Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '10

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
851
 

Değirmen

Değirmen
 

Yoktu eskiden buğday öğüten fabrika
Değirmen kurulurdu akan suyun altına
Yüksekten su verince taşın çarkına
Döner taşlar ilahi yaradan aşkına
Kireç taşından örülmüş duvarı
Çatı yok üstünde topraktır tavanı
Bir odası var geniş bir de salonu
İki değirmen taşı durur ortada
Savaktan suyu tutarsan oluğa
Döner taş dilinde bir türküyle
Un eder, ezer sarı sert buğdayı
Değirmenci'nin ona bakan keyifiyle
İki kurşun atımı uzaklığında savak
Su olmazsa hiç dönmez çark
Arkın ucu İn önünde
Su tutmaya gider değirmenci
Seher vakti sabahın köründe
Bir kazma bir kürek var elinde
Kara kadife kilot pantol üstünde
Bir de kuşak sarmış beline
Lastik çizme yakışmış kendine
Seki tarladan inilir kır eşekle dereye
Yüklenir haşaşlı katmer ayran heybeye
Dih çüş yavaş yavaş varılır değirmene
Karabaş kuyruk sallar
Bana ne getirdin diye
Çil horoz görünce öter eşeği
Kınalı tavuk, kanat çırpar
Gıdaklar taze sıcak yumurta var deyi....
Hiç gördünüz mü siz?
Yazdığım corafyayı.
Geceleri zifiri karanlık
Gökyüzünde yıldızı bol parlaktır ayı
Genç kızlar ayakları yalın geçer
Boz bulanık akan çayı
Nöbet ne zaman bize gelecek
Hey! ! !
Değirmenci dayı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocukluğumda da değirmene benzer şekilde giderdik. En çok da değirmencinin öğüttüğü unu ağzına alıp çiğneyerek kontrol etmesi ilgimi çekerdi. Taş yeni dişlenmisse biz de hapı yutardık. Un yanmazdı belki ama çıtır çıtır taşlı olurdu. Güzel günlerdi..

Ahmets 
 14.05.2010 14:26
Cevap :
Merhebe Ahmet Bey, Katılımınız için teşekkür ederim. Saygılarımla  14.05.2010 14:41
 

küçük ırmaklar çoktur.ormanların içlerine sıkıştırılmış pastadan bir ev gibi olur değirmenler, sahipsizdir.artık metruk...ırmaklar artık değmeden geçer değirmenin çarkına.hazırı var ya...küçükkken gitmiştim bir kaç sefer annemin peşine takılıp.çıkarttığı sesi iyi tanırım bu yüzden.tane tane mısırın inişini düzeneğe ve onun tıkır tıkır çıkarttığı sesi...nasıl biter bu bi çuval mısır dersiniz de böyle teker teker akmayla,sabah bi bakmışınız ,su ,suluğunu bilmiş, çark çarklığını...mis gibi mısır unu bekler...artık yok...bunu da yitirdik zamanın içinde...teşekkürler hatırlattınız bu güzelliği...saygılar...

blue_prince 
 14.05.2010 7:35
 

Köyümüzdeki en son değirmen babamın amcasına aitti. Şimdi rahmetli oldu. Fakat sanırım rahmetli olmadan önce zaten kapatmış, kapatmak zorunda kalmıştı. Orada sadece buğday değil, susamda öğütürdü. Yani tahin yapardı. Hey gidi günler. Dedem de kekikyağı sıkardı derede. O da rahmetli oldu. Gördüğüm en saf, en sarı, altın renginde kekikyağı da dedemle birlikte tarih oldu. Şimdi hiçbir şey saf değil. İnsanlığın saflığını yitirmesi, yitirmek zorunda kalması da ondandır belki. Bana bunca şeyi düşündürüp, aktarmama vesile olan şiirinize, kaleminize bin teşekkürler. Saygıyla üstad.

Ayrıntıda gezinmek 
 14.05.2010 0:32
Cevap :
Merhaba Üstadım, Köklerimizi avuçlarımızda saklamanın bir yolu onlara ara sırada olsa dokunmak diye düşündüm ve çocukluğumda babamın işlettiği değirmeni dilim döndünce tasfir etmeye çalıştım. Anılarınızla sizi buluşturduğum için mutluluğum bir kat daha arttı. Bende size çok ama çok teşekkür ediyorum. Düşüncelerinizi paylaştığınız için. Sevgi ve saygılarımla.  14.05.2010 11:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 380
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 433
Kayıt tarihi
: 27.08.07
 
 

Karanlığın düşmanı Işık! Gecenin zifiri karanlığı, şafak sökerken yerini, ufukta yükselen Güneş Işı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster