Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
474
 

Demokrasi ve cumhuriyet üzerine düşünceler..

Demokrasi  ve cumhuriyet üzerine düşünceler..
 

Milliyet gazetesinde "o" gün hala yayınlanıyorsa bulunabilecek manşet örnekleri...(01 Haziran 2012) "Öğretmene dayak". Haberin alt başlığı; Fenbilgisi dersinde namaz saati olduğu için izin verilmeyen öğrenciler öğretmeni öldüresiye dövdü...

Yıl 2023 baharın pikniğe çağırdığı zamanlar...

"Piknik vahşeti", adlı bir haber, alt başlık; "Ailesiyle güzel bir haftasonu geçirmek isteyen ... 'a alkol kullandığı gerekçesi ile bir gurup kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından saldırıda bulunuldu. Adı geçen şahıs kaldırıldığı devlet hastanesinde doktorların içkili olduğu gerekçesiyle müdahalede bulunmamasından kan kaybından öldü...

Tarihten bir haber, Cumhuriyet gazetesinde...


"Mustafa Fehmi Kubilay 1930 yılında Menemen'de yedeksubay sıfatıyla askerlik görevini yapmaktaydı. 23 Aralık 1930 sabahı Menemen'de cereyan eden hadiseler genel anlatıma göre şu seyri izlemiştir: Sabahın erken saatlerinde, çember sakallı, başlarında sarık, sırtlarında cüppe, Manisa'dan o gün gelmiş dördü silahlı altı meczup, belediye meydanında tekbir getirerek gezinmeye başladı. Bazı kaynaklar içki ve uyuşturucu tesirine atıfta bulunmakta iken, sanıklardan Sütçü Mehmet Emin sonradan ifadesinde Nakşibendilik tarikatına mensubiyet göndermelerinde bulunmuş, Manisa'da vaazında bulundukları hocaları saymıştır. Grup "biz şeriat ordusuyuz" diyerek Menemen Müftü Camiine girmiştir. Elebaşı, Giritli Derviş Mehmet, yanında da Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan vardı. Derviş Mehmet camide namaz kılanlara kendini "Mehdi" olarak tanıttı ve dini korumaya geldiklerini söyledi. Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyledi. Camideki yeşil bayrağı alıp uzun bir sopaya taktılar ve Menemen şehir meydanında kazdıkları bir çukura diktiler. Bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye, zikretmeye ve "Şapka giyen kafirdir! Yakında yine şeriata dönülecektir." diye bağırmaya başladılar. Bayrağın altından ahaliden bazı kişileri (bir fabrikada çalışan Hayimoğlu Jozef de dahil) geçirdiler. Kasabaya halife ordusunun geleceği iddiası saf insanları korkuttu"...

Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulmasıyla, bir bilgiye göre; alay komutanı, yedeksubay Kubilay'ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderdi, başka bir bilgiye göre ise Kubilay sadece meydandan geçmekteydi. Askeri birlik sevki senaryosunda Kubilay ve askerlerin silahlarında mermi bulunmamakta olup, süngü takmışlardı. Kubilay, askerlerini meydan girişinde bırakarak, göstericilerden teslim olmalarını istedi. O anda gruptan açılan ateş sonucu yere düştü. Meydandan geçmekte olduğu senaryosunda, Kubilay üniformasının kendisini koruyacağına güvenerek tahrikçilere tek başına yaklaşmış ve Derviş Mehmet ile tartışmaya başladı, hatta ona bir tokat atmış ve bunun üzerine Derviş Mehmet tarafından vurulmuştu. Görgü tanıklarının genellikle doğruladıkları üzere, Kubilay yaralı halde cami avlusuna sığındıysa da, Derviş Mehmet ve arkadaşları peşisıra geldiler. Derviş Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkardı ve yaralı yedeksubay Kubilay'ın başını kesti. Kesik başı yeşil bayrağın sopasına dikmeye çalıştılar ancak başaramadılar. Birisi ip getirdi ve Kubilay'ın başı yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlandı. Olay yerine yetişen Bekçi Hasan ateş edip gruptan birini yaraladı. Ancak açılan ateş sonucu o da öldü. Arkadaşının yardımına koşan Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu öldü. ( Kaynak, Menemen.NET)

Bu gün gazetelere düşen bir haber Milliyet'ten...

"İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Bağcılar Lisesi'nde toplu namaz kılınması ile ilgili olarak AA'ya yaptığı açıklamada önce , "Din ve vicdan özgürlüğü var. İbadet yapacak olan ibadetini yapar, ama ibadet yapılan yen temiz olmalı. Yanlış yapılan bir uygulama değil, ama o araştırma neticesinde ortaya çıkar" dedi. Daha sonra ise "Temiz olan her yerde ibadet yapılabilir, ama bu okul olmamalı" açıklamasını yaptı.

İnsanın ibadetini yerine getirmesi doğaldır. Yarın farklı bir dine mensup olanlarda bu okullarda "Din ve vicdan özgürlüğünden yararlanmak isteyebilirler". Bu işin bir yönü... Ateistler ise ibadet saatinde farklı bir istekte bulunabilirler...

Türkiye Cumhuriyetinde dini siyasete alet eden zihniyetin ülkeyi getirdiği nokta, hızla çatışma kültürünün alt yapısını hazırlıyor. Geçmişte sağ, sol çatışmaları yaşandı. Türkiyede yaşayan insanları, yıllardır birbirine düşürmek için Türk Kürt çatışması çıkarmaya çalışıyorlar. Sünni alevi karşıtlığını körüklüyorlar. Şimdi gündem inanan inanmayan veya laik anti laik çatışması...

Siyaset esnafı Atatürk'ü anlayamadı.

Yeteneksizliklerini, tarikat kültürüne, ağalık kültürüne verdiği tavizlerle örtmeye veya iktidarını devam ettirmeye çalıştılar. Sonuç ortada. Atatürk'ü ve onun ilkelerini anlayamayan bir sürü kendini aydın sanan yarı cahiller, kutsallarımızı çıkarlarına alet edenler türediler.

Devlet siyasi, ekonomik, kültürel ortak paydaları olan , ulus olanların oluşturduğu yapıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi her türlü gericiliğe karşıdır. Özgür, medeni uluslar seviyesini aşma ideali yadsınamaz. Laiklik ilkesi ise devletin inançlara eşit mesafede olması, organları eli ile vatandaşa hizmet götürürken ayrım yapmaması bağlamında ele alınmalıdır Bu devletin hizmet verirken tarafsız, hepsine eşit uzaklıkta olması demektir.

Atatürk'ten sonra ilerici, devrimci yörüngesinden kopartılan Türkiye, bu gün getirildiği nokta itibari ile zor bir süreçten geçiyor. Kurtuluş savaşı öncesinde Emperyalist ülkelere karşı kazandığı savaşın mağlubu olanlar her tür zemini kullanarak rövanşı alma çabasına amansız bir iştah ile devam ediyorlar.

İşte bu gün yaşadığımız olumsuzlukların kaynağında yatan budur. Gözlerine medya aracılığı ile perde çekilmiş olanlar bu süreci okuyamıyor. Gerçek aydınların kendilerini ifade edebilecekleri zeminler hızla daraltılıyor. Bilimsellikten hızla uzaklaşılan, ulema'nın baştacı edildiği bir ortamda bilgi kirliliği, kafa karışıklığı yaratılıyor.

Kurtuluş savşında ordumuzu arkadan hançerleyen tarikatlar ve uzantıları her türlü takiyye'yi uygulayarak Cumhuriyet'i yörüngesinden uzaklaştırmanın gizli, açık savşını veriyorlar.

Bu gün bu oyunlara alet olmamak, her yurttaşın bu ülkeye olan namus borcudur.

Demokrasinin, ülkemin gizli açık düşmanlarının at koşturacağı, işlerine geldiği gibi yorumlayacağı bir argüman olarak kullanılmaması gerekir. Ancak bu, milyonların meydanlarda haykırdığı tepkisini, Atatürk ve değerlerine "Özde" bağlılıklarını sandıkta kanıtlamalırı ile sağlanabilir.

Her yurttaş kime, neye hizmet ettiğini sağlıklı bir şekilde düşünmek zorundadır...

Bu ülkenin yeni "Derviş Mehmetlerin" peşine sürüklenerek, kaybetmemesi umuduyla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet ben bu ülkede bu gibi olaylar yaşansın istemiyorum ama ben bu ülkede mini etekle okula giden uyuşturucu satılan okullar da olsun istemiyorum. Ne zaman dengeli manzaralar göreceğiz?

medisis 
 05.06.2007 0:13
Cevap :
Türkiye gerçekten laik bir eğitim sistemine geçtiği zaman "din" çıkar amaçlı kullanılmayacaktır. Denge çağdaş eğitimve kültürel gelişim ile oluşur.Küçücük çocuklara sokak ortasında uyuşturucu satılıyor ise bunu çözmesi gereken yine bellidir. Anne ve babalar sevgi ve anlayış ile aile birliği oluştururlarsa daha iyi bir sonuç alırız diye düşünüyorum.  05.06.2007 14:59
 

Daha dündü Sivas, ondan az önceydi Maraş... Büyük adada şortlu diye tükürülen kızlar 2005'deydi... Askılı giymiş Ağustos sıcağında bak bak bak diye Eminönü'nde tokatlanan arkadaşım ise daha yeni... Genelevlerle meyhaneleri özellikle karıştıran zihniyetlerin bilinçaltına sokuşturmak istedikleri de belli... Uyanmak gerek evet ama gereken kişiler 14 Nisanda uyandı zaten ;) Diğerleri de bi ihtimal gelirler arkadan ama çok sanmam... Öyle işte... Sevgiyle...

Barış 
 02.06.2007 1:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1116
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 809
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster