Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
674
 

Deli coşku

Deli coşku
 

Herkes sürekli bir şeyler isteyip durur. Anneniz ve babanız sizden sürekli onların küçük kızları olmanızı isterler mesela. Patronunuz canınız çıkıncaya kadar çalışan ne ekmek ne su isteyen bir robot olmanızı. Sevgiliniz sürekli onunla ilgilenin ister. Arkadaşlarınız onları unutmamanızı, onlarla sürekli birlikte olmanız beklerler. Bu istekler bitip tükenmez. Sen onların ortasında sürekli oraya buraya çekiştirilip durduğunu hissedersin ve hayat böyle devam eder.Dengeni bulamazsın.

Eh elbette bir de senin de kendinden istediklerin vardır. Okunacak kitaplar masanın üzerinde yığılır mesela, her gün gazeteleri didik didik okumak istersin ama zaman yetmez. Televizyonda tartışma programları vardır ama uykusuzluktan gözlerin balon gibi şişmiştir açık tutamazsın. Bu arada vizyona yeni filmler girer çoğunu kaçırırsın. Ya da daha sonra evinde izlemek üzere ertelersin. Hiç bir şeye yetişemezsin. Gece yatağına yattığın vakit "bugün ne yaptım neden zaman yetmedi?" diye düşünürsün oysa elle tutulur birşey yoktur yaptığın. Yine bir şeylere geç kalmış, yine bir şeyleri ertelemiş, yine pestil gibi eve dönmüşsündür. Oysa hayat geçiyordur zaman dört nala ilerliyordur. Senin elinde olansa bir hiçtir. Ya da öyle sanırsın...

Hep kararlar verilir. Zamanımı daha iyi kullanacağım, planlı programlı olacağım diye. Oysa kendi kendine verilen sözlerin bir çoğu gibi onlarda tutulmaz çoğu zaman. Bunu bilirsin. Yine de ajandana, Bridget Jones gibi, bir dolu madde yazarsın ama hiç birinin yanına yapıldı işareti koyamazsın. Zaman geçer gider. Sen geçip gidemezsin. Öylece bulunduğun noktada bir ağaç gibi dikilir durur ve aklının başına gelmesini beklersin. Oysa aklın başındadır hiç bir yere gitmemiştir. Sen sadece kendine bir bahane yaratıyorsundur. Ve bunun adının Bahane olduğunu bile bile ona sığınıyorsundur.

Hayat bu diye karar verdiğin noktaya geldiğinde ise herşey bitmiş, kaderin yazılmıştır. İşe gidersin eve dönersin. "Çok yorgunum" diyerek kendini yatağa atarsın. Ertelersin. Sonra ertelediklerini unutursun. Plan yaparsın. O planları çöpe atıp yenisini yaparsın. Hiç bir maddenin yanında yapıldı işareti koyamazsın. Öfkelenirsin. Sayfayı yırtarsın. Aklın başına ne zaman gelecek diye düşünürsün. Bir kahve içersin kahve içerken kararlar verirsin. Ve bu böyle sürer gider. Sen ise hayat böyle sanırsın...

Oysa bilmezsin ki hayat planları hep alt üst eder. O senin yaptığın plana hiç bir zaman uymaz. Tek yapman gereken ruhunun isteklerini bilmektir. Enejini coşkuya çevirmektir. İstek ve coşku bir araya geldiğinde plan kendiliğinden işler zaten. Ruh adım atmaz o zaman, sıçrar. 24 saatin aslında ne kadar uzun olduğunu gösterir sana. O kısacık sandığın zaman dilimine her gün yeni bir dünya sığdırabileceğini. Her gün yeniden başlayıp uzun çok uzun mesafeler kat edeceğini.

Bu yüzden planlar değildir esas olan. Esas olan ruhunun o deli coşkusudur. Gerisi ise kendiliğinden gelir zaten...

RESİM: Diego Rivera

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Fulya, bilmem biliyor musun şu anda en çok yorum alan kişi sensin hem de açık ara farkla, sanırım bunun nedenlerinden biri de yorumlara verdiğin cevaplar, yani verdiğin cevaplarda yazdığın her konuya ne kadar hakim olduğunu gösteriyorsun bu yüzden insanın birden fazla yorum yapası geliyor, senin farklı ifadelerle aynı konuyu ne kadar iyi ifade ettiğini bilerek... Her ne kadar ben planlı-programlı biri olmasam da yine de planın gerekliliğine inanırım, baksana şu Almanlara iki dünya savaşında da yerle bir oldular ama bugün Avrupa'nın en zengin ve kalabalık ülkesi... İnsanlar aşağıda plan yaparken Tanrı gülebilir, ama üzülebilir de, verdiğim aklı niye kullanmıyorlar diye?... Sevgiler.

Arek 
 04.11.2006 22:18
Cevap :
Sevgili Arek, Çok teşekkür ederim. Düşünüyorum da Arek, aceba planlı programlı olmak mı doğru yoksa hayatın kucağına öylesine kendini bırakıvermek mi? Hele bu ara kafası karmakarışık olan ben bu konuda da kesinliğe sahip olamadım. Ama bu söz ne kadar doğru "Tanrı bize gülüyor" her plan yaptığımızda, hayatın istediğimiz gibi olması için cebelleşip durduğumuzda. Çünkü hayat kendi doğası gereğini yerine getiriyor, bizim isteklerimize göre biçimlenmiyor. Sevgiler...  05.11.2006 9:21
 

Bugün bende tam bu yazdıklarını düşünüyordum. Kendime ayıracağım zamanı sürekli başka kişilere ayırdığımı zamanın bana hiç yetmediğini, hiçbir zaman planlarıma uyamadığımı... Yazıyı okuduğumda hayrete düştüm inan. Sen ayna gibisin bir çoğumuzun içinde olanları yansıtan ama ayna dışımızı yansıtıyor sense içimizi. Tebrikler ve başarılar...

Banu Mutlu 
 31.10.2006 17:55
Cevap :
Sevgili Banu, İnan bana bu hepimizin ortak sorunu. Yetişememek ve ertelemek...O çok değerli övgülerin için çok teşekkür ediyorum. Sevgiler...  31.10.2006 19:06
 

nerden duydum unuttum ama bir söz vardı beni çok etkilemişti "insanlar aşağıda plan yapar . Tanrı yukarda güler" diye bu sözü anımsadım senin yazını okuyunca . En güzeli sürüklenip gitmek nehrin içindeki saman çöpü gibi

Ahmet Fuat EREN 
 31.10.2006 15:42
Cevap :
Harika bu söze bayıldım. "İnsanlar aşağıda plan yapar, Tanrı yukarıda güler." Çok teşekkür ederim. Akıl defterime kaydettim. Ve bu benim yazımın özeti aslında Ahmet Bey. Sevgiler...  31.10.2006 15:47
 

Söze nasıl başlayacağımı bilemiyorum. belkide hepimizin,sürekli yaşadığımız ancak, bir türlü anlayamadığımız zaman yetersizliğini bu kadar güzel kim anlatabilir.Gunlük olarak yapılacak işlerin listesini, genellikle tamamlayamadım.Hep yarım kaldı. Bunu,zamanın yetersizliğine bağlayarak teselli oluyordum. Bazen de büyük kentlerde yaşamanın bir bedeli olarak. Bazen ise beceriksizlik olarak gördüm.Bazen de tembelliğe havale ettim. Sizin bu yazınızda belirttiğiniz,"ruhun deli coşkusu" nu hiç düşünmemiştim. Bunu yaşamak istediğimi belirtmeliyim,ancak ruhun deli coşkusu nasıl yakalanır, nasıl elde edilir? Bu konuda hiç bir fikrim yok. Siz bu coşkuyu nasıl yakalayabiliyorunuz? Bana, bunu izah edebilirmisiniz? Lütfen! Saygılarımla.

Cemalettin 
 30.10.2006 23:49
Cevap :
Sevgili Cemalettin Bey, Öncelikle çok teşekkür ederim. Ruhun deli coşkusu? Bunu ancak kendi içinizde bulursunuz. Hani demiştik ya biraz durmak gerek diye. Nerdesin ve ne yapmaktasın ve istediğin bu mu? İçine bakmak gerek galiba biraz. Hayat tüm yaşadıklarımızdan ibaret değil gibi geliyor bana ne dersiniz? Hatta hiç değil. Başka bir şeyler olmalı bu koşturmaca içinde kaçırdığımız. İçinize bakın...Sadece içinize...  31.10.2006 0:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1085
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster