Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
695
 

Demokrasi, damgasını vuruyor...

Demokrasi, damgasını vuruyor...
 

-Alıntı-


Bir zamanlar, kimse kimsenin ne olduğunu bilmezdi. Bilse de her şey gizli kalırdı. Bir kişinin bildiği sır, iki kişinin bildiği sır olarak kalabilirdi. Zamanla, bu sırlar 3, 5, 1000, 70 milyon kişinin bildiği bir sır halini aldı. Evet, buna hâlâ sır deniyordu. Aslında bunlar bir beklentiydi. İnsanlar ya iyi ya kötü oldu. Arada bir değer elde etmek imkânsız hâle geldi. Siyaset, eğitime sıçradı, eğitim sağlığa, sağlık da insana sıçradı. Olmalı mıydı? Onu birazdan tartışacağız.

Mükemmel diye bir şey yoktur. Çünkü insanoğlunun doğasında "Eşit" olmak diye bir şey yoktur. Ya birşeyden üstün ya da bir şeyden aşağı olmanız gerekir. Mükemmel olan ise; bakıldığında bütün değerleriyle eşit olan ve bu eşitliği koruyan topluluktur...

Çeşitli politikalar amacıyla, birileri üstün oldu fakat geri kalanı değişmedi. Üstün olanların dışında kalanlar değişmediler, onlar mükemmel olmaya devam ettiler. Fakat bu da yetmedi üstün olanlara. Ne yaptılar, mükemmel düzeni bozmak için, birilerini aşağı çektiler. Şunu düşünmenizi istiyorum: Artı ve eksi sonsuzun olduğu bir yerde yaşıyoruz. Sıfıra ne kadar yakın olursak, o kadar mükemmel oluruz. Şikayet sayımız azalır, beklentimiz de azalır. Diyeceksiniz, "beklentinin azalması kötü bir şey değil mi?". Hayır, beklentiler bir şeyi daha çok şansa bırakmak anlamına gelir. Halbuki sıfır noktasında olursak, işimizi yaparak kendimizi tatmin edebiliriz.

Matematiksel bir ifadeyle "Mutlak Değer" kavramı bizim toplumumuzda çok yaygın. +1000 kadar üstün müsün? -1000 lik adam da o kadar üstün olduğunu düşünür ya da hayal eder. Bunlar basit örnekler ama önemli olan bir ülkenin durumu değerlendirilirken, ortalama değere değil; iki kutup arasındaki fark o toplumun refahını belirler. Bu kutuplar arasındaki fark arttıkça, refah azalır. Ülkemizde de, son yıllarda gördüğünüz üzere, fakir olan daha fakir; zengin olan daha zengin oluyor...

Gelelim asıl meselemize. Başta da bahsetmiştim, aslında kimse kimsenin ne olduğunu tam bilmezdi. Şimdi insanların içine giydiği külodun modelini bile biliyoruz. Sahi, birileri kapalı olmaktan falan bahsediyordu. Ciddi misiniz? Ben öyle sanmıyorum. Bir yerden alıp, bir yere koymayla bir şeylerin üstü örtülür tabii, açıkta kalan yerler ne olacak? Neyse...

Açık konuşmak gerekirse, ben kimsenin kimliğini bilmezdim birkaç yıla kadar. Mutluydum, çevrem genişti. İnsanlara önyargıyla yaklaşmıyordum. Çünkü onlar iyiydi. Şimdi? Taşlardan pirinci ayıkladıktan sonra elde ne kalırsa o kaldı... Saçmalıyor muyum acaba diye çok düşündüm. Neden benim insanları sevmeme izin vermiyorlar? Bırakın onlar benim gözümde iyi olarak kalsınlar. Bana kötü olarak tanıtmayın kimseyi. Belki eskiden 100 kişinin 3-5 i kötüydü. Şimdi ise, "Vay kötü adamlar varmış oğlum, bizi yemesinler biz de kötü olalım" düşüncesine sahip %50 ye yakın bir toplum var.

Psikiyatri dersinde demişlerdi bize, "Oy vermek, toplumun ümidinin hâlâ var olduğunu gösterir"... Benim ümidim var, hükümete kim geçerse geçsin pek tınlamam ama ben eski halkımı geri istiyorum. 550 kişiye karşı 70 küsür milyonluk bir güç istiyorum. Muhalefet olmaktan vazgeçmeyen ama her şeye de ön yargıyla yaklaşmayan; beni bilmem ne grubundan olduğuma bakarak değil, beni ben olduğum için seven veya sevmeyen; en önemlisi onun bunun gazıyla hareket etmeyen eşit bir halk istiyorum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eski halkı istemekle geri getiremeyiz. Ancak, barış, özgürlük, kardeşlik,hakça paylaşım, eğitim ve bilime önem veren yeni bir halk istemek daha mantıklı olmaz mı?

Gılgamış Kavasoğlu 
 16.05.2011 1:43
 

Oy vermenin toplumun hala ümidi olduğunu gösteren bir işaret olduğu düşüncesine katılmıyorum. Toplumun ümidi vardır veya yoktur onu bilmemem de bana göre oy vermenin bir tek nedeni varsa o da oy veren kişinin toplumun yönetim biçiminde söz sahibi olmak istemesidir. Ama diğer taraftan oy veren kişinin temsili demokrasilerde toplumun yönetiliş biçimi ile ilgili olarak söz sahibi olup olmadığı da ayrı bir konu. Eğer alt gelir gurupları ve özellikle de yoksullar gerçekten temsil ediliyor olsalardı, fakir ve yoksul olmamaları gerekmez miydi? Ben demokrasinin siyasetçi sınıfına güç ve ayrıcalık tanımaktan başka hiç bir fonksiyonu olmayan ve dünyanın en aptalca siyaset aracı olduğunu düşünüyorum. Eğer dediğiniz gibi halkın çoğunluğunu teşkil eden fakirler ve yoksulların "hala ümidi" oldukları için oy veriyorlarsa olmayacak duaya amin diyorlar demektir. Ben demokrasiden çok "akılcı, iyi ve adil" yönetilen bir toplumda yaşamak isterdim. Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 12.05.2011 21:24
Cevap :
"Akılcı, iyi ve adil" kısmında kesinlikle haklısınız. Saygılar, Sevgiler..  13.05.2011 19:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 131
Toplam yorum
: 123
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 3022
Kayıt tarihi
: 10.04.09
 
 

Marmara Üniversitesi, Tıp Fakültesi'nden mezun... Tıp Fakültesi'nden her şey çıkar, arada doktor ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster