Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
383
 

Değişim

Değişim
 

netten...


Gazete okumayı tüm sayfaların artık 3.sayfalara benzemesiyle bıraktım. 

Etini açıp göstererek kendisini güzel sanan, reklam piyasasının bedenini ticari bir meta olarak kullanmasına izin veren kadınların, savunmasız kadına, çocuğa el kaldıran, taciz ve istismar eden ortalıkta erkeğim diye gezinen tiplerin haberlerini görmekten bıktım… 

Kalitesiz, samimiyetten uzak, çıkarcı siyasetten, doğruyu yansıtmayan ve taraflı ekonomik haberlerden de… Birkaç program ve dizi haricinde televizyonlar da yukarıdaki örneklerden kat be kat berbat olduğundan izlenesi değil… 

Bu tahammülsüzlüğüm bireysel mi diye düşünürken çevremde ve ailemdeki çoğu insanın benimle hemfikir olduğunu görüyorum… “Eskiden” diye başlayan iç çekerek devam eden cümleler(cümlelerim) çoğalıyor. İşin en acıtan kısmı da artık hiçbir şeye şaşırmamam…”İnsanın olduğu her yerde her şeyi bekleyeceksin” demişti bir büyüğüm… Bunu zamanla da tecrübe edebiliyorsun zaten. 

Her devirde toplumu irite eden olaylar, insanlar olmuştur muhakkak, ama son yıllarda hızla insani değerlerimizi yitirmeye başlamamızın en büyük suçlusunu “para” olarak görüyorum. Güç ve iktidarın tüm kişisel becerilerden, tüm yetilerden, eğitimden, emekten bile üstün tutulduğu bu kapitalist düzen gün geçtikçe bizi esiri yapmaya devam etmekte. 

İktisat biliminin doğmasına sebep sav “kaynakların kıt, ihtiyaçların sonsuz” olmasıdır. İnsanların artık doyumsuz ve aç gözlü olmaları da bu kıtlık korkusu yüzünden midir? Ya da bazı insanlar tüm insani duygu ve becerilerinden yoksun olduğu için kendisini sadece maddi olarak güçlü olduğunda – olacağında mı değerli hissedecektir? 

Az ile yetinen, vicdanı hür ve rahat, kültürüne sahip çıkan, sadece insanlara değil, doğaya, hayvanlara, tüm canlılara saygı ve sevgi duyan insanlar ne kadar da azınlıkta şimdi değil mi? Olmasın gereken tüm vasıflar şimdi erdemmiş gibi… 

Bu maddi-manevi çıkarcılık tüm ilişkilere yansımış maalesef… Aşkı eski şiirlerden, şarkılardan dinliyoruz bir masal gibi… Bir ütopya… Günübirlik ilişkilerin adı oldu aşk….O da tüm saf insani duygular gibi şekil değiştirerek çürümekte… 

Oysa Fuzuli’ye göre aşık bir pervaneydi hani… Nasıl pervane ateşi görünce kendini o ateşte yakmak isterse aşık da kendini aşka atıp öylece yanmalıydı… İlahi ya da beşeri… Şimdi var mı böyle aşklar... Yaradan’a bile şartlı yaklaşmıyor muyuz? Ben sana ibadet edeyim de sen de benim günahlarımı bağışla… 

Kapitalist çarkın kocaman, çirkin dişlilerinde ruhlarımız çiğnenip bir kenara tükürülmeden durup düşünmeliyiz… Ne götürebileceğiz son yolculuğumuzda yanımızda? 

Bâki’nin şu satırlarında dediği gibi; 

Âvâzeyi bu âleme Dâvût gibi sal Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş…  

(Sesini bu âleme Davut gibi sal, çünkü bu kubbede bâki kalan ancak bir güzel hatıra imiş.)  

Sevgi ve daim saygılarımla…  

Dilek Çınar 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

iyi insan olduk kendimiz için, iyi mahlelere taşındık, iyi arkadaşlıklar, tehlikesiz dostluklar ve yerleşim yerleri inşa ettik, korunaklı sitelere yerleştik, güvenlik görevlisi olan sitelere yerleşmek için paralar biriktirdik, bankalara borçlandık, ipotek altyına girdik, eski mahlemöizden kaçmak için...sahi neden kaçıyorduk biz ? kimden kaçıyorduk bişz? kaçtığımız ve göçtüğümüz yerlerde meydanı kimlere bırakmıştık? biz yoksak kim vardı artık bıraktığımız mahlemizde? kaçtık resmen , korunaklı istelerimize, koca duvarlı, alarmlı, güvenlik görevlisi olan sitelerimize girdik..oradan konuştuk, eski mahlemize doğru..."ne biçim dünya " dediğimiz , bizim boş bıraktığımız meydanlardı, eski mahlemizdi,sahip çıkmadığımız, ardımıza bakmadan kaçtığımız, şimdi eleştirel bir bir bakışla beğenmediğimiz yerdi, o ne biçim dünya dediğimiz...."gidemediğin yer senin değildir" demişti bir büyük insan; öyle ise, konuştuğumuz, rahatsız olduğumuz, bıktığımız , usandığımız şey ne ise...onu deşifre etmek gerek.

Yücel! 
 07.12.2011 12:18
Cevap :
seneler geçtikçe eskiye duyulan özlem büyüyor sanırım, en azından ben de öyle oluyor :) tespitlerinizde haklısınız güven duygusunun eksikliğinden kendimizi izole edip duruyoruz, dört duvarlar arasında kendi bir avuç yakınlık kurduklarımız dışından tüm dünyadan asimile yaşıyoruz, çalışmak ve maddi güvence sağlamak tüm zamanımızı - hayatlarımızı alıyor...insan böyle düşününce "ne için ? neden ?" diye sorgulayınca herşey ne kadar da anlamsız geliyor...değerli katkınız için teşekkürler Yücel...  09.12.2011 14:08
 

Bugün Türkiye bir nevi harman yerine döndü.Yeni zenginler ortaya çıktı. Bu insanlar parayı kullanmak şöyle dursun, para onları kullanıyor. Ve para her istediğini yaptırıyor bu zenginlere. Üstüne üstlük birde kitaptan uzak olunca ortaya saygıdan, sevgiden yoksun, kaba saba bir manzara ortaya çıkıyor. Bir nevi kültür tutulması diyebiliriz. Sevgiler, saygılarımla.

Hasan Göksu PBahçe 
 09.04.2011 0:15
Cevap :
Selamlar Hasan Bey çok haklısınız, sonradan,haketmeden ya da çok çabuk maddi güce erişen insanlar maalesef bunun esiri olabiliyor, hazım sorunu yaşayabiliyor, yoksa kimsenin parasında pulunda gözümüz yok ama gözümüze sokmaları da oldukça üzücü...Sevgi ve saygılar benden...  11.04.2011 10:35
 

sayımız az da olsa aşka inanan, insanî değerleri yok saymayan insanlar var....sayımızın azlığına bakıp hayıflanmayalım, çoğalmanın yollarını arayalım, karamsar olmayalım dilek hanım... sevgilerimle..

mustafa ceydilek 
 29.03.2011 23:13
Cevap :
olmaz mı ? çok şükür ki herkes paranın pulun esiri değil...umudu yeşil tutmakta fayda var diyorsunuz :) teşekürler Mustafa Hocam, sevgi ve selamlar  30.03.2011 11:38
 

Dünyanın çivisi çıkmış diyelim.. Sevgi,hürmet ve muhabbetle

Murat HACIOĞLU 
 29.03.2011 22:01
Cevap :
çıkmasa da gevşemiş, el birliği ile sağlamlaştırmak düşer bizlere...sevgi ve saygılar  29.03.2011 22:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 154
Toplam yorum
: 2492
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1096
Kayıt tarihi
: 24.08.07
 
 

Rakamlardan vakit buldukça harflere bulanan, okuyan, yazan bir mali müşavirim. Anneyim. Hayatı ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster