Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '18

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
43
 

Değişim Çağı Sancıları: Dünyayı Düşünce ve Hayal Enerjisi Yönetecek

Değişim Çağı Sancıları: Dünyayı Düşünce ve Hayal Enerjisi Yönetecek
 

Değişim Çağı:Yeni Şuurun Doğuşu, Nodira İbrahim Güçsav, 2009


‘Dünyanın kutsallığı hissini kaybetmek, ölümcül bir kayıptır. Dünyamızı aşırı hırs ve türlü icatlarla yaralamak, kendi kutsallığımızı tehlikeye atmaktır” diyor Ursula La Guin. Bu sonsuz yolculuk dünyanın bütün varlıklarıyla beraber süren yolculuk serüvenidir ve her şey bir birine bağlıdır. Tek bir vücut gibi her şeyi bir birine bağlayan ise, ayrı ve parçalanmış görünen maddesel şeyliğin ardındaki fiziksel gözlerimizle görülmeyen Ruhtur.

Ruhlarımızı kaybettikten sonra bütün Dünyayı kazansak ne fayda? Kandıran ve kandırılanların karanlık ormanında birer ‘yürüyen ölüler’ ( zombiler) gibi hayat geçirmektir bunun sonucu. Ve ruhlarımızın karşılığında alacağımız nedir? İlk ayrışmalardan, ilk ‘anlaşma’ ve tenezzüllerden sonra daha aldatıcı teklifler sunar bu orman;  ta ki, dikenli ve zehirli sarmaşıklar içinizden ve dışınızdan sararak sizi tamamen felçleştirene, içinizi ve dışınızı git gide çıkılmaz ve ışık geçirmez hale getirene kadar. Bu sorular, meselenin özünü oluşturmaktadır. Geçici ama şu kısacık ömrümüzü güzel ve refahta yaşamamız mı önemli ve ya sonsuzluğu göz önünde bulundurarak hiç taviz vermemek mi geçici şeylere? Ya bunları iki ayrı şey olarak, karşıt uçlar gibi görerek hata yapıyorsak? Bin yıllarca bize ruhun yüceliği maddenin ‘tu kaka!’ olduğu vurgulandı. Oysa yaşam da kutsallığın bir parçası, beden de Yaratıcının eserlerinden biri, ruhun evi, değil mi? Bence her ikisinin de kendine göre hakkı dürüstçe verilmelidir. Fakat bizi ikiye ve daha çok parçalara bölen bir dualitik zihin ve sistem var, çoktan mı var, biz, modern insanlar mı radikalleştirdik bu durumu, bundan başka bir Sistem de olabilir mi? Belki cevabı eskilerde türlü talimatlarla ya da şimdiki yeni ‘kanal mesajlarıyla’ verildi mi, verilecek mi?

Bu sorulara, öz ve anlaşılır cevapları metodik şekilde nasıl ve nerede alacağız?

Spiritualizm, ruhsal gelişim, mistizm, ezoterizm, mitoloji, teoloji ve benzer alanlara merak bu dönemlerde yine zirvelerde. Evet, sayısızca kurslar, hocalar, seminerler vs var artık. Ama bu ALANda her zaman olduğu gibi, ceplere girecek ve hesaplara yatırılacak para miktarları işin içinde olduğu sürece, bu dönemde de aldatan ve aldatılanlar olduğu gibi, sayı olarak daha da çoğaldığını ve sayının git gide artacağını kolay öngörebiliriz. Zira bahçıvanlar iyi bilirler, çiçek ve ağaçlarınıza ne kadar iyi bakım yaparsanız, onların yanında her zaman yabani otlar da çok olurlar ve bakımdan olabildiğince nemalanmaya çalışırlar. Üstat mertebesini almanın ve ruhban olmanın ne olduğunu dahi tam bilmeden nasıl da kolay atlıyorlar bu işlerin içine: tabi, bir güzel piyasa-pazar gibi bakıldığında, ALAN pek çekici geliyor galiba bazı şahıslara! Oysa dünyevi menfaatten en çok ayrışması gereken, sömürüye, suiistimale ve istismara karşın EN AĞIR BEDEL ödeneceği bir yerdir burası. Şu durumları bir daha dikkatli gözlemleyen her kes bunu şahit olabilir: aldatılanlardan çok, aldatanlara kesilen ceza daha ağırdır! Diyelim ve fazla uzatmayalım bu konuyu ve örnek dahi getirmeyelim, çünkü en kolayı aklın ve hayatın kaybedilmesi gibi gelir örnekler arasında. Ötesini siz düşünün…

Çağdaş dönemde gerçek Ruhban olmak olağanüstü fedakârlık ve son derece dürüstlük, kendini Işık İlciliğine adama, özel bir kaderi yüklenme gibi özellikleri talep ediyor.Öyle çağdaşlarımızda çoktur. İlerideki yazılarımda Dünya’yı kendi geleneksel değerleri hem de Evrensel daimi değerlere bizim çağda bağlamaya, Yeni Şuur’u insanlar arasında açıklama-anlatma, halklara uyumlu hale getirme çabasında olan insanlarla tanıştırmak istiyorum. Bu yazımda ise, son zamanlarda çok yaygın hale gelen ve merak uyandıran Maya geleneğinin yeni dönem için verdiği mesajlar hakkında duracağım.

2012 senesinde, Carlos Barrios (Maya Büyüğü ve Kartal klanı ruhsal rehberi) bir Maya büyüğünün insanlara ulaştırdığı basit ve doğru bir mesajı hatırlatıyor: ‘…dönemin birliğe ihtiyacı var. Kutupluluk zamanında yaşıyoruz. Geçe ve gündüz, karanlık ve aydınlık, erkek ve kadın, pozitif ve negatif, Işık ve karanlığın bir birine ihtiyacı vardır. ‘

‘Şu anda karanlık taraf ne istediğinin çok net farkındadır. Berrak şekilde taşıdıkları vizyonları, kendi öncelikleri ve kendi hiyerarşileri var. Işık tarafında ise herkes kendini çok önemli biliyor. Kendi anlayışları ve kendi gruplarının anlayışlarının anahtar olduklarını düşünüyor. Kültürlerin ve fikirlerin çeşitliliği var, çok fazla rekabet dağılma var ve tek odak yok’. ‘Karanlık, eskinin, düşüş halinde olan Dördüncü Dünyanın, materyalizmin enerjisini seviyor. Onun değişmesini istemiyorlar, birliği istemiyorlar. Bu seviyede kalmak istiyorlar ve sonraki seviyeden korkuyorlar. Düşüşte olan Dördüncü Dünyanın karanlık enerjisi yok edilemez veya boyun eğdirilemez. O çok kuvvetlidir ve bu yanlış strateji olur.  Nasıl dönüştürülebilir? Karanlık sadece sadelik, samimiyet, açık kalplilik ile karşılaştığında dönüştürülür. Bu, Birliğe götüren şeydir ve Beşinci Güneş Dünyasının anahtarıdır. ‘Beşinci Element’ kavramına dikkat çekiliyor bu arada, Toprak, Hava, Su ve Ateş elementlerinden sonra, ‘ETER’ elementi kavramı girecek anlayışlarımıza. Sözlük, Eteri, ‘tüm uzayı işgal ettiği varsayılan kuramsal bir madde’ olarak tanımlanıyor. Uzayda elektomantyetik radyasyonun yayılmasını sağladığı düşünülür. Belki ‘uzay içindeki bir uzay’ olarak tanımlansa anlaşılır. Eter elementi ruhsallığı (spiritualizmi) temsil eder. Beşinci Güneş çağının gökseldir. Eter bağlamında kutuplulukların bir araya gelmesidir. İnsanlarda karanlık ve aydınlığın olmaması, yükselmiş bir Birlik olması anlamına gelir. Fakat karanlık şimdi bununla ilgilenmiyor. Barış ve diğer tarafla denge için birlikte çalışmalıyız. Bizi besleyen ve bize barınak sağlayan Dünya adına çok özen göstermeliyiz. Yaşamı korumak ve birliği devam ettirmeye tüm zihnimizi ve kalbimizi koymalıyız. ‘Huzursuzuz ve artık oyun oynayamayız. Gezegenimizin iki yolu var: ya yenilenebilir ya mahvedilir. Herkese ihtiyaç vardır. Bu zor ama özel bir zaman. Büyüme fırsatımız var ve tarihteki bu an için hazır olmalıyız’.

BİR ENERJİ DÜNYASINDA YAŞIYORUZ. BU ZAMANDA GÖREV HERKESİN VE HER ŞEYİN ENERJİSİNİ HİSSETMEK VEYA GÖRMEKTİR. İNSANLAR, BİTKİLER, HAYVANLAR. Değişime yaklaştıkça ‘eter’ kavramı çok önem kazanacak, çünkü bu enerjinin yaşadığı âlemdir.

‘Bizim tutumumuz ve eylemlerimiz, bu değişimlerin ne kadar şiddetli ya da ılımlı olacağını belirler. Eyleme geçmeliyiz. Meditasyonlar ve spiritual uygulamalar iyidir ama eylem de gereklidir. Kendi geleneğinize ve yüreğinizin çağrısına göre kendinizi değiştirin. Ama farklılıklara saygı göstermeyi hatırlayın ve birlik için mücadele edin. Bilgece yiyin. Çok fazla yemek spiritual hem kaba bedende bozulmalara neden olur. Bedeninize aldıklarınıza dikkat edin. Besinleri korumayı ve enerjiyi muhafaza etmeyi öğrenin. Nefesinizin üstadı olun. Berrak olun. Büyük kökleri olan bir geleneği takip edin. Hangi gelenek olduğu önemli değil. Kalbiniz bunu size söyler ama büyük kökleri olsun’.

Dr.Nodira İbrahim Güçsav

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 120
Kayıt tarihi
: 24.11.18
 
 

1996 da El-Harezmi adındaki Harezm Devlet Üniversitasını tamamlayıp, Biyoloji öğretmenliği diplom..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster