Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '14

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
138
 

Demokrasi, hukuk ve kuvvetler ayrılığı

Demokrasi, hukuk ve kuvvetler ayrılığı
 

Anayasa Mahkemesi bugün ( 11 Nisan 2014) HSYK yasasını iptal etti. İptal gerekçesi olarak AYM bu yasanın kuvvetler ayrılığına ve yargı bağımsızlığına aykırı olduğuna hükmetti. Çünkü söz konusu yasa yargıyı geniş ölçüde Adalet Bakanının emrine sokuyordu. 

Çoğulcu demokrasilerde yasama, yürütme ve yargı erkleri birbirinden bağımsız olur ve uyum içinde çalışırlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde bu hep sorunlu olmuştur, yürütme ( hükumet) " bizi millet seçiyor ama hakimleri, yargıçları ve savcıları millet seçmiyor" gerekçesi ile yargıyı kendisine bağlamaya çalışmıştır. AKP hükumeti döneminde yargı hükumetin meclisten çıkardığı ve cumhurbaşkanının onayından geçirdiği bir takım yasalarla geniş ölçüde yürütmenin emrine sokulmuştur. Ancak AYM hukukta henüz fethedilemeyen son kale olarak yürütmenin Anayasa'nın kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı maddesini ihlal eden yasalarına karşı mücadele vermektedir. Bu yönde son olarak HSYK yasasını iptal etti. Twitter yasağını kaldırdığı zaman AYM'nin kararına saygı duymadığını söylemiş olan başbakan muhtemelen AYM'nin HSYK yasasını iptal kararına da saygı duymadığını söyleyecektir. Mevcut meclis başkanı yıllar önce Anayasa Mahkemesine gerek olmadığını dahi söyleyecek kadar ileri gitmişti. Paranoyak bir yaklaşım içinde olan Hükumet, AYM'yi de varolduğunu iddia ettiği paralel yapı organı olarak suçlayıp onu da etkisiz hale getirmek için meclisten yasalar çıkarmaya çalışırsa hiç şaşırmamak lazım. 

Hukuka ve hukuk devletine saygısı olmayanların hukuk devleti ilkelerine sahip çıkanlara saygı duymaması normaldir. Devleti sadece seçmenlerin iktidara getirdikleri hükumetin emrine sokmak, hukuku bastırmak, hükumeti hukukun üstünde hesap vermez duruma getirir, bu şekilde demokrasi imkansız hale gelir ve diktatörlüğün yolu açılır. Bağımsız yargı olmayınca Hükumetin ve yakın aile fertlerinin yaptıkları yolsuzluklar için hesap sorulamaz. Mevcut hükumetin hedefi de budur. Atatürk'ün Gençliğe Hitabesinde dediği gibi iktidar sahipleri gaflet, dalalet hatta hıyanet içinde olabilirler. Bugün bu durum çoktan gerçekleşmiştir. 

Ancak bugünkü hükumetin yaptığı önemli bir hesap hatası var : hukuku tamamen katledip sadece yürütmenin emrinde olan bir devlet yaratmayı başarırlarsa, bir gün iktidardan düştükleri takdirde, yerlerine gelen hükumetin emrinde olacak olan Mahkemelerde yargılandıklarında kendilerini savunacak bağımsız mahkememelere çok ihtiyaç duyacaklar ama o zaman iş işten geçmiş olacak ve kendi kazdıkları kuyuya düşmüş olacaklar. 

Rasih Bensan

11 Nisan 2014

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Günümüz iktidarının hukuku hiçe saydığı ve zaten cumhuriyetin kuruluşundan bu yana bağımsız olmayan yargıyı kendisine her geçen gün daha fazla bağımlı kılmaya çalıştığı konusunda sizinle hemfikirim. Ancak ne var bizzat anayasamızda kuvvetler ayrılığı diye bir kavramın söz konusu olamayacağı zaten yazılıdır. Diğer taraftan kuvvetler ayrılığı ilkesi hayata geçirilmeden yargının bağımsızlığının da söz konusu olamayacağı bellidir. Çünkü kuvvetler ayrılığı ilkesi "yasama ve yargı" erklerinin yürütme erkinden bağımsız, otonom olarak kurumsallaşmasını öngören bir ilkedir. Yani yargı bağımsızlığı konusunda haklısınız ama Türkiye'de hiçbir zaman yargının bağımsız olmadığını ve kuvvetler ayrımı ilkesi yaşama geçirilmediği müddetçe de asla bağımsız olamayacağını bilmek gerekir. Kısacası yargının ve de hukukun siyasallaşmış olması belli bir partinin değil bütün siyasi partilerin bir günahıdır. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 11.04.2014 19:42
Cevap :
evet, ben de yazımda aynı şeyi söylüyorum zaten   15.04.2014 23:44
 

Merhaba Rasih bet...İlk BMM'miz "kuvvetler birliği" esasına dayanmıştır(1921 Anayasası). Adı da "meclis Hükümeti'dir. Cumhuriyeti'mizin kuruluşu,bu sistem üzerine olmuştur. 1924 Anayasası, "Teşri selahiyeti ve icra kudreti BMM'de tecelli ve temerküz eder(Md.5)...Demokrasi yoktur ve hukuk da ancak bu kadar. Türkiye uzun süre "tek adam" ve sonra da "milli şef" unvanı verilen baş yöneticilerin kontrolü altında olmuştur...Bu nedenle ülkemizde, "Kuvvetler ayrılığı" sistemi hiçbir zaman demokrasi ve hukuk içinde, yönetimden ve birbirinden bağımsız olamamıştır...Bu arada peş peşe gelen askeri darbeler de tarihi süreç içinde "kuvvetler ayrılığı" sistemini hep zedelemişlerdir...Özellikle, "Bağımsız ve tarafsız" olması gereken yargının, nasıl bir o tarafa bir bu tarafa çekildiğini hepimiz gördük...Bu nedenle derim ki, demokrasi, hukuk ve "Kuvvetler ayrılığı" sisteminin tam oturması için daha binlerce fırın ekmek yememiz gerekecektir...Selamlar.

cdenizkent 
 11.04.2014 18:13
Cevap :
Yorumunuzda verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkürler. Maalesef yazdıklarınız doğru ama Türkiye kuvvetler ayrılığını başarmak zorunda yoksa demokrasi olamaz.  14.04.2014 22:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 368
Toplam yorum
: 132
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 2184
Kayıt tarihi
: 05.05.12
 
 

BİLİM özellikle astronomi ve çeşitli konularda araştırmacı ve yazar Amatör fotoğrafçı, Ka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster