Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '13

     
    Kategori
    Güncel
    Okunma Sayısı
    183
     

    Değişim

    Değişim
     

    "Her hızlı değişim dönemi daima birden fazla toplumsal tasavvur ve yol üretir. Bunların hangisinin galebe çalacağı ise önceden bilinemez. Eğer teknolojiyi takip ediyorsanız hep ‘ileriye' bir gidiş olduğu ne denli doğruysa, zihniyetin nereye doğru olduğunu bilemeyeceğimiz de o denli doğrudur. Ne var ki değişimin başlangıcında söz konusu dinamizmi fazlasıyla basite indirgemek ve buradan bir iyimserlik üretmek her zaman caziptir. Ama maalesef sizi sarmalayan gerçeklik çoğu zaman çok daha derin akıntıların, sorunların ve ufukların esiridir. Böylece ortaya bir amalgam, bir yeni sentez çıkar. Yeni olan eskinin içinde eriyip bir mayalanma sürecine girerken, adaptasyonunu beceren eski daha çok uzun süre hükmünü icra eder. Yeninin ille de daha ‘iyi' bir zihniyete işaret ettiği ise bir yanılsamadır. Çünkü yeni olan daima birden fazla zihniyete gönderme yapar ve nihai doğrultuyu eskinin yeni olandan faydalanarak kendisini yeniden üretme yeteneği belirler...

     ...Tarihin önümüze çıkardığı zihniyet alternatifleri, bizi kuşatan büyük paradigmalardan bağımsız oluşmaz. Modernlik öncesinin zihniyeti otoriter ve ataerkil versiyonlarıyla ‘tek doğrunun' egemen olduğu bir anlam dünyasını ifade ediyordu. Doğrular ontolojik meşruiyete sahipti. Yani öyle birinin ağzından çıkıyordu veya çıkmıştı ki, söylenenin doğru olmadığını iddia etmek mümkün değildi. Tek çıkış aynı türden meşruiyete sahip farklı bir otoriteye dayanmaktan geçiyor ve böylece ‘tekçi' bakış bir çatışma zemini üzerinde normalleşiyordu. Modernlik doğrunun göreceli olduğunu, her özneye, kişiye ve kültüre göre değişebileceğini söyledi. Böylece çoğulculuk meşrulaştı. Ama bu durum ille de demokratik bir anlayışa işaret etmiyordu ve nitekim faşizm ve komünizm deneyimleri söz konusu ihtimali fazlasıyla kanıtladı. Post modern dönem ise doğrunun (zafiyet anlamında) daima ‘eksik' olduğunu söylüyor... Sadece öznel bir durumla karşı karşıya değiliz. Aynı zamanda hiçbirimizin doğrusunun kendi başına bir değer arz edip etmediğini de bilmiyoruz. Buradan demokrat zihniyete doğru bir damar üretmek mümkün. Ama ondan çok daha kolay bir biçimde nihilizme, sorumsuzluğa, vandalizme ve insani olanı reddetmeye eğilimli yaklaşımlara yönelmek de mümkün. "

    Böyle diyor Etyen Mahçupyan son yazısında....

    Hızla değişiyoruz,  sıra Barış ve Demokrasi için yeni anayasa yapmakta... Tüm çatışmaya rağmen bu sureçlerin Türkiye'de başarılacağına inanıyorum. Demokrat zihniyet algılandıkça ataerkil ve otortiter tekçi çatışmacı anlayışlar hızla eriyecek. Siyaset için şiddeti tercih edenler kaybedecek..

    Birgül EKİM bu blog'u önerdi.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 183
    Kayıt tarihi
    : 01.07.13
     
     

    Okumak, yazmak, mesleğimle ilgili yenilikler keşfetmek, spor, değişik yemekleri denemek...   ..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster