Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '07

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
940
 

Deliler

Deliler
 


“Deli” sözcüğü, belki de ilk kez kafama takıldı.

Çocukluğumuzdan beri “deli” diye bellediğimiz insanlar, aslında birer özürlü idi.

Bu insanların yoksul kesimde olanları, mahalle arasında dolaşır, mahallenin “soykalarının” alay konusu olur ve hatta eziyetleri ile karşılaşırdı. Yağmurda ıslanır, soğukta üşür, çıplak ayaklarını “cıncık” keser, köpek tarafından kovalanırdı. Kahvede okey oynayanların, verdiği bir sigara, içirdiği bir bardak çay ile mutlu olur, bu ikramların ardından gelen en küçük kötü hareketle birden hüzünlenirlerdi.

Zengin kesimde ise bu özürlü insanlar, yaşamları daha kolaydı şüphesiz. En azından sahip çıkan birileri vardı, insanların insafına terk edilmiyorlardı, yemeklerini düzenli yiyiyorlar, mahallenin “soykalarından” uzak duruyorlar, yağmurda ıslanmıyorlar, soğukta üşümüyorlar, köpekler tarafından kovalanmıyorlardı. Ayakları zaten çıplak değildi ki, “cıncık” parçaları kessin.

Her mahallenin bir delisi mutlaka var. Ve bu deliler birilerine anlatılırken (her nasılsa) gözlerde şefkat ışıltıları ile “Deli ama... Zararsız. Yazık. Allah yardım etsin..” diye anlatılır.

Bence mahalleli bu delileri çok sever, onların mahalle arasında dolaşmasından, sürekli gözünün önünde olmasından mutluluk duyar.

Çünkü iki tane harfi bir araya getirip okuyamayan, ilkokulu bile bitiremeyen işsiz Mehmet, o delinin yanında kendini akıllı hisseder. Çünkü, kahvenin önünden geçerken, tacizkar bakışlardan rahatsız bir şekilde hızlı adımlarla yürüyen genç kız Ayşe, delinin yanından geçerken rahatlar; bilir ki ondan zarar gelmez. Çocukların, o acımasız, dünyanın en gaddar varlıklarının eğlencesidir mahallenin delisi.

Mahallenin delisi kimin önünden geçerse, sessiz bir çığlıkla bağırır:

“Sen sağlıklısın. Elin, kolun, ayağın, aklın, fikrin yerli yerinde!..”

Mahalleli bu sessiz çığlığı duymuşçasına, çaktırmadan kendine bir bakar... Vücudunda bir eksiklik yoktur, akli dengesi yerindedir, sağlıklıdır... En yakınında tahtadan ne bulursa, tık tık vurur, Allah’a şükreder.

* İllüstrasyon: Sefa SOFUOĞLU

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"deli, deli'yi görünce sopasını saklarmış " belki bundandır bir deli görünce kendimizi akıllı sanmamız.bir çalım kaf dağında dolanmamız, yarından habersiz... kaleminize sağlık jülide öncel

Ysm 
 10.10.2007 14:46
Cevap :
teşekkür ederim. :)  28.10.2007 0:34
 

''Deli''leri severim,çünkü Şeyhusen de Tunceli'de anıtı yapılan bir delidir. Bakış açısına bağlı herşey,dışlamamak ve korumak, kollamak gerekiyor diye düşünüyorum. Sevgilerimle

Arzu KARADAĞ 
 10.10.2007 9:51
 

Delinin bloglarda ne işi var yahu! Sahura var daha! En az iki saat daha uyurdu.Ha, bu zamanda uyumak delilik dersen onda da haklısın .Bir şey diyemem!

Ahmet Balcı 
 10.10.2007 2:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 118
Toplam yorum
: 150
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1563
Kayıt tarihi
: 20.06.06
 
 

70'li yılların sonlarına doğru (1977 veya 1978... Belki de 1979...) tüm zamanların efsane dergisi GI..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster