Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
692
 

Değişmesi gereken çok şey var…

Değişmesi gereken çok şey var…
 

Doğrusu, Türkiye’de “Değişmesi gereken” çok şey var ve bunların en başında da “Düşünce yapısının” değişmesi ve dünyaya uyum sağlayacak boyuta gelmesi gerekiyor. En Başta düşünce (kafa yapılarını) değiştirmeleri gereken kişiler hiç kuşku yok ki ülkeyi yöneten veya yönetmeye talip olan siyesi kadrolardır…

Biz “Kafanızı değiştirin” diye başlayınca, her nasıl oluyorsa “Kökten değişiklik” yoluna gidip, bazı temel değerlerimizi de kökünden sarsmaya çalışıyorlar. Örneğin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesini, amacını da aşmaya, aşırmaya çalışıyorlar.

Değişemeyecek, değiştiremeyecek, değişmemesi gereken temel kural şudur.

Bir; Devletin şekli Cumhuriyettir ve dolayısıyla demokratik parlamenter sistemdir. İkincisi ise; Cumhuriyetin temel nitelikleridir.
Eğer bu “Temel konularda” fikir birliği içindeysek, kuşkusuz sorunlar da kolay çözülecektir.

Parlamenter rejimin, dünkü yazımda da belirttiğim gibi üç temel ayağı, “Yasama” “Yürütme” ve “Yargı” vardır. Bunlar birbirine bağlı, birbirinden bağımsız çalışır ve çalışmak zorundadır. Bu temel kuralı da içimize sindireceğiz, birinin yaptığını diğeri denetleyecek ama birbirine “Laf çakma” eğiliminden vazgeçecek.

Eğer bu kuralları ve yapıyı içimize sindirdiysek, tüm sorunları çözmek için de önemli bir adım atmış oluruz. Hatta klasik bir deyimle “başlamak, bitirmektir” diyebiliriz.

Değişiklik istiyorsak, hem “Değerleri” içselleştirerek hem de “Kafa yapımızı” günün koşullarına uygun, yenileyerek yapacağız.
Örneğin bugün geldiğimiz noktadaki sorunu “TBMM Zemininde” çözmeye bakmalıyız. Eğer çözüm isteniyorsa, yeri TBMM çatısı altındadır, bunu kafamızın içine kazıyalım.

Bakın, değişmesi gerekenlere ilginç ve bir o kadar da çarpıcı bir örnek vereyim.

TBMM İçtüzüğünün “Kıyafet” başlıklı 56. Maddesi aynen şöyle:

“MADDE 56 – Başkanlık kürsüsünde Başkan, beyaz kelebek kravat ve siyah yelek üstüne siyah frak giyer. Görevli kâtip üyeler de, koyu renk elbise giyerler.
Genel Kurul salonunda yer alan milletvekilleri, bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Teşkilatı memurları ve diğer kamu personeli ceket giymek ve kravat takmak zorundadırlar. Bayanlar tayyör giyerler.”

İçtüzüğün bu maddesi gereğince bayan milletvekilleri “…tayyör…” giymek zorundadırlar.

İçtüzüğün bu hükmü gereğince ayağında “Protez” bulunan bir milletvekili, günlük hayatında protezi gizlemek için pantolon giyiniyor ama meclise girerken pantolon giyemeyeceği için, zorunlu olarak protezi açıkça görünecek biçimde ve tekerlekli sandalyesi ve yardımla Genel Kurul Salonu’na giriyor.

Bu kural gereği protezi açıkça ortada olan bayan milletvekilinin çektiği sıkıntıyı, şimdi siz kendinizi onun yerine koyarak anlamaya çalışın…

Hatta…

Sorunların üzerine giderken, o sorunun içinde kendinizi görmeye ve nasıl bir çözüm olarsa mutlu olacağınıza gayret edin, çünkü sorun çözmek, mutluluğu hep birlikte yaşamaktır.

Temelini birlikte “Millet” olarak attığımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, temellerini koruyarak ancak yüceltebilir, dünya devleti haline getirebiliriz, orasından burasından çekiştirerek ve temeline dinamit koymaya çalışarak değil…

İşte fırsat…

Anayasayı da içtüzüğü de bu ölçütler içinde değiştirerek yeniden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni huzura kavuşturmak için önünüze gelen fırsatı değerlendirin.

Ancak Başbakan’ın “Hele bir söylesinler…” tarzındaki yaklaşımına da son vermesi gerekir. Siz iktidarsınız, önce sizi dinleyelim, bakalım ne diyorsunuz. Eğer yazımda açıklamaya çalıştığım “temel” yerinde duracaksa, biz de varız…

29 HAZİRAN 2011
İBRAHİM PEKBAY

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 857
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster