Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
901
 

Dekolteye tecavüz

Aşağıda dekolteli kadının tecavüze uğrayacağına ilişkin önce profun ve sonra güya onu düzelten diyanet başkanının beyanatı var. 

"Sorunun odağında kim var? Kadın var. Kardeşim sen dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmayacaktır. Tahrik ettikten sonra sonucundan şikâyet etmen makûl değildir. Bu konuda suçu işleyenleri savunduğum anlaşılmasın. Elbette işlenen suç son derece iğrençtir. Lakin bu suçun işlenmesinde dekolte ve tahrik edici kıyafetler giyinen kadının da etkisi küçümsenmeyecek kadar büyüktür. Bu konuda tabii ki erkek suçludur, ama kadının da suçu göz ardı edilirse meseleyi çözümde yanlış adım atmış oluruz. Bu olayda her iki taraf da suçludur” Kaynak 

"İslam dininde hem kadına hem de erkeğe kendi cinsiyetini insanlığın önüne geçecek şekilde teşhir etmede eleştiriler, yasaklar söz konusudur. Ama bunlar hiç bir zaman ne taciz ne de tecavüze mazeret olarak gösterilemez" Kaynak 

Konu uzun yazılabilir ama sadece başlık olarak bazı şeylere dikkat çekelim. 

Kamuda diyanet başkanının sözleri profun sözlerini düzeltir manada görüldü. Oysa ikisi arasında bence hiç fark yoktur. Özü aynı lafzı farklıdır. Tahrik etmek ifadesi ile, cinsiyetini insanlığının önüne geçirmek ifadesi aynıdır. Neyin tahrik edici oluşu ile neyin cinsiyeti insanlığın önüne geçirdiği belirsizdir. Bunu dine dayandırıp böyle bir ilkeyi dogmatikleştirmek, norm haline getirmek, tinsel insan katilliğidir. 

Profun sözünün neden ve nasıl yanlış olduğunu söylemek çok da önemli değil. Esas önemlisinin belki de bunun ülkenin şu anki yönetiminin ve gittikçe toplumun ne kadarının anlayışı olduğu üzerinde düşünmektir. 

Defne Joy Foster'ın ölümü üzerine yazılan popüler yazı ve onu destekleyen büyük kitlenin bu iki kişiden farklı düşündüğünü söylemek pek de mümkün değildir. 

Bu dekolte-tacavüz nedenselliğinin altında sadece sözü eden profu eleştirmek bir maharet değil, onun toplumsal tabanını ve kökler'ini iyi okumak gerekir. 

AKP hükümetinin üst düzey kadrolarına baktığımızda çoğunluğunun eşinin türbanlı olduğu iddia ediliyor. Eğer bu doğruysa, acaba bu kişiler özünde bu profun sözünü desteklemekte değiller midir? Yoksa niye eşleri türbanlı? 

Erkek biyolojik olarak 3 günde bir erkeklik gücünde optimum seviyeye ulaşır. Erkek o nedenle, kadın ister kapalı olsun ister açık, ister yarı açık farketmez, o arzuyu yaşar zaten. Bu durumda kadın giysisiyle değil, varlığıyla erkeği tahrik eder. Kadın erkek ilişkisine bu düzeyde bakan için, erkeklerin kadınları taciz etmesi ve tecavüz etmesi analitik olarak normal bir sonuç olmalıdır. 

Ayrıca bu bakışta erkeği merkeze alan bakış vardır. Pekala erkek de kadını tahrik niye etmesin? Erkek insan da kadın hayvan mı? Onun da uzuvları var. Bizi hiç erkeklere kardeşim tahrik edici giyinme, karizmatik davranma çarşaf giy mi diyoruz? 

Bu arada başbakan bu profun sözlerini ve bunun üzerinden böyle bir anlayışı eleştirdi mi? Ama öyle eleştirmeli ki, diyanet başkanın dediği gibi laf cambazlığı yapıp aynı şeyi söyleyerek değil, harbiden eleştirdi mi? Ben duymadım, duyacağımı da pek sanmıyorum. Çünkü onların eşlerinin türbanlı olmasının altında da, sonuçta dinsel dogmaya dayandırılsa da, dinsel dogmanın mealinde, profun ya da diyanet başkanının dediği şey var. 

Prof ve diyanet başkanının söylediği sözlerinin tutarsızlıkları gayet rahat ortaya konabilir. Bu tutarsızlıkların varlığı ise aslında dinlerin insanı insanlıktan uzaklaştıran baskıcı ve otoriter ve erkekçi anlayışları yatar. Ama siz oradaki dogmaları sorgulamadan bu sözleri makulleştirmeye ve düzeltmeye çalışırsanız, bunu asla yapamazsınız. Çünkü sorun dinlerin hayata ve insana bakışından çıkar. Din adamlarını bu açıdan pek de suçlamamak lazım. Çünkü adam dine göre konuştuğu için, sözlerinin sorumlusu dinin dogmalarıdır, o dogmayı aktarmaktan başka bir şey yapmamaktadır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dini reddetmek sorunun tek çözümü gibi görünüyor, toplumsal anlamda bu da pek mümkün olmadığından din kaynaklı sorunlara çözüm üretilemiyor ya da sorunlar böyle laf cambazlıklarıyla örtbasediliyor. Selam ve saygılar.

Güler Sun 
 23.02.2011 20:01
Cevap :
Hayatta neyi merkeze alacağız? Soru bu? Öğretileri mi, Tanrı'yı mı, kutsal kitapları mı, belli kişileri mi, yoksa tek insanı/bireyi mi? İnsanlık tarihi hayatta merkeze alınacak tek şeyin birey olduğunu gösteriyor, göstermeye doğru gidiyor. Tek bireyi baz alırsak, ne dinimiz, ne milliyetimiz, ne cinsiyetimiz ne de siyasal görüşümüz bizi belirler. Tek kişi olarak sadece neysek o oluruz. Hiçbir şeyin baskısı altına girmeyiz ve daha güzeli hiçbir şeye baskı yapamayız.  24.02.2011 12:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 979
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster