Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
397
 

Delikli Yazı

Delikli Yazı
 

DELİKLİ YAZI

Bir bilmecede başımız “Yedi delikli tokmak, bunu bilmen ahmak” diye belirtir. Bir manide de, “Sinemi hakkâk delemez/Delerse gamze deler” denilerek sevgilinin gücü dile getiriliyor. Şu türkümüz de aşkı için dağları delen Ferhat’ı anımsatıyor:

“Şu ağları delmeli

Un edip elemeli

Yüreğim kan ağlıyor

Yârimi görmeyeli”

Çok yağmur yağarsa “Gökyüzü delindi galiba” diye telaşa düşeriz. İyi uyuduğumuzu “deliksiz uyudum” diyerek anlatırız. Delik açmak, delik tıkamak uğraşlarımız arasındadır. Çoktandır göremediğimiz dostlarımıza, “Hangi deliğe girdin?” diye serzenişte bulunuruz. Çocukken oyunun sona erdiğini, evimize gitmemiz gerektiğini “Evli evine, köylü köyüne; evi, köyü olmayan sıçan deliğine!” diye bağırarak duyururduk. İyi göremeyenlere, “Sendeki göz mü yoksa budak deliği mi?” diye sorarız. “Bu da geçer” diyenlere “Geçer ama diler de geçer” yanıtını veririz. Kimi kişilerin kişilikleri balon gibidir, içyüzleri er geç ortaya çıkar, en ufak bir delikte puf diye sönerler! Bir gazetede yazıldığına göre, ozon deliği, küresel ısınma Amerikalıların uzayı delmelerine bağlanmış! Aya, Merih’e gitmeye kalkmasalar dünya bu duruma düşmeyecekmiş... Orhan Veli Kanık, yoksulluğu, parasızlığı şu dizelerle anlatıyor:

“Cep delik cepken delik

Kevgir misin be kardeşlik!”

Ciğeri delik deyim verem gibi hastalıklar için kullanılır. Bir halk şiirinde ozanımız sevgilisine duyduğu özlemi bakın nasıl şiirleştirmiş:

“Hasretinle bağrım deliktir

Kül oldu vücudum şehri yanıktır”

Askerdeyken kamuflaj eğitimi yapıyorduk. Komutanımız kendini en iyi şekilde kamufle edenleri ödüllendireceğini söyledi. Ben de hevesle işe giriştim, her tarafıma dallar yapraklar iliştirerek bir ağaca benzemeye çalıştım. Öyle benzetmişim ki, iki sincap başıma çıktılar, fındık yemeye başladılar. Bir süre sonra karınları doymuş olacak ki, aralarında artan fındıkları bir yere saklayıp sonra yemek istediklerini konuştular. Biri, “İyi ama nereye saklayacağız?” diye sordu. Öbürü, “Düşündüğün şeye bak, dedi. Ağacı şöyle bir dolaşalım, elbet bir delik buluruz.”

Bütün çabamın boşa gittiğini söylememem gerekir mi acaba?

Delik, politikada da geçerlidir. Bir zamanlar Turgut Özal, anayasanın delindiğini söyleyenlere pişkin bir tavırla, “Anayasa bir kere delinmekle bir şey olmaz!” demişti. Daha sonra çok delindi ama hiçbir şey olmadı. Haklıymış Turgut Özal...

Egemen Bağış da Amerikalılara, Recep Tayip Erdoğan için, “Kendisini delikten aşağı itmeyin. Kullanın” demiş. Bu söz uygun bulunmuş olmalı ki, kullanılmaya devam ediyoruz, delikten aşağı itilmiyoruz dost ve müttefik devletler tarafından...

Devlet bütçesi her yıl açık veriyor. Delik büyük olduğu için bir türlü yama tutmuyor. Vatandaşın bütçesi ise delik deşiktir. Bu deliği fark ettirmemek için politikacılar beşik sallıyorlar, bizi parlak sözlerle kandırıp uyutuyorlar...

Politikaya uygulanabilecek bir fıkra sunuyorum. Yorumunu siz yapın.

Gelin hanım kız çıkmamış. Damat bunu kendisine anlatınca baba çaresizlikle ellerini açarak söylenmiş, “Bunun anası da delik çıkmıştı. Sülalemize dadanan bir düşman var. Kim acaba? Bir bilsem de bizimkileri uyarsam, böyle bir şey bir daha başımıza gelmese...”

Bu düşman sakın dost ve müttefik devletler olmasın?

İyi duyan, her şeyden haberdar olan kişilere kulağı delik derler. Kadınlar, kızlar küpe takmak için küçük yaşta kulakları deldirirler. Kız çıkmayan gelinlere delik adı verilir. Bu konuda şöyle bir fıkra var: Gelin hanım delik çıkmış ama damat bey aldırmamış. Bir süre sonra kayın babasının yanına gelen gelin hanım,

“Kulağımı deldirmek istiyorum bey baba. Nerede deldirebilirim acaba” diye sormuş. Adam dayanamamış:

“A kızım, demiş. Bu ne terslik? Evde deldirmen gereken şeyi deldirmemişsin ama orada deldirmemen gerekeni de çoktan deldirmişsin. Ben sana ne diyeyim şimdi?”

İşte böyledir bu dünyanın durum vaziyetleri. Neyi ne zaman ve nasıl deldireceğimizi iyi bilmeliyiz, yoksa zamanında kapamadığımız küçük bir delik başımıza büyük işler açabilir...

Yazımı hepinizin onaylayacağını umduğum delikli bir türküyle bitiriyorum:

“Mor koyun meler gelir

Dağları deler gelir

Hakikatli yâr olsa

Uykuyu böler gelir!”

****************

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 775
Toplam yorum
: 468
Toplam mesaj
: 68
Ort. okunma sayısı
: 568
Kayıt tarihi
: 13.10.06
 
 

Emekli edebiyat öğretmeniyim. Yazı ve şiirlerim çeşitli gazete ve dergilerde çıkmaktadır. 20 kita..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster