Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '15

 
Kategori
Spor
Okunma Sayısı
1715
 

Demek ki Neymiş? Hak eden değil Telefon eden kazanıyormuş.

Demek ki Neymiş? Hak eden değil Telefon eden kazanıyormuş.
 

STS Ligin 19. haftasında Fenerbahçe ile Trabzonspor golsüz berabere kaldılar.

 Maçtan önce Trabzonspor Klübü Başkanının  maçın hakemi belli olduktan sonra kendisini arayarak         ( maçı hak edenin kazanacağı şekilde yönetmenizi  bekliyorum ) telkinde bulunduğunu itiraf etmesi maçın skorunun ne olacağı yönündeki heyecanı  beklentiyi arttırmıştı.

Hem skoru hemde hakem Bülent  Yıldırımın nasıl bir yönetim göstereceği herkes için merak konusu olmuştu. Bülent Yıldırımın verdiği ve vermediği her karar maç öncesi bu telefon olayı ile beraber zihinlerde karmaşık bir hal alıp öyle yorumlanacaktı.

Nitekim öyle de oldu. Ama maç yorumundan çok konuşulması gereken telefon ve telkin olayı idi.

Trabzonspor Kulübü Başkanı Hakemlerin bundan önceki maçlarında adil bir yönetim göstermediğini düşünüyor ki maç öncesi böyle   beklenmeyen girişimde bulunabliyor 

Hangi açıdan bakarsanız bakın bu  kabul edilemez anlaşılamaz ve sporun içinde olması istenmeyen bir durumdur.

Trabzonspor Kulübü başkanı eğer her maçtan önce hakemlerini arayarak böyle bir telkinde bulunuyor olsa idi bu istikrarlı bir durum olurdu. Ama sportif açıdan, ahlaki açıdan yine kabul edilemez bir durum olma vasfından kurtulamazdı.

E hal böyle iken her maç öncesi  hakemi aramıyorsa neden bu  maç öncesi böyle bir girişimide bulunmuş olabilr.

Bu defa  ilk olarak Fenerbahçe maçından önce bunu yapmasının nedeni ne olabilir?

Birinci ve en önemli nedeni  korkması  olabilir. Bu kişisel bir korkudur.

İkincisi eğer takımı mağlup olursa  ben  zaten  hakemin adil olmayacağını biliyordum, işte bu nedenle maç öncesi kendisini aradım diyerek taraftarları önünde hakemi suçlayacak ve kendi üzerindeki  bu kadar  maddi harcamaya bu kadar transfere rağmen  liderin 15 puan gerisinde  kalmiş  olmanın baskısını azaltabilecekti.

Üçüncü nedeni ise  2011 yılında Şampiyonluğu kaybetmelerine rağmen  başkan seçildiği kongrede verdiği  Ben bu  şampiyonluğu geri alacağım sözünün gerçekleşmeyeceğini bildiği halde iki yıldır İki Klübün taraftarları arasındaki şiddetli geçimsizliği daha da ileri bir boyuta taşıyarak yönetim ve takım başarısızlığının üzerini örtmek ve bu durumdan yönetsel avantaj sağlamaktı.

 Bir başka neden ise yine 2011 yılından sonra tavan yapan iki Kulüp arasındaki tartışmaları kişiselleştirerek diğer Klüp Başkanını bu maçta galip gelerek psikolojik baskı altına almaktı.

Bütün  bu ve diğer nedenlerle maçın hakemi ve Bülent Yıldırımı arayarak  gündeme gelen Trabzonspor Klübü başkanı sporun   temel fair play değerlerine ve  ruhuna hakaret etmiştir.

 Bu maçı kazanmak ne bir son ne de bir ilk olacaktır. Her iki klübümüz futbolda veya basketbolda bundan sonrada defalarca karşı karşıya gelecek bir çok müsabakalar oynayacaklardır.

 Bu maçın kazanılması bir şampiyonluk değil kaybedilmesi ise dünyanın sonu  değildir.  Trabzonspor bu maçı kazanmış olsa da gelecek sezon her iki takım en az iki maç daha yapacaklardır. Belki Türkiye kupasında karşılaşacaklardır. Yani demem o ki her iki takımın  daha yapacakları çok maç vardır. Bu gün berabere biter, yarın Trabzonspor kazanır , belkide sonra Fenerbahçe kazanır. Sporun gerçek doğası olan mücadele etme, yarışma ve saygı çerçevesini bu ve benzeri açıklama ve davranışlarla bozan kişilerin Klüp Başkanları olması sporun ruhu için ne kadar hazindir.

 Sahada 90+4 dakika mücadele eden sporcular rekabete uygun genelde fair play içinde maçlarını oyanışlardır. Maç öncesi Kulüp başkanlarının  bu kadar ortamı ve oyuncuların sinirlerini geren açıklamaları olmasa sahada oynanan oyun  da oyuncuların birbirlerine karşı davranışları da çok daha sportmence olabilirdi kuşkusuz. Yinede bu açıdan sorunsuz denebilecek maç çıkardıkları için her iki takım oyuncularına  teşekkür etmek gerekir. 

Düşünebiliyormusunuz oyunculara sportmence oynadınız diye teşekkür ediyoruz. Yani zaten öyle olması gerektiğini bildiğimiz halde içimizden bir ses hayret ediyor  değil mi .? Bu açıklamalar olduğu halde bu düşmanca tavırlar açıkça sürdüğü halde  bunun oyunculara yansımamasına hayret ederken teşekkür de ediyoruz.

 Bütün kulüp Başkanları veya camiaları temsil eden yöneticilerin çok daha  sportmence, iletişimi iyi  anlayışı yüksek ve topluma örnek davranmaları ve olumlu mesaj vermeleri gerekmektedir. Ligler ve şampiyonluklar her sene var. Maçlar her hafta  oynanıyor. Sadece mücadele olarak , sporun içinde sahada en iyi mücadeleyi vermek gerekir. Saha dışındaki  sporun içinde sığmayan açıklamalar suçlamalar kişisel aykırılıkların hiç bir kulübe kazandırdığı bir şey olamaz. 

Tam tersine taraftarların holiganizme aykırılığa küfüre hakarete doğru gidişleri artarak devam eder. Bu noktada zaten hiçte iyi durumda değilken  benzer nedenlerle olumsuz olayların körüklenmesine  sporun yöneticileri neden olmamalıdır.

Trabzonspor Klübü Başkanının  maçtan önce hakemi arayarak  maçın hak edenin kazanması nı istedim dileği asla ve asla masumane bir istek değildir.

 Futbolun adaleti yoktur. Hakemler hata yapabilir.  Bu insanidir. Önemli olan hakemlerin bilerek ve isteyerek üst üste hata yapmamalarıdır.

Bu günkü  maçın sonucunda telefon eden kazanmış gibi görünüyor ama;

 ben yinede,

Futbolda hak edenin değil, telefon edenin  hiç değil,  sadece daha fazla  gol atanın kazandığına inanıyorum. 

Saygılar,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 96
Toplam yorum
: 43
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 627
Kayıt tarihi
: 12.08.08
 
 

Karadenizliyim. İzmir' de yaşıyorum.  Dünyanın tek bir ülke  olduğuna inanarak  bütün insanların ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster