Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
641
 

Değinmeler

Değinmeler
 

İnsanın kendisine yabancılaştığı bir çağa tanıklık etmek ne acı bir durum!

İstekler artıkça, daha çok şeye sahip olma düşüncesi beynimizi kemirip durdukça, kişinin “kendi kalabilme/olabilme” becerisi azalmaya devam edecek.

Şehrin ana caddesi üzerine sıralanmış alışveriş merkezlerini gördükçe, insanın insana yaptığı en büyük kötülüğü görüyorum.

Benliğinden, öz saygısından, kişiliğinden harcayarak huzurlu olmayı arzulayan insan yığınları…

Daha çoğa sahip ve egemen olma düşüncesi ile sahip olduklarını tüketen insanlık.

Mutluluğu, doyumsuzlukla eş değerleştiren bir toplum içerisinde yaşıyoruz.

Mutsuzluğumuz artıkça doyumsuzluğumuz da artıyor.

Elimizdekilerle mutlu olmayı beceremeyen biz, elde edemediğimiz/edemeyeceğimiz mutlulukların hayallerini kuruyoruz.

Ne kadar tüketirsek o kadar mutlu olacağımızı sanıyoruz.

Paylaşmanın uzağında, tüketim çılgınlığında kendimizi bulmaya çalışıyoruz.

Bütün kalelerimiz zapt edilmiş; ruhumuz esir alınmış, kendimizden uzak düşmüşüz.

Kendisi olmaktan utanan bir düşünce, evimizin içine kadar girerek çocuğumuzu, eşimizi aile yapımızı yıkmaya hazırlanıyor her akşam.

Yabancılaşan birey; yönlendirilen kitleler…

Televizyon denen sihirli kutunun hipnoz etkisi yapan abuk sabuk dizileri ile daha ne kadar uyutulacağız?

10 Kasım Perşembe

Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Rüstem Erkal başkanlığındaki bir ekibin, Güneydoğu illerindeki akraba evliliği ile ilgili yaptığı araştırma, 5 Kasım tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlandı.

Habere konu olan illerdeki kadınların büyük bir bölümünün küçük yaşlarda ve çağ dışı yöntemlerle evlendirildiği görülmüş.

Yöredeki gençlerin evlenmelerinde ilk sırayı amca çocukları alıyormuş.

Çok eşliliğin en çok görüldüğü il de % 10.2 gibi bir oranla Urfa’ymış.

Bu araştırma sonuçları, bilinçli eğitimin şuur düzeyindeki yerini bir kez daha gözler önüne seriyor.

“Değer bilinci”nin gelişmesi ile kadın öz güvenine kavuşacak ve sorgulamaya başlayacaktır.

Buradaki farkındalık da eğitmenlere düşüyor.

Ben neyim, niçin varım? kritiğini yaparak sağlıklı düşünmenin toplumun geleceği için vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğu fikri bir an önce insanlarımıza aşılanmalıdır.

Araştırmanın sonucunda, kentleşme ile yeni kuşakların genç yaşta evliliğe karşı çıktığı da görülmüş.

Bu da gösteriyor ki, toplumsallaşma, insanı bir adım öteye taşıyan bir beceri öğretisi katalizörü vazifesi yapmaktadır

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet durumun acılıklı bir durum olduğu gerçek ama sorunu ortaya koyan çözümünü de ortaya koyar.Evet kitleler halinde teknolojinin,çağdaş dünyanın vs.nin ürettiği saçmalıklar ardından koşarak buna bağlı olarak saçma sapan bir yaşam sürüldüğü bir gerçek ama bundan daha da kötü duruma düşeceğimiz kesin.Şöyle 15-16 yaşlarında bir Türk çocuğunun 10 boyunca hayatını inceleyin.Bir bakın bakalım kendi olma fırsatı veriliyor mu.ÖSS denen saçma sapan fakat Türkiye için en uygunu olan bir sistem var bu bir gerçek.Ama gelin onu bir kenara bırakalım.Aileler,Tv vs. çocuğu bu yönde eğitiyor ,yetiştiriyor(!).Bir bakın bakalım çocuğa kendini hayatı vs sorgulama düşünme fırsatı veriliyor mu?Bu fırsat verilmeyince ne oluyor?Gençlik kendisine dayatılanları öğreniyor o şekilde yaşıyor.Güneşin batarkenki o büyülü atmosfer onu etkilemiyor ama sibel can'ın kaçıncı eşiyle evlendiği pek ala ilgi çekici gelebiliyor onun için.Yok azizim yok şu yüzümdeki karayı ben de gösteririm sana yeter ki bundan kurtulma yolu

Masafuso 
 17.05.2008 13:22
Cevap :
Çözüm de var elbet. Bireyselitenin çözümünden: Duygu, düşünce, ahlak,sevgi,para, kendini tanıma eğitimi..... Bu eğitimler küçük yaştan itibaren verilmeli,yaşamı yaşama bilinci öğretilmeli. Sihirli değnekle değil, arzu ile elbet de.Teşekkürler.  17.05.2008 21:20
 

Haklısınız arkadaş insan kendine değr vermeli ama söylemekle olmuyor keşke sözlerla olsa ama gördüğün gibi olmuyor ve yabancılaşıyoruz saygılarımla

nesim eren 
 16.05.2008 21:49
Cevap :
Teşekkürler, başarılar.  24.05.2008 20:56
 

Gerçekleri ifade eden fakat şahsımızın ve toplumumuzun düşünmediği bir konu dile getirilmiş teşekkür ediyorum

Özcan Koyuncu 
 14.05.2008 19:32
Cevap :
Teşekkür ederim.Bilgi varsa fark vardır.  16.05.2008 19:28
 

Merhaba arkadaş evet haklısın giderek kendimize çevremize dünyamıza karşı yabancılarışyoruz. Acı bişi ama şartlar bunu gerektiriyor insanlar sorguluyor sorguladıkça araştırdıkça felsefe yaptıkça dahada kendine yabancılaşıyor yani arkadaş eğitim artıkkça düşünen sorglayan ve geleneksel kültürden uzaklaştıkça kendimize dahada yabancılaşıyoruz yabancılaşma bigi toplumunun hastlığıdır kapitalizmle bu yabancılaşma dahada çok oldu çünkü artık global bir dünyada yaşıyoruz. Çelişkileri, insanlar arasında uçurumları eşitsizliği daha çabuk görüyoruz aşağılık duygusunun daha ağır bastığı ve insana verilen değerin madde üzerinden biçildiği bir toplumda insanın kendine yabancılaşmaması imkansızdır insan doğasına aykırı yaşadıkça hep kendine yabancılaşacak ve mutsuz olacaktır. İnsana değer verilmeyen bir toplumda yabancılaşma çok ama çok doğaldır. ne yazkki insana deer verilmiyor ve insan giderek kendine yabancılaşıyor. saygılarımla

nesim eren 
 14.05.2008 18:24
Cevap :
İnsan önce kendine değer vermeli.Mersi.  16.05.2008 19:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 790
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

Eğitmen ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster