bir destek alabilir, regresyon çalışması yaptırabilirsiniz) kızgın olduğunuz kişileri affederek, içinizdeki tüm kızgınlık duygularını serbest bırakabilmelisiniz.

Her halinizde değerli, sevilmeye layık ve çok özel bir insan olduğunuza önce SİZ inanmalısınız.

Bu süreç sizi zorlayabilir, çünkü senelerce değersizlik inancının ağır hipnozunda yaşadınız. Ama eğer azmeder ve kararlı olursanız işiniz kolaylaşır.  Gerekirse profesyonel bir yardım almalısınız. Çünkü her zaman tek başına kolay olmayabilir.

Kendinizle baş başa olacağınız, kendinize iyi davrandığınız özel zaman dilimleri yaratmalısınız. Kendinize hediyeler almalı, kişisel bakımınızı yaptırmalı, tek başınıza tatile gitmeli, kendinize her anlamda özen göstermeli, değer verdiğinizi hissetmelisiniz. 

Geçmişte unutamadığınız. size en fazla değersizlik duygusu yaşatan anıları, olayları gece yatmadan önce düşünün. Ama tam tersini düşünün. Olayda şiddete uğradıysanız, o kişinin size çiçekler verdiğini, hediyeler aldığını, size güzel sözler söylediğini canlandırın gözünüzde. (Bu çalışmaya mutlaka affetme –topraklanma- çalışmalarını tamamladıktan sonra başlamalısınız.)

Tüm bu süreci takiben, olumlamaların gücünden de faydalanabilirsiniz.

-          Ben her zaman biricik ve tekim.

-          Ben her halimle, tüm özelliklerimle değerliyim.

-          Ben her şeyin en güzeline, en iyisine layığım.

-          Kendimi koşulsuz seviyorum.

-          Kendimi olduğum halimle onaylıyor ve kabul ediyorum.

-          Geçmişimi affediyorum.

-          Kendime her geçen gün çok daha fazla güveniyorum.

-          İzin verdiğim her şeyin sorumluluğunu alıyorum.

-          İzin verdiğim her şey için kendimi affediyorum.

-          Geçmişteki hatalarımı kabul ediyorum.

-          Kendimi her an takdir ediyorum.

-          Kendimle gurur duyuyorum.

-          Kendim için her zaman en iyisinin, en güzelinin olmasına izin veriyorum.

-          Ben her halimle özel, güzel ve değerliyim.

 

Kendinizi her zaman çok değerli, özel ve güzel hissetmeniz dileğimle.

 

A.Nilgün Aktaş

Kişisel Gelişim Uzmanı

www.aysenilgunaktas.com

nilgunaktas@hotmail.com

https://www.facebook.com/a.n.aktas

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba ....pamukkale üni. eğitim fakültesi 3.sınıf öğrencisi i.e., dün saat 17.00 ‘de alışveriş merkezine gitti. i.e., alışveriş merkezinin market bölümünde temizlik görevlisi olarak çalışan, uzun yıllardır görüşmedikleri kuzeni, evli ve iki çocuk babası kadir dinçer'e iddiaya göre, kendisinin başka bir isimle tanıtıp, akraba olduklarını söyledi. bir süre sohbet etmelerinin ardından i.e., cebinden çıkardığı bıçağı, çevredekilerin şaşkın bakışları arasında dinçer'in karnı ve sırtına sapladı. polis, olayın ardından i.e.'yi gözaltına aldı. şüpheli gözaltına alınırken, "o bana çoçukken tecavüz etti" diye bağırdı. psikolojik tedavi gördüğü de ileri sürülen i.e.'nin tecavüz konusunu işledikleri bir derstte 15 yıl önce uğradığı tecavüzü tekrar hatırladığı ileri sürüldü. evet travmalarımız , yaşam boyu bizimledir. önemli olan onları yok saymak değil, onlarla birlikte nasıl yaşayabileceğimizi öğrenmektir.(alıntı)

die stimme des mondes 
 10.07.2014 2:17
Cevap :
Önemli olan yaşadığımız o tatsız anının bizim üzerimizdeki etkisini nötrlemektir! Yola sağlıklı olarak devam etmenin tek yolu budur. Sevgi ve saygılarımla.  10.07.2014 17:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 561
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8414
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster