Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
423
 

Değişen birşey yok!

Değişen birşey yok!
 

Sevgili arkadaşlar bugün yine eskilere, 1984 yılına ait bir köşe yazısıyla rahmetli İlhami Soysal'ı analım istiyorum. Okurken insan ancak bu kadar olur benzerlik, diyor. 23 yıl geçmiş ama bir arpa boyu yol gidilmemiş bir taraftan bakıldığında, ama diğer taraftan bakıldığında çoktan fersah fersah yol katedilmiş. Hedefe ulaşılmış bile...Rahmetli yazarımız bu günleri görseydi neler yazardı acaba? O dönem de Özal'ın cuma namazı kılması bile tartışma konusu iken, şimdi neleri konuşuyoruz? Ama aslında hep aynı şeyleri konuşuyoruz. Bal yapmayan arı gibi, vızırtılar hiçbir zaman kesilmiyor. Önce okuyun, sonra düşünün!

OYUNU KURALIYLA OYNAYALIM

Atalarımız, kendi düşen ağlamaz demişler. Hamama giren terler demişler...Bu atasözleri, bugünlerde ve önümüzdeki günlerde sık sık hatırlanmalıdırlar. Bir de halk türküsü var: Kendim ettim, kendim buldum diye.
Bu da hatırlanmalıdır. Günümüzde zamlardan, pahalılıktan, işsizlikten, izlenen dış ve iç politikadan yakınanalar, bu gidişin gidiş olmadığını yazıp söyleyenler, yukarıdaki atasözlerini ve halk türküsünü sık sık hatırlamalı ve külahlarını önlerine koyup düşünmelidirler. Düşünmek için zaman çok. daha en azından dört-dört buçuk yılları var. Ve diyelim ki, bu kadar zaman da kesintisiz, kazasız, belasız olsun ki, salim kafayla düşünülebilsin. Efendim koşullar şöyleydi, böyleydi diye minareye kılıf hazırlamaya da hiç gerek yok geçmiş için. Geçmiş geçmiştir...

1983 yılı 6 kasımında Türkiye'de vatandaş, sağduyusunu kullandı, Anavatan Partisini ve Turgut Özal'ı iktidar yaptı. Kendi eliyle, kendi oylarıyla...Üstüne üstlük, ANAP o sırada, ünlü deyimiyle en fazla müsaadeye mazhar parti de değildi...Ama iktidar oldu, olmayı bildi...Bu yetmedi, dört buçuk ay sonra yapılan yerel seçimlerde de ANAP büyük bir başarı sağladı. O güne değin falan ya da filan eğilimindeki partilerin kaleleri diye bilinen belediyeler bile sapır sapır düştü, ANAP'lıların eline geçti.

Şimdi tüm bunlardan sonra açık yürekle konuşmak gerekir:

1983 sonunda yapılan seçimlerde hile hurda var mıydı? Hayır, yoktu...Belki denilebilir ki, efendim seçenek azdı. Doğru, azdı ama vardı. Böyleyken de vatandaş ANAP'ı seçti...Sonra yerel seçimler yapıldı. Bu kez ilkine göre seçenekler çoğalmıştı. Ama vatandaş yine ANAP'ı yeğledi.

Peki iki seçimde de bir aldatmaca, bir yutturmaca söz konusu muydu? Yani ANAP ve Özal seçimlerden önce, sağ gösterip sol, ya da sol gösterip sağ mı vurdu? Yooo... Bu da söylenemez. Tam tersine, Özal kişiliği, eğilimleri bilinen biriydi. Üstüne üstlük iktidara gelirse, seçimleri kazanırsa neler yapacağını, kimlere dayanacağını gayet açık seçik alanlarda, toplantılarda, basında, radyoda, televizyonda gümbür gümbür ilan etti. Yani bugünler, o günlerden görünen köy idi. Özal hiçbir şeyi saklayıp gizledi diyemeyiz.

Seçmenin sağduyusuna , genel oy'a inanılıyorsa, mızrağı çuvala sığdırmaya kalkışmayıp gerçeği olduğu gibi kabullenmek gerekir; ANAP ve Özal, alnının teri, bileğinin gücü ve halkın desteği ile karşısına çıkmayı başarmış rakiplerini kanırta kanırta tuşa getirerek iktidar olmuştur. Beş yıllık iktidar süresinin, daha da geride , dört buçuk yılı vardır. Bu süre içinde de bildiğini okuyacak, inandığını yapacaktır.
...

Yazı daha devam ediyor. Ben seçimlerle ilgili bölümü aldım. Yazıyı okuduktan sonra bir kez de parti ismini ve başkanının ismini değiştirerek okuyun, ve hatta bir de Cumhurbaşkanının adını ekleyin. Başka birşey demiyorum. Zaten diyecek birşey de yok.

Yazının sonuç bölümü de ilginç, buyrun bakalım!

İyi de, bütün bunlar karşısında muhalefet nerede? ANAP şöyle ya da böyle bir dünya görüşü izliyor, politika üretiyor ve uyguluyor. Buna karşı, sağda ve soldaki muhalefet, sızlanmadan, dırlanmadan öte ne yapıyor? (Burası çok hoşuma gitti.) ANAP'ın yerine biz iktidara gelirsek şunu ve bunu yapacağız da Türkiye'yi gerçek bir demokrasi ülkesi, az gelişmişlikten kurtulmuş, çağdaş uygarlık düzeyinde bir özgürlükler ülkesi yapacağız, alternatif olarak şunlar ve bunlar vardır diyen, diyecek olan nerede?

Pahalılık, işsizlik, yoksulluk, tek kelimeyle gidişten yakınmanın ötesinde önerilen ne?

İşte önümüzde dört buçuk yıl yıl boyunca asıl düşünülmesi, araştırılması ve yanıtları bulunması gereken soru bu... Gidişe karşı olanların yapması gereken, sızlanmak, uyuz kaşımak değil çare söylemektir. (Sayfa 60-62)

İLHAMİ SOYSAL
NOKTA DERGİSİ, 23.04.1984

Hay ağzına sağlık üstad diyebilseydik bugün keşke! İyi ki yazmışsın bu satırları. Yıllar geçse de ilk günkü gibi hala taptaze, öyle de kalacak sanırım...Toprağın bol olsun!

Kaynak:

Demokrasi Diye Diye-İlhami Soysal-Milliyet Yayınları-1992

Resim alıntıdır:

perdesistemleri.blogcu.com/3280742/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 2957
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 2016
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster