Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '08

 
Kategori
Sanat Tarihi
Okunma Sayısı
1550
 

Deli-dâhi Dali İstanbul'da

Deli-dâhi Dali İstanbul'da
 

Voltaire'in portresi.


Resim içinde resimdir Salvador Dali'nin tabloları. İlk baktığınızda göremezsiniz de resmi. Belki de her bakmanın görmek olmadığını bizlere gösteren önemli tablolardır bunlar.

İşte size güzel örnek: Bu yazının resmi olarak kullanılan bir Dali yaratısına bakınız. Resim küçük olduğundan belki ayrıntılara ulaşamayacaksınız. Fakat, Google arama motorunda, "görsel" tıkladıkdan sonra, Dali diye ararsanız, hem Dali'nin birçok tablosuna ulaşırsınız, hem de benim kullandığım tablonun büyük boyutuna ulaşabilirsiniz.

Bu tabloda ilk gözüken önde yarıçıplak bir kızın oturduğu, arkada ise kemerli bir harabe yapı ve bu yapının önünde, sağında, solunda çeşitli figürler... Bir de bu harabe yapının içinden çıkan iki rahibe var. Siyah-beyaz özel giysileri içinde biz bu rahibeleri görüyoruz. Oysa bu tablo "Voltaire"in büstüdür.

Pek güzel de Voltaire nerelerde?

Şimdi tablonun merkezini oluşturan ve harabelerin içinden çıkıp gelen iki rahibeye odaklanın. Rahibelerin başlarının üzeri ile harabenin yıkık arka planından gözüken gökyüzü aslında Voltaire'in alnını ve başını oluşturmaktadır. Rahibelerin başları ise ünlü düşünürün gözlerini oluştururken, yakaları düşünürün elmacık kemiklerini meydana getirir. Giysinin ve rahibelerin diğer el ve kol duruşları ise Voltaire'in burnunu, ağzını ve çenesini oluşturur.

İşte size dahice ve Dali'ce yapılmış bir Voltaire portresi.

İşin ilginç yanı bu resim içindeki resimleri kavradıktan sonraki insan gözünün bizlere yaptıkları. O dakikaya kadar bizler bu ve buna benzer resimlerde ilk gördüğümüzü görürüz. Yani, bu resimde yarı çıplak bir kız, harabe bir yapı ve yapının değişik yerlerine yerleştirilmiş figürler, yapının içinden anlamsızca çıkan iki rahibeyi görürüz. Fakat, orada gizlenmiş olan Voltaire portresini gördümüz anda, artık yalnız onu görmeye başlarız. Bu kez de ilk gördüğümüzü göremeyiz.

Evet, kendisine "Paranoyak" diyen, empresyonist, kübist ve sonunda sürrealist olmuş büyük ressam şimdi ve ikinci kez İstanbul'da. Kendisi için "Tek sürrealist benim" diyecek kadar iddialıydı. "Ben asla ölmeyeceğim" diyecek kadar da inatçı. "Bedenen ölsem bile bedenimin dondurulması üzerine vasiyetim var" diye yazmıştır.

Salvador Dali, yaşamı boyunca hep sanat dünyasının ilgi odağı oldu. İlginç giyimini ve bugün imzası olarak kullanılan bıyıkları, doğum günlerinde masa ve sandalye olarak kullandığı çırılçıplak genç kızlarla verdiği pozlar sanat dünyasını ne kadar ilgilendirdiyse, psikoloji bilim dalını da o kadar ilgilendirdi. Sigmund Freud da dahil olmak üzere bir çok psikolog ve psikanalist sürrealistlere ve özellikle Salvador Dali'ye "Normal" gözle bakmıyordu. Bugüne kadar da Salvador Dali için "Deli" de dendi "Dahi" de. Fakat, o yukarıda da yazdığım gibi kendisine "Paranoyak" tanısını koymuştu.

İlginç bir kişiliği olduğunu hepimiz biliyoruz. Örneğin bizlere sorsalar "Anılarınız hangi tarihten başlar?" diye, ne yanıt veririz? Elbette, üç yaşında ya da beş yaşında belleklerimizde kalan ufak tefek yaşanmışlıkları anlatıveririiz. Oysa, Dali, yaşam öyküsünü anlatmaya annesi ile babasının birleşmesinden hemen sonrasından başlar. Dokuz aylık anne karnındaki yaşamını anlatır. "Dahi" olmasını ise "Anne ve babasının etkisinden kurtulmasına" bağlar. "Ben onlara manevi işkence yaptım ve onlarla eşit düzeye geldim" der.

Dali, kaprisli bir sanatçıdır. "Günlük yaşantıya, günün düzenine baş kaldırmanın yollarından biri de kaprislerin çoğalmasıdır. Her açgözlülük, her şımarıklık, bir yenisini doğurmalı ve bunların tümü topluma kabul ettirilmelidir." der.

"Başkalarına benzemeyin, kendinizi sürekli eleştirin, isteklerinizi dizginlemeyin, istedikçe daha çok isteyin ve isteklerinizi doyuma ulaşana kadar isteyin ama iptal etmeyin, reddetmeyin" diye bizlere öğütte de bulunur büyük sürrealist sanatçı.

Gerçek adı Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí y Domènech olan sanatçı 1904 yılında doğdu ve 1989 yılında öldü.

İnsanoğlu, delilikle dahiliğin neden bu kadar birbirine benzediğini henüz bulamadı. Deliler mi dâhi, dâhiler mi deli, yoksa ikisi de aynı ruh durumumu bunu anlayan yok. Fakat, davranışların hemen hepsi aynı. Deli dediğimiz akıl hastalarının büyük bir kısmı akıl hastanelerinde birbirinden güzel sanat eserleri, edebiyat ürünleri veriyor. Dâhi dediğimiz birçok sanatçı ise akıl hastanelerinde olmasa da o hastanelerdeki hastalardan pek de farklı davranmıyor. En büyük "beyin" kabul edilen Albert Eınstaın ömür boyu çorap giymemiş ve saçına tarak vurmamıştı. O ünlü dili dışarda fotoğrafını onu tanımayan birine gösterseniz "dâhi" der mi?

Şimdi, sürrealizmin büyük ustası Salvador Dali eserleriyle İstanbul'da. Bu sergiyi gezerken büyük ressamın bir söyleşide sorulan soruya verdiği şu yanıtı aklınızın bir ucunda tutun: "Yeryüzünde gelmiş ve gelecek, ilk ve son dâhi benim. Bunu nasıl biliyorum? Düşlerimde görüyorum. Tanrı yeryüzünde tek dâhisini yaratırken, bu dahiye kendisinden o kadar çok şey katmış ki, bu dâhi ister istemez biraz Tanrılaşmış..."

"Yaşamak güzel şey be kardeşim" demiş büyük şair Nâzım Hikmet.

Sanat ve sanatçılar olmasaydı nasıl güzelleşirdi yaşamak?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

gazetede...

Ruksan İLDAN 
 21.10.2008 12:42
Cevap :
İlginize teşekkür ederim. Saygılar.  22.10.2008 9:34
 

Dali'nin D'sinden bakıyorum hayata; bu salıncaklı hayat iyi geldi bana; saygı ve sevgilerimle...

Şahin Yamaner 
 28.09.2008 14:17
Cevap :
Şu kısa dünyada hırsızlık, uğursuzluk, dolandırıcılık, yardım diye toplanan paraları cebe atmadan, insanlara zarar vermeden ve fakat insanlığın iyiliği için elimizden geleni yaparak yaşamak ve kendimizce yaşamak en güzeli... (İlginize teşekkür ediyorum Saygı ve selamlar)  28.09.2008 18:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3229
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster