Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '11

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
69923
 

Demir (Fe) eksikliğini gidermeye yönelik pratik bilgiler

Demir (Fe) eksikliğini gidermeye yönelik pratik bilgiler
 

Dengeli beslendiği ya da ilaçlarla demir takviyesi yaptığı halde, vücudunda demir eksikliğine bağlı kansızlık (anemi) teşhisi konulan hastalara rastlamak imkânsız değil. Bu durum vücuda alınan besin veya ilaç içerikli demirin, genellikle yanlış tüketilmesinden kaynaklanır. 

Demirin bir metal olduğu ve farklı elementlerle kolayca birleştiği düşünülürse, farklı besinlerle kombine tüketiminde dikkat edilmesi gereken bazı hususlar olacaktır. 

Yetişkin bir insan vücudunda yaklaşık 4 miligram bulunan demir, hayvansal ürünlerden kabuklu çereze, bira mayasından yeşil sebzelere, hububatlardan patatese kadar hayvansal ve bitkisel birçok besin içeriğinde yer alır. 

Çoğu insanın şikayeti olan halsizlik, yorgunluk gibi rahatsızlıkların yanı sıra ciltte solukluk, nefes darlığı, baş ağrısı, çarpıntı, hafıza zayıflığı, dikkat azalması, dudak çatlaması belirtileri de eşlik eder demir eksikliğine. Bu durum çocuklarda ise zayıf hafıza, zeka düzeyinde gerilik, dikkât ve motivasyon eksikliği, bağışıklık sisteminin zayıflığı, düşük kilo ve iştahsızlık olarak kendini gösterir. 

Demir elementi, kanda hemoglobinin dolayısıyla alyuvarların (eritrositlerin) yapısına girerek, akciğerlerle vücuda alınan oksijenin dokulara taşınmasını sağlar. Bu durum demir eksikliğinin yarattığı halsizlik ve yorgunluk gibi belirtileri de açıklıyor sanırım. 

En çok bulunduğu besinler arasında dalak, karaciğer gibi hayvansal ürünleri, pekmez, yulaf, mısır, buğday kepeği, maydanoz, ayçekirdeği, kabak çekirdeği ve bira mayası gibi bitkisel kökenli ürünleri sayabiliriz. Bunun dışında süt, yumurta, tavuk, et, balık, soya fasulyesi, kuru meyveler, yeşil yapraklı sebzeler, mercimek, ceviz, fındık, fıstık, patates, yer elması, hurma gibi besinler de demir içeriğince zengindir. Ancak bunları tüketirken dikkât edilmesi gereken birkaç husus vardır. 

Hayvansal ürünlerdeki demir, bitkisel ürünlerdekilere oranla vücutta daha kolay emildiğinden, çocukları et, tavuk, balık, yumurta ve süte yönlendirmek daha doğru olacaktır. 

Çay ve kahvedeki alkaloidler demirle kompleks oluşturup emilimini engellediğinden, sütlü çay, sütlü kahve, yumurta eşliğinde içilen çay yaptığımız yanlış tercihlerdendir. 

Kalsiyum içeriği zengin besinler de demirin bağırsaktaki emilimini azalttığından, et ürünleriyle tüketilen ayran, pekmezli süt, yumurtayla tüketilen süt, ıspanaklı yoğurt bu olumsuzluğa örnek sayılabilir. 

Narenciye gibi C vitamininden zengin besinler demirin vücuda alımını kolaylaştırdığından, etin ya da yumurtanın beraberinde tüketilen bir bardak portakal suyu maksimum faydalanmayı sağlayabilir. 

Midenin boş olduğu anlarda ya da mide asit salgısını arttıran yiyeceklerle demir içerikli besinlerin tüketilmesi de, demirden faydalanmayı kolaylaştırır. Ne kadar zararlı gibi görünse de tavuklu sandviçin beraberinde içilen kola, demirin emilimine katkı sağlar. 

Bakır, manganez, kobalt gibi minerallar ve B12 vitamini de demirin emilimini destekler. Saydığım mineraller zaten demir içerikli çoğu besinde doğal olarak bulunduğundan, ekstra bir mineral kaynağına başvurmaya da gerek yoktur. B12 Vitamini ise aklımıza gelebilecek hayvansal besinlerin çoğunda bulunur. 

Bitkilerde bulunan oksalatlar demirle tuz oluşturup bağırsakta emilimini engellediğinden, domates, kuzu kulağı, ravent, kakao gibi bitkilerle demir içerikli besinler birlikte alınmamalıdır. 

Süt ve ıspanak gibi bazı besinler demir içeriğine rağmen, kalsiyum ve oksalatları da yapılarında barındırdıklarından, kendi doğallıklarında demirden yararlanımı azaltırlar. Bundan dolayı doğal demir takviyesinde tercih edeceğimiz besinler arasında buna benzer ürünler son sıralarda yer almalıdır. 

İlaç takviyesi olarak alınan demir preparatları, mutlaka yemeklerden en az iki saat önce alınmalıdır. 

Dengeli beslenmemize, bilinçli beslenmeyi de eklersek aldığımız besinlerden maksimum yararlanabiliriz. Bu da uç örnekler dışında çareyi ilaçlarda aramamızın önüne geçecektir. 

Sağlıklı günler dileğiyle... 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazdıklarınız bilimsel gerçek. Buna itirazım yok, olamaz da. Ancak dengeli beslenmeyi gerçekleştirmek ütopik bir konu 1) Her gün et ve sebze yemek mümkün mü?Mali imkansızlık çok yaygın. 2) Kalori durumunu herkes hesaplayabilir mi? 3) Yemekleri beslenme şartlarına uygun hazırlayacak zamanı olan biri gerek. Gençseniz eşiniz çalışıyor. Yaşlıysanız eşiniz de yaşlandığından, sağlığı buna müsait olmuyor.Yemekleri kim hazırlayacak? 4) Et ve balık ızgara olacak. Izgara yapmak her evde mümkün mü? 5) Ülkemizde kış aylarında sağlıkı sebze ve meyva bulmak mümkün mü? Çoğu sera ürünü? Bütün bunları olumsuzluk olsun diye yazmıyorum. Sayın yazarım hatalı düşünüyorsam beni uyarırsanız müteşekkir olurum.Saygılarımla.

yılmaz çetingöz 
 28.02.2011 17:20
Cevap :
Merhaba Yılmaz Bey, söylediginiz gibi beslenirken herşeye dikkat etmemiz imkâmsız. Ayrıca hergün et, balık, süt, yumurta, sebze, meyve de tüketmiyor olabiliriz. Ancak bu bloğu yazmaktaki niyetim, günlük tüketilmesi gereken besinleri ve miktarlarını anlatmak değildi zaten. Ben daha çok, günlük ne tüketirsek tüketelim, tükettiklerimizden maksimum faydalanmayı sağlamanın kullanılabilir yöntemlerini sunmaya çalışmıştım. Yani etin,balığın yanına domates yemeyin ya da süte kakao, kahve, bal karıştırmayın gibi küçük taktiklerle yediklerimizden faydalanmayı arttırmayı amaçladım. Yemekleri kalori hesaplayarak, en sağlıklı formda sunmaya çalışmak ayrı bir uğraş alanı olsa gerek. Hiçbirimizin bu kadar zaman alıcı ve ayrıntıcı işlerle uğraşacağını sanmam. Yine söylediğiniz gibi yediklerimizin ne kadar doğal olduğu da tartışılır. Yani sonuçta size hak veriyorum, dengeli beslenmek zor zanaat. Değrli yorumunuzla sunduğunuz katkıdan dolayı teşekkür ederim. Selamlar, Saygılar...  01.03.2011 14:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 54
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 4001
Kayıt tarihi
: 06.10.10
 
 

1974 Tunceli doğumluyum. 1996 Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum. Folklorik müzik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster